yazar

'yalnız yaşayan insan yüksek sesle konuşmaz, yüksek sesle yazmaz da: yankıdan, yankının boşluğundan, yankı perisinin eleştirisinden korkar...  yalnızlık tüm sesleri değiştirir...' / nietzsche   “ali püsküllüoğlu”na

Ağustos 22, 2009 - 15:24
 979
biricik yalnız insan: yazar. olsa da başkaları, yalnızlığı derince yaşayan: kuyu. çoluk-çocuk eş-dost-akraba, iş-güç, para-pul, konum… hiçbir şeyin gerçekte bağlanmayanı/bağlamayanı: ermiş. büyük sözleri, tavrı/tutumu, adımı, lokmayı içselleştirmeyen hep: bilge. bağışlayan,  gömezden gelen, hoşgören ve cehennemsiz cenneti insanlığın -yazgısız: tanrı.  bir yaprağın  -yeşil/sarı/kızıl-  serüvenince düşen ve bir elmaşekerince kanatlanan: çocuk.  her şeyin, ama her şeyin acıttığı: hüzün.  lodos, deprem, sel ve imbat, kum tanesi, çiy: doğa.  yâr yüreğine çivilenen mavisevi: aşk.  bir çökkünlük-bir coşkunluk: deli. düzen ve kargaşa: evren. zemherir ve yaz: mevsim. düş ve düşün ve düşüngü ve düşülkü: us. karanlık ve aydınlık: gelgit. her ve hiç: karşıt. hem gebe-hem ebe: tek.  bir inci tanesi uğruna, okyanusun en gizemli yerine, yüzyıllarca-yüzyıllarca-yüzyıllarca… ve soluğunca dalan: tutku. lavın ortasında bağdaş kurup, erimesiz düşünen: filozof.  kale, kapı, kalkan: direnç. bir damla su, çölde: umut. çınar ve çalı: aykırı. bir kırmızı-bir mavi: mor. sandal, kürek, yosun, martı, balık, deniz…: yolcu/luk. ses-söz-es-sus: şarkı. ve dış: tohum. an, anı, anlatı: öykü. dün-gün-yarın: zaman. varı yok-yoku var kılan: tansık.  az-çok, az çok-çok az: ölçü/t. yürekli ve korkak: insan. dibi/gizi gören: baykuş. bir ışık süzmesine -ki bir günlük yaşamınca- gözünü kırpmadan kanat vuran: kelebek. ölümüne soluk: kanayış. özezer: yangın. evrensel iç ses: duyunç.  bire bir-iki-üç…: yediveren. her öz’ün çıkış imi: töz.  bir ters-bir düz / bir düz-bin ters: tersdüz. yazar: biricik yalnız insan.

İmbiğinden süzülen yürek suyunu içiyorsun yazarın(ın): kana kana… içine çekiyorsun bir yaşamlık soluğunu: bir solukta… nasırından parmaklarının, gözlerinin sönük nurundan, dillerinin binbir ağısından-balından öpüyorsun: her öpüş, bir öldürüştür: bilmiyorsun… okşuyorsun geceler-günler boyu yaşamkalemini: gizil kaleminin kanayışını duymuyorsun… bir gülüyor-bir ağlıyor; bir düşünüyor-bir düşlüyorsun: yırtan suskusunu işitmiyorsun…

her an kanayışını yaşıyor da.. dindiremiyorsun…
her an yangınını biliyor da.. su serpemiyorsun…
her an düşüşünü görüyor da.. tutamıyorsun…

kuyusundan ermişbilgetanrı çocuk hüznüyle doğal aşkını delice evrene binbir mevsimlik usunun gelgitlerince karşıt ve tek tutkulu filozof direncince ve umudunca ama aykırı ama mor yine de yolcu/luklu bir şarkıyla bir tohumluk öyküyle zamanın tansıklığında ölçü/tlü ve insan ve baykuş ve kelebek ki kanayış ki yangın yeri ki duyunç bir de yediveren bir de töz ki ters düz: işte yazar (yazarın.)          … artık sen de kanıyorsun…   tan doğan