Selvi Boylum Al Yazmalım...

Gazeteci/yazar Sayın Ahmet Hakan 6-7 Ekim 2005 günlü Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, bu sezon Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sahnelenecek olan “Selvi Boylum Al Yazmalım” adlı oyunla ilgili olarak, henüz nasıl bir yapımın ortaya çıktığını bile görmeden olumsuzluk içeren iki yazı yazdı… “Durun yapmayın” başlıklı yazısında Sayın Hakan:

Ekim 21, 2005 - 19:54
 6.1k
FACİA BİR: Türk sinemasının yüz akı ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ adlı film, tiyatro sahnesine uyarlanıyormuş.

FACİA İKİ: Filmde Türkan Şoray’ın canlandırdığı Asya rolünü tiyatro oyununda İpek Tuzcuoğlu üstlenecekmiş.

FACİA ÜÇ: Filmde Kadir İnanır’ın üstlendiği rolü, oyunda Kerem Alışık canlandıracakmış.

Bilmiyorum, bu üç faciayı önlemek için hálá vaktimiz var mı?

Eğer varsa, ilgililere sesleniyorum:

Ne olur yapmayın!

Hayal dünyamıza bir tatlı hayal bırakmış güzelim ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmine kıymayın.

Ne olur elinizi kana bulamayın.” buyuruyor.
Bununla da yetinmeyen Sayın Hakan ertesi gün yazdığı aşağıdaki yazıyla da ısrarını sürdürdü. Bakın ne yazmış Sayın Hakan:

“Selvi Boylum’a kıyılmasın

DEDİM ki:

Durun, yapmayın. Hayallerimizde kekremsi, buruk ama sıcacık bir tat bırakmış olan o güzelim Yeşilçam klasiğine, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’a kıymayın.

Sinema filmini tiyatro oyununa uyarlamayın.

Gelin, yol yakınken vazgeçin bu sevdadan...

Evet... Bunları söyledim.

Ve fakat...

Filmdeki Kadir İnanır/Türkan Şoray birlikteliğinin, oyundaki karşılığı olan Kerem Alışık/İpek Tuzcuoğlu birlikteliğinden yanıt geldi.

Diyorlar ki:

Dur bakalım arkadaş! Daha oyun sahnelenmemişken, daha bizim nasıl bir performans ortaya koyacağımız belli değilken, sen nasıl bunları yazarsın? Sen ne peşin hükümlüsün?

İlk bakışta haklı gibi görünen bu itiraz, nedense beni zerre kadar etkilemedi.

Çünkü bu konuda peşin hükümlü olacak kadar deneyimliyiz:

Zavallı Hababam Sınıfı’nın başına gelenler ortadadır. Çalıkuşu’nu Star’da ne hale getirdiklerini görüyoruz. Tuba Ünsal’ın o demode ‘çocuk/kadın’ hallerine ifrit olmuyor muyuz?

Yani... Çok alametler belirmiştir, bu iş tutmayacaktır ve hayallerimize yazık edilecektir.”

* * *
Bazı temel yapıtların bozulması konusundaki kaygılarına katılmamak elde değil Sayın Hakan’ın…Nitekim söz ettiği gibi birçok önemli yapıt, salt adlarından yararlanılarak berbat edilmiş, henüz o yapıtları tanımamış olanlar için kötü bir tanıtıma dönüştürülmüştür… Burada yazık edilen bu yapıtları sıralayacak değiliz… Acımızı çoğaltır bu sıralama çünkü…
Ancak buradaki durum oldukça farklıdır… Şöyle ki:

“Selvi Boylum Al Yazmalım” ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Dünya romanına armağan ettiği dev bir yapıttır… Hemen bütün Dünya dillerine çevrilen bu roman (ve yazarın diğer yapıtları) sayesinde birkaç milyonluk bir nüfusa sahip Kırgızistan Cumhuriyeti, adını tüm Dünyada duyurmayı başarmış bir ülkedir… Bir ülkenin kalıcı tanıtımında ve bu yolla saygınlık kazanmasında edebiyat ürünlerinin işlevinin ne kadar önemli bir yer tuttuğunun da önemli bir örneğidir…

Sahne için Hülya İniş tarafından yapılan bu uyarlama, söz konusu romandan hareketle senaryolaştırılan ve Türkiye’de yapılan Türkan Şoray ile Kadir İnanır çiftinin unutulmaz oyunculuklarıyla sinemamızın en önemli ürünlerinden biri olan filmden yola çıkarak değil, romandan hareketle yapılmış bir çalışmadır.

Burada Sayın Hakan’ın yanlışa düştüğü nokta, oyunun filmden değil, romandan hareketle yazılmış olması gerçeğidir…
Daha da ötesi sinema ile tiyatronun farklı sanat dalları olduğu gerçeğidir…
Kaldı ki Dünya oyun yazarlarının bu kısır ortamda önemli bir romandan, öykü ya da şiirden hareketle sahne için de oyunlar üretmeleri kaçınılmaz bir gerçek olarak ortadadır…

Birkaç örnek verecek olursak Hugo’nun Sefiller adlı romanının bir müzikale dönüştürülmesi, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza, Tolstoy’un Savaş ve Barış, Gogol’ün Ölü Canlar, Steinbeck’in Bitmeyen Kavga, Hemingway’in İhtiyar Balıkçı adlı Dünya edebiyatının klasik sayılan romanlarının sahne oyunu olarak sunulması ve başarı kazanması rahatlıkla söylenebilir…

Nitekim Türk romanının doruklarından Aşkı Memnu, Kiralık Konak, Sarıpınar 1914, Yeşil Gece ve benzeri ünlü romanlarımızdan yola çıkılarak yapılan ve başarı kazanan yapıtlar da Türk tiyatro repertuarını zenginleştirmişlerdir…
Bildiğim kadarıyla bir dost ülkenin Dünyaya armağan ettiği Cengiz Aytmatov’un bu romanı ilk kez sahneye taşınmaktadır Dünyada… Umarım metin de başarılı ise bu oyun evrensel aşk temasıyla yalnızca Türkiye’de değil, başta Kırgızistan olmak üzere diğer Dünya dillerine de çevrilerek bir çok ülkede de sahnelenme olanağı bulacaktır böylece…

Ben başta bu soylu ve zor olayı düşünüp sahneye taşıma cesaretinden dolayı Sadri Alışık Tiyatrosu’nun repertuarını belirleyen Seçici Kurul üyeleri’ni, bu önemli projeyi sahneleyecek olan genç yönetmen Barış Erdenk’i ve oyunda rol almakta olan KEREM ALIŞIK, İPEK TUZCUOĞLU, MENDERES SAMANCILAR, ZUHAL TOPAL, GÜLSEN TUNCER, METİN BÜKTEL, MUHARREM ÖZCAN, DUYGU YILANCI, TAYLAN ERTUĞRUL, SENAR ÖZAKINCI, SERHAT YİĞİT, YASEMİN ATASU, BÜŞRA PEKİN, ERKAN TURA ve YÜCEL YÜKSEL dostları kutluyor ve başarılar diliyorum. (Bu ekip içinde başta Sevgili İpek Tuzcuoğlu olmak üzere bir çok aktörün de Konservatuar mezunu olduklarını Sayın Hakan’a hatırlatmakta da yarar var galiba…)

Bu ekibin başarılı olacağından da kuşku duymuyorum zaten…

Bunun güvencesi ise, Sadri Alışık Tiyatrosu’nda geçtiğimiz sezon gene bir roman uyarlaması olan Ağır Roman’ı sahneye başarıyla taşıyan Barış Erdenk ve bu değerli kadronun, o oyundaki inanılmaz performansları olacaktır.
Yapılacak galaya Sayın Ahmet Hakan’ın ön yargısız olarak gelip, oyun sonunda bu ekibi ayakta alkışlaması ve bunu da köşesinde yazması ise, benim için hiç de sürpriz olmayacaktır…

Sayın Hakan’ı şimdiden davet ediyorum bu tiyatro olayına… Büyük Dünya yazarı Cengiz Aytmatov’la dirsek dirseğe “Selvi Boylum Al Yazmalım” ı izlemesi için…

Tuncer CÜCENOĞLU