OKUL KORKUSU (FOBİSİ)

Yetişkin olarak bizler dahi yeni işe başlarken veya aynı iş kolunda başka bir birime atandığımızda, belirli oranda kaygı ve korku yaşamışızdır. Yaşamadım diyebilir miyiz? İşte okula ilk başlayan çocuk için de okul; daha önce yaklaşık olarak hiçbirini tanımadığı çocuklarla karşılaşacağı, uyulması gereken kurallar ve başarması gereken pek çok görevleri içinde barındıran değişikliklerle dolu bir sosyal çevredir.

Kasım 9, 2007 - 21:10
 1.5k
Çocuğun, kendi kendine yanıtlayamadığı o kadar çok soru var ki, istese de istemese de kaygılanır ve korkar. Örneğin; Okul nasıl bir yer? Orada ne yapacağım? Kimlerle arkadaş olacağım? Sınıfımı bulamazsam veya tuvaletim gelirse ne yapacağım? Gibi...

İşte aile ve çocuklar, okulun ilk gününe zihinlerinde canlandırdıkları karmaşık pek çok soru, heyecan ve beklentilerle okul yaşamın ilk evresine adımlarını atarlar. Gerçi kendilerini bir parça da olsa okulun ilk gününe hazırlamış iseler de, okulun ilk gününde; genellikle ağlamaların ve sızlanmaların yaşandığı, çocukların da bir birinden etkilendiği bir ortam mevcuttur! Sizlerinde; sevinçle endişeyi birlikte yaşadığınız bu evrede, çocuğun da bir takım korkular hissetmesi ve buna tepki göstermesi doğal karşılanmalıdır.

Çocuklar için “korku” da diğer duygular gibi yaşamın bir parçasıdır. Çocukların korkularını; engellemeden ve suçlayarak karşılamadan özgürce ifade etmelerine olanak sağlarsanız, onun olumlu ve sağlıklı gelişmesine katkıda bulunmuş olursunuz. Onlar için deneme ve keşfetme ortamı mutlaka yaratılmalıdır. Çünkü, başka korkuların yön değiştirerek okul korkusuna dönüşmüş olma ihtimali de vardır... Normal korkular; çocuğun çevresine uyum sağlamasının ve kaygılarıyla baş etmesinin bir yoludur. Başka bir deyişle, çocuğun kontrol altına alabildiği korku ve kaygının, onun, kendini koruması ve güvende hissetmesi açısından önemli işlevi vardır. Kontrol altına alamadığı korkular, özellikle çocuğun okula veya anaokuluna başladığı dönemlerde belirgin olarak ortaya çıkar ve çocuk kesinlikle okula gitmek istemez. Bu konuda da elinden geleni yapar! ... Zaten; bir takım davranışlarımız, sevgi ya da korku düşüncesinden kaynaklanmıyor mu? Korkuyu; daraltan, kapayan, içe hapseden, gizleyen, biriktiren, yığan ve zarar veren bir enerji olarak içinde besleyen bireylerin neler yapabileceğini ve nasıl yaşamını sürdürebileceğini düşünebiliyor musunuz? ...

Çocuğun uyum sağlamasını engelleyen korkulardan biri de “okul korkusu”dur. Çocuk kuvvetli bir endişe nedeniyle okula gitmek istemez veya istekli görünmez. Daha doğrusu çocuk; okula giderken annesinden ayrılmaya karşı gösterdiği bir çeşit ayrılma korkusuna bağlı olarak gelişen tepkilerden biridir. Ancak, bu durum her çocukta karşılaşılan bir durum değildir. Ama şu da bir gerçektir ki; okul korkusunun esas kaynağı anneden ayrılma korkusudur. Kendinizi, çocuğunuzun yerine koyunuz ve duyduğu endişe ve kaygıyı anlamaya çalışınız. Ailelerin; çocukta bu durumu önceden fark etmeleri halinde, alabilecekleri bir takım önlemlerle ilerde karşılaşılacak sorunu da kısa sürede çözmüş olurlar. Örneğin; çocuğunu sosyal ortama alıştırmak için yaş gruplarıyla sık sık birlikte olmasını sağlayarak ve kısa ayrılıklar yaratmak suretiyle bazen yalnız kalınabileceğini öğretebilirsiniz. Ayrıca, çevresindeki okulda yapılan etkinlikleri takip ederek onun bu ortamda bulunmasını sağlayarak okula karşı ilgi ve özenti duymasını geliştirebilirsiniz. Bu ve buna benzer durumlar yaratabilirsiniz. Şayet okul korkusu olan çocuk, okulunu sever ve isteyerek gitmeye başlarsa sınıfında örnek öğrencilerden biri olabilir.

Çünkü bu çocuklar; başarı kaygısı olan, uyumlu, aşırı onay bekleyen, ailesine bağımlı, yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük çeken ve utangaç çocuklardır. Okula gitmek üzere ailelerinden ayrıldıkları zaman aşırı derecede kaygılı ve sıkıntılı gözükürler. Ağlamaklı halleri vardır veya ağlarlar! Okula giden çocukların yaklaşık %2’sinde okul korkusu görülebilir. Bu durumdaki çocuklar, anne veya babasız sınıfa girmek istemezler. Lise çağındaki çocuklarda da seyrekte olsa bu durum görülebilir. Ancak, okul korkusu ile okuldan kaçmayı biri birine karıştırmamak gerekir. Okuldan kaçan çocukta okul korkusu yoktur. Bunların motivasyonları düşük ve disiplin sorunları vardır. Çoğu zaman aile, çocuğun okula gitmediğini dahi bilmez!

Okul korkusu yaşayan çocuk; şayet evdeki yaşamla ilgili bir endişe duyuyorsa ve kendisinin bulunmadığı zamanda olumsuz bir takım olaylar olacağı endişesi taşıyorsa, bilinç dışı olarak böyle bir korku geliştirmiş olabilir. Bu korkuyu besleyen nedenler ise; aileden birinin şehir dışında çalışması veya ağır hastalığı, anne ve babanın onun yanında ciddi anlamda kavga etmesi etkili olur. Ayrıca, aileye yeni bir bireyin katılmış olması, yakınlarından birinin ölmüş olması, ailenin aşırı koruyucu davranması, anne ve babanın kendilerine ve çocuklarına bir şey olacağı konusunda yoğun kaygı duyması, anne ve babanın boşanmış olması gibi durumlarda bu korkuyu yaratan etmenlerdendir. Yalnız, bu durum sadece ailenin tutumundan kaynaklanmaz. Okuldan kaynaklanan durumlarda vardır. Örneğin; okulda duyarsız ve sürekli emir veren öğretmen ya da personelinin bulunması, sınıf yerleşim planında çocuğun oturduğu sıranın çocuk için kaygı taşıyan bir yer olması, başaramadığı bir etkinliğe zorlanması, okul yolunun güvenli olmaması, okul ve çevresindeki kişi ve koşulların hırpalayıcı olması da etkili olmaktadır.

Okul korkusu olan çocukta, evden ayrıldığı zaman sevdiği aile bireylerine bir takım kötülüklerin olabileceği inancı da gelişmiş olabilir. Bu nedenle, aile bireyleriyle sürekli temas kurma ihtiyacı hisseder. Bu inanç içinde olan çocukta; mide bulantısı, karın ağrısı, baş dönmesi şeklinde belirtiler görülür. Ayrıca bu çocuklar; alıngan ve sinirli, iştahsız, arkadaş ilişkilerinde pasif, içe kapanık, aşırı kaygılı, okula gitmediği zaman suçluluk hissetmeyen, gittiği zaman da başarılı olan bir görüntü sergilerler. Okula gitmeyeceğini anladığı andan itibaren bu belirtiler ortadan kalkar. Çocuğunuz bu belirtileri gösteriyorsa okul korkusunun varlığından şüphelenebilirsiniz.

Anne-babalar; çocuğu suçlamadan, alay etmeden ve başka çocukların da geçici olan bu tür sıkıntılar yaşadığını belirterek, ödün vermeden çocuğun okula gitmesini sağlamalıdırlar. Okula gitmeme gün sayısı artıkça sorunun çözümü de o kadar güçleşmektedir. (Çocuğunuza kesinlikle “eğer okula gidersen sana istediğin oyuncağı alacağım” şeklinde teklifte bulunmayınız. Bir gömleğin ilk düğmesi nasıl iliklenirse diğerleri de öyle devam eder.)

Sizin öncelikle yapmanız gereken, ona, seviyesine uygun ifadelerle okulun amacını anlatmanız ve aile bireylerinin aynı tutum içinde bir davranış sergilemesini sağlamanızdır. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için de bazı aksaklıklara yol açacağı yumuşak ve tatlı bir dille anlatılmaya çalışılmalıdır.

Çocuğun; kendisini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmak gerekir. Okuldaki arkadaşlık ilişkileri, sosyal etkinlikler, oyun grupları ve okulun fiziksel yapısına ilişkin özendirici açıklamalarda bulunabilirsiniz. Okul arkadaşlarının aileleri ile ilişki kurarak çocukların toplanmalarını sağlayabilir ve oyun aktivitelerini artırabilirsiniz. Böylece, çocuğun sorunları hakkında bazı ipuçları elde ettiğiniz gibi onda, güven duygusu ve grubun bir bireyi olduğu bilinci geliştirmiş olursunuz. Elde ettiğiniz veriler çerçevesinde onunla; endişeleri ve duyguları üzerinde konuşabilir, hem sıkıntısının paylaşıldığını, hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Tabii, huzurlu bir aile ortamını da sağlamanız gerekmektedir. (Güzellikler dururken, tatsızlığa gerek var mı? ...)

Ayrıca, çocuğun sınıf öğretmeniyle görüşmek suretiyle gelişmeler hakkında bilgi alınmalı ve endişelerinizi anlatmak suretiyle de öğretmenin dikkatini çocuğun sorunları üzerine çekmeniz çözüm açısından yararlı olur. Çünkü, öğretmenin yakından ilgilenmesi, yapacağı basit bir değişiklik, çocuğunuzun sakinleşmesine yardımcı olabilir ve sorun da çözülmüş olur. Belki de öğretmen; “... Şu çalışmayı yapamayan okula gelmesin...”, “defter, kitap ve kalemi eksik olanlar hiç gözüme görünmesin...” gibi bir takım olumsuz ifadeler kullanmış olabilir. Ya da, sınıfta dağıtım yaptığı görevlerden çocuğunuza herhangi bir görev vermemiş de olabilir. Öğretmenin; “naz yapıyorsun” veya “numara yapıyorsun” gibi ifadeler kullanmadan çocuğun kaygısını anlayarak ona göre önlem alması izlenecek yollardan biri olabilir.

Tüm bu ve benzeri çabalarınızdan olumlu sonuç alamadığınız takdirde geç kalmadan konunun uzmanından yardım almanız yararlı olur.

Yukarda kısaca açıklamaya çalıştığımız gibi; sorunun kökündeki neden, ne kadar kısa sürede belirlenir ve sorun çözülmeye çalışılırsa çocuğun uyum sağlaması da o kadar çabuk olur. Yaşam da zaten, kolay soruların kolay yanıtları değildir...

Yeni eğitim-öğretim yılının, aileler ve çocuklar için; sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl olması dileğiyle...

İsmail KARAYILAN