biricik
yalnız insan
: yazar. olsa da başkaları, yalnızlığı
derince
yaşayan:
kuyu. çoluk-çocuk eş-dost-akraba, iş-güç, para-pul, konum…
hiçbir şeyin
gerçekte bağlanmayanı/bağlamayanı:
ermiş. büyük
sözleri, tavrı/tutumu, adımı, lokmayı içselleştirmeyen
hep:
bilge.
bağışlayan, gömezden gelen, hoşgören ve
cehennemsiz cenneti insanlığın -
yazgısız:
tanrı. bir yaprağın -
yeşil/sarı/kızıl- serüvenince düşen ve bir
elmaşekerince kanatlanan:
çocuk. her şeyin, ama her şeyin
acıttığı:
hüzün. lodos, deprem, sel ve imbat, kum tanesi, çiy:
doğa.
yâr yüreğine çivilenen
mavisevi:
aşk. bir
çökkünlük-bir
coşkunluk:
deli. düzen ve kargaşa:
evren. zemherir ve yaz:
mevsim. düş ve düşün ve düşüngü ve düşülkü:
us. karanlık
ve
aydınlık:
gelgit. her ve
hiç:
karşıt. hem
gebe-hem ebe:
tek. bir
inci tanesi uğruna, okyanusun en
gizemli
yerine, yüzyıllarca-yüzyıllarca-yüzyıllarca… ve soluğunca dalan:
tutku. lavın ortasında bağdaş kurup, erimesiz düşünen:
filozof. kale,
kapı, kalkan:
direnç. bir damla
su, çölde:
umut.
çınar ve
çalı:
aykırı. bir
kırmızı-bir
mavi:
mor. sandal, kürek, yosun,
martı, balık, deniz…:
yolcu/luk.
ses-söz-es-
sus:
şarkı. iç ve
dış:
tohum.
an, anı, anlatı:
öykü. dün-
gün-yarın:
zaman. varı
yok-
yoku
var kılan:
tansık. az-
çok,
az çok-
çok az:
ölçü/t. yürekli ve korkak:
insan.
dibi/
gizi gören:
baykuş. bir ışık süzmesine
-ki bir
günlük yaşamınca- gözünü kırpmadan kanat vuran:
kelebek. ölümüne
soluk:
kanayış. özezer:
yangın. evrensel
iç ses:
duyunç. bire bir-iki-üç…:
yediveren. her
öz’ün çıkış
imi:
töz. bir
ters-bir düz / bir düz-
bin ters:
tersdüz.
yazar:
biricik yalnız insan.İmbiğinden süzülen
yürek suyunu içiyorsun yazarın(ın): kana
kana… içine çekiyorsun bir yaşamlık soluğunu: bir solukta…
nasırından parmaklarının, gözlerinin sönük nurundan,
dillerinin binbir ağısından-balından öpüyorsun:
her öpüş, bir öldürüştür: bilmiyorsun… okşuyorsun geceler-günler boyu
yaşamkalemini: gizil kaleminin kanayışını
duymuyorsun… bir gülüyor-bir ağlıyor; bir düşünüyor-bir düşlüyorsun:
yırtan suskusunu işitmiyorsun…
her an kanayışını
yaşıyor da.. dindiremiyorsun…
her an yangınını
biliyor da.. su serpemiyorsun…
her an düşüşünü
görüyor da.. tutamıyorsun…
kuyusundan ermişbilgetanrı
çocuk hüznüyle doğal aşkını delice evrene binbir mevsimlik usunun gelgitlerince
karşıt ve tek tutkulu filozof direncince ve umudunca ama aykırı ama mor yine de
yolcu/luklu bir şarkıyla bir tohumluk öyküyle zamanın tansıklığında ölçü/tlü ve
insan ve baykuş ve kelebek ki kanayış ki yangın yeri ki duyunç bir de yediveren
bir de töz ki ters düz: işte yazar (yazarın.)
… artık
sen de kanıyorsun…
tan doğan