Ya O esmer çocuk güzel insan...
Acı, öfke, yalvarış, başkaldırış, arayış, gözyaşı.. İşte tüm bu varları besleyen bir cenaze töreninden geldim az önce. İntihar etmişti, geride kalanlarını düşünmeyerek, belki de intihar etmişti; salt onları düşündüğü için, kim bilir bir intiharın anlık psikolojisini...
Sonunda bu standart gerekçeleri bir yana bırakıp atladım motosikletime.
Biran önce tören alanına varma isteği, oraya iç gitmeme kararının beynimde yinelenmesi, korku ve endişe derken büyük bir kalabalığın bulunduğu mezarlığa geldiğimi farkettim. Oldukça fazlaydı katılım. Ben oraya vardığımda ise gömülme aşamaları sonlanmıştı.
Topluluğa doğru yanaşmaya başladım bir garip hisle birlikte..
Kulağımı ağızlarından çıkan sessiz sözcüklere dayamıştım; ölen insandan bahsediliyor, ne kadar sevdiğini dile getiriyordu herkes..
Fakat benim aradığım bir esmer çocuktu. O'nun çocuğu.
Yabancı bir şekilde izlerken etrafı, birden bir esmerlik yansıdı gözüme, evet, O'nun çocuğuydu işte..
Gözleri 48 saatlik ağlayışın aynası, yüzü yitirdiği babanın özür mesajları ile doluydu. Birden ağlamaya başlıyor, yatıştırılamıyordu bir türlü. Gözyaşları ''baba neden'' cümlesini akıtıyordu, yüzündeki özür mesajının gözyaşlarıyla çarpışmasında suskunlaşıyordu esmer çocuk. Ama dayanamıyordu, ağlıyordu hep. Lanet okuyordu duruma, çaresizliğin verdiği acı, öfke ile tekrar boşalıyordu yaşlar, tekrar, tekrar..
Mahvoluyordum O'nu izlerken, gözyaşlarımın akmaması için gıdıklıyordum yüreğimi, ve boşalamamanın verdiği acıyı hissediyordum gözbebeklerimde.
Eşide aynı durumdaydı. Ağıt yakıyor, O'nu teselli edenlere sarılıyordu.
Ve ''evinamın bının'' ( Canomu getirin ) diyordu her haykırışında..
Daha fazla dayanamayacağımı anlamıştım. Gitmek, ayrılmak, olanları görememek istiyordum artık, ama esmer çocuk.. O'nu izemek ne kadar acı verse de, izlememek yalnızlığa itmek gibi geliyordu, oysa hiçbir faydam, desteğimde yoktu.. Yine de gözyaşları durana kadar inat etmiştim, ayrılmayacaktım oradan..
Diğer çocuğu askerdeydi, sabaha karşı gelmiş. Gelirken yaptığı yolculuğu düşünmek dahi istemiyorum. Ne acıdır babasının ölüm haberi ile yola çıkmak..
Git gide azalıyordu katılım. Ölü evine doğru yola koyuluyordu herkes. Ben ise esmer çocuğu düşünüyordum halen.. Ve annesini, bir en içten sevdalı annesini..
Sonunda bende yola koyulmuştum. Yolculuğum boyunca hiç çekilmedi o anlar gözümün önünden, ve her seferinde kusmak istiyordum çaresizliğin tepkisi olarak..
Evet, bir insan daha işte. Kimileri ''çocuğuna askerde yalnış iğre vurulmasını ve çocuğunun bir ayağının kesileceği'' düşüncesine dayanamayıp ayrıldığını, kimileri de maddi olanaksızlık diyerek tanımlıyor bir canın yok oluşunu.. Ben ise esmer çocuğun hüznünden öte hiç birşey hissedemiyorum şuan..
Ne olur gül esmer çocuk, O gözyaşına ağlardı..
Ve sen güzel insan, kendi seçimimizle varolmadığımız yaşamda yok olmak kadar doğal bir seçim olamaz. Ama ya esmer çocuk güzel insan, ya o esmer çocuk...
Ali BARIŞ Kurt
30 Eylül 2006
admin@gunesincocuklari.com


















