Şirince Ana Sayfa - Şirince Haber - Şirince Kart - İletişim

Açılış sayfanız yapın Sık kullanılanlara Ekle Bize Yazın Sitede Aratınız Sirince_TV İçimizi Acıtan 19 Gerçek! http://arsiv.sirince.net/images/on/10.png  Dayanışma için yıldıza tıklayınız. Devrimci Siteler i ziyaret et
Diğer şiirler için sitemizin şiirlerimiz bölümüne bakınız. 
Home Ana Sayfa Downloads Dosya İndir Downloads Forum Forums Radyo - Sohbet Sohbet Your Account Hesabm
Ana Menü
 Şirince Menü
 Tanışalım
 Şirince'den
 Oda TV'den 
 Şirince Damar
 Seçmeler
 Şirince Arşivi
 Devrimci Basın
 Bağlantılar
 Konuk Defteri
 Şirince'ye Yaz
 Hosting  
 Şirince Hosting
 Şiir
 Şiirler Anasayfa
 Şiir Ekle
 Bütün Şiirler
 Şair Listesi
 Şair Ekle
 Açıklamalar
 Yazarlar
 Alev Kutluözen
 Ali Solmaz
 Arzu Kır
 Ayhan Tırıç
 Bülent Tekin
 Esen Yel
 İlhan Büyükcebeci
 İsmail Karayılan
 Mahmut Halil Can
 Mürüvvet Yılmaz
 Necmi Otçu
 Nurettin Kurtuluş
 Onur Çağlar
 Sibel Özbudun
 Tamer Uysal
 Temel Demirer
 Turgay Delibalta
 Turgay Usanmaz
 Yavuz Kalkan
 Okuyalım  
 Aşk / Sevgi
 Devrim Tarihi
 Eleştiriler
 Genel Kültür
 Efsaneler
 Sağlık
 Gülelim
 Kadın
 Haberler
 Kitap Tanıtımı
 Şirince'den
 Aşuremiz
 Ansiklopedi
 Eğlence
 Resim, Fotoğraf, E-Kart
 Ayrıntılı E-Kart Sitemiz
 Oyunlar
 Üyeler
 Hesabım
 Mesajlarım
 Üye Listesi
 Şirince Grup
 Paylaşalım
 Tavsiye Et
 MİNİ SOHBET
 İstatistikler
 En iyi 10
 Anketler
 Genel İst.

Şiirlerimizden
· yani sevdan hayata gülümsemek (10472)
· Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var (8948)
· YÜREK ÇAĞRISI (7436)
· Bekle Beni (6275)
· Hasretinden Prangalar Eskittim (6187)
· UNUTMAK YOK (5975)
· Mezopotamya (5515)
· SİTEM (5487)
· Veda (5087)
· bıraktım kağıt kalemi (5060)
· YÜREĞİN ÜŞÜDÜĞÜ GÜN (4969)
· HAYAT (4966)
· Nella Nebbia (4965)
· Beş Satırla (4954)
· ANNEME ŞİİRLER 1 (4937)

Sitemizde toplam şiir:1635

Yeni Şiirler
· ruhumda oturdu (349)
· KAYBEDİLENLER (563)
· REHİN KALIRIM (437)
· bıraktım kağıt kalemi (5060)
· Hazan Vakti (552)
· MAHUR İZMİR (4858)
· Öğretmenim (798)
· Biraz Şiir (948)
· Benim Sevdam (1631)
· Olsa(m) (1491)
· SİZ AŞKTAN N'ANLARSINIZ BAYIM? (1702)
· Bazen (1442)
· Sokak Çocuğu (1430)
· Sen Gidersen (1810)
· Denizim (1572)

Siteye toplam hit
Şu ana kadar
17553499
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Mart 2001

Müzik Dinle



Bağlantılar
Toplam Site: 196
Toplam Kategori:7
Toplam Ziyaret:111718

 İsmail Beşikçi..
 www.AhmetKayaFan.n..
 Kızıl Can Yıldız..
 Sol Yayınlar Onlin..
 Turkish Language L..
 Oyunlarla İngilizc..
 Türkçe Dersleri..
 Serkan Engin'e ait..
 Gnoxis..
 Toplum Düşmanı..
 TSİP..
 Evrim Teorisi..
 olhayat..
 Paylaşım Radyo..
 Ortak Paylaşım..

 usanmazlar.....
 'Yasak Site'..
 Kızıl Bayrak..
 --Ozan Rap--..
 ÖzgürOkul.Org..
 yeni özgür haber..
 Yürüyüş..
 Milliyet..
 Eski Şirince..
 Fanatik..
 Alevi Forumu..
 Halkın Sesi TV..
 Anarsi.org..
 Evrensel..
 Kürdistan Devrimci..

IP bilginiz
Merhaba, Misafir
ip: 3.235.179.111
ispniz: amazonaws.com
Server: compute-1

Site Analiz
Top-Ten Countries visiting Şirince Paylaşım

1 COM COM
2 unknown unknown
3 NET NET
4 Germany Germany
5 Turkey Turkey
6 Russian Federation Russian Federation
7 Netherlands Netherlands
8 Switzerland Switzerland
9 ORG ORG
10 Belgium Belgium

View MS-Analysis

Hava Tahmini
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum

BARIŞ İÇİN SANAT
Yazar: Arzu Kırarzukir gönderdi: ""(...) Barış için kavga etmek, ileriye gidiş için, insanlığın refahı ve mutluluğu için kavga etmektir. İster şari, ister heykeltraş, isterbesteci, ister şancı olsun sanatın gerçek hizmetçisi, barış için verilen kavgaya kayıtsız kalamaz. Sanat ancak gerici, faşist, düşüncelere karşı kavga verdiği, halkların kardeşliği, işbirliği ve insan sevgisi gibi ilerici düşünceşleri önüne koyduğu zaman sanat olabilir. Bütün çağların ve halkların en büyük sanatçılarının eserleri hümanizle doludur.
(...)

Schubert, Beethoven'ın büyük haksızlıklara karşı duyduğu öfkeye sahip değildi. 'Ben' diye yazmıştı, 'aşkımla yalnız başınayım ve onu odamda, piyanomda, nefesimde saklamalıyım...' Beethoven'ın ana teması karanlıktan ve şiddetten kurtulan insanlık iken, Schubert'inki, mutlu ve duygularını özgürce yaşayan insan oldu. İnsanın dramı Beethoven'da evrensel kavgayla son bulurken, Schubert'de doğanın eşsiz güzelliği ve halkın yaşama sevinci içinde eriyip, gidiyordu." (Şostakoviç, Tarihe Tanıklığım, Yazılama)

Demek ki sanatçı, yapıtıyla tarihe tanıklık ederken, egemen sınıf ve emekçi sınıflar arasındaki mücadelede taraf oluyor. Bir tarafta üretim araçları üzerindeki egemenliğini alabildiğine en acımasız biçimlerde emekçi milyonlara dayatan yağmacı sınıf polis copu, iş kazası, töre cinayeti, yargı, vergi, harç, haraç, mezat, HES, JES, Varlık Fonu, işsizlik, yoksullaşma olarak yağıyorken barış olmuyor. Sanatçı da, yaratısının konusunu ya da kahramanlarını, tanıklık ettiği tarihi eylemiyle yazanlardan yahut barış için mücadele ettikleri egemenlerden seçmekte özgürdür! Picasso, Guernica'yı resmederken sadece İspanya İç Savaşını ve egemen sınıfın acımasızlığına, yarattığı yıkıma değil, tarihe tanıklık ediyordu. Dünya tarihinde, Picasso ve Guernica hiç unutulmayacak. Sovyetler'in zaferiyle sonlanan İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı ve Şostakoviç'in 7.Senfonisi de unutulmayacak. Moskova ve Leningrad önlerinde durdurulan Alman faşizmine karşı dört yıl süren Anayurt savaşını anlattığı.

Bilsen Başaran'a kulak verelim, birlikte tanıklık edelim. Yıl 2011... Kars'da, Mehmet Aksoy tarafından yapılan "İnsanlık Anıtı", 21.yüzyıl Türkiye'sinde "İnsanı Tek Hücreli Kılan İktidar" tarafından "ucube" bulunarak yıkılır.

"İNSAN(SIZ)LIK ANITI
sonu bilinen bir kırağı vurmasıdır/ dedikleriniz dediklermiz olsun diyedir istediğiniz/ sırasını şaşırmadan bütün boncukları/ EHİL BİR ELLE SAYAN YASALARINIZ ve ASALARINIZ/ ne güzel bir vatan bıraktınız çocuklarımıza/ SAYGIDEĞER, EDERİ BELLİ atalarımız./ atalarım deyince uzunca SUSMAYINIZ/ çocuklar için yazılan ekran tarihi Pozantı'dan başlar/ O EL 'UCUBE' TAŞLAR fırlatır komşuların sürgünlüğü üstüne/ yaşları on üç KADINLAR ve ÇOCUK etinde/ TECAVÜZ ve TALAN YASASI MIH'KEN/ tüy diker SANATIN ANA SÜTÜNE. / kayalar sökülmelidir insanlığın anıtından/ insanlığın şaşkın gözlerine soka soka/ vinçler ve balyozlarla parçaparçaparça kayalardan/ ve parçalanıp taşınacaktır 'İNSAN OLMAK' DA/ İNSANI TEK HÜCRELİ KILAN İKTİDARLARDAN./ YANIK KOKUSU ALIYOR MUSUNUZ EY İNSANLAR/ EKMEK VE PASTANIN VE ET'İN TARİHİNDEN/ hayat bilir ki göller de söner ve boğulur taşlar suyun azminden/ SU, KAMIŞTAN DİRENMEYİ ÖĞRENİR, PARLAMAYI NİLÜFERDEN./ ey beton kütle ölme! Ölme! Ölme!/ sabırla uyut yüreğinde ereğini/ ARSIZ ELLERİN USUYLA PARÇALANAN İNSANLIK/ YARATACAK KENDİSİYLE YENİDEN SENİN DE GELECEĞİNİ./ hayatın çatısı annemin taş memesiymiş bildim/bilinsin/ rahmi insanlığın eviymiş öğrendim/ öğrenilsin/ ey beton kütle diren! diren! zerrelenme!/ yeniden emzirecek seni ana rahmine tutunan UMUT/ BU KÖR DUMANI DAĞITIP DEFETTİĞİNDE./ YANIK KOKUSU alıyor musun EY İNSANLIK/KENDİ ETİNDEN... /ve taşların yüzündeki gerçeğin tarihinden." (BAŞARAN, Bilsen, Köz Fırtınası, Ozan Yayıncılık)

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın kaybedenlerinden biri de Alman İmparatorluğu'nun yanında konumlanan, Osmanlı'ydı. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes antlaşmasıyla, işgal edildiği yıllarda Kemal Tahir'in "Esir Şehrin İnsanları" ve Esir Şehrin Mahpusu" isimli romanları, Yeni İstanbul gazetesinde, yayınlanır. Kurtuluş ve kuruluş yıllarına da vereceğei yapıtlarıyla tanıklık edecektir. Tevfik Çavdar'ın deyişiyle; " Kemal Tahir bu ve bunları izleyen yapıtlarıyla 1920'li yılların siyasal ve toplumsal değişimine bir nevi ayna görevi görmüştür. 1920-30 yıllarını içeren on yıllık dönem inkilap diye nitelenen bir dizi dönüşüme tanık oldu. Teokratik temele dayanan toplumsal yapı 'laik' bir değişimle karşı karşıya kaldı. Yüzyıllrca süren yazısını değiştirdi. Kılık kıyafetini, fesini bir kenara attı. Uzun bir dönemde yapılması halinde bile özümsenmesi güç olan bu değişimler toplumu sarstı.Bir bölümü tarafından coşkuyla karşılandı, halk yığınları ise bir iki başkaldırı sonunda sessizleşti, içine kapandı.Diğer yandan iktidar mücadeleleri içten içe devam ediyordu. Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusu, Milli Mücadele ve Mütareke İstanbul'unu yansıtır. Bir iktidar savaşımının izlerini taşıyan İzmir Suikastı, ünlü 1926 İstiklal Mahkemeleri sürecini başlatır. Bu suikast, Kemal Tahir'in 'Kurt Kanunu' yapıtıyla yansıtılmıştır. 1930'lu yılların başındaki yapay demokratikleşme ve Serbest Fırka Olayı ise 'Yol Ayrımı' nda ele alınmıştır. Bu yapıtlar, Cumhuriyet'in ilk on yılının fırtınalarını içermektedir.Kuşkusuz bunlar arasına, Milli Mücadele'ninilk dönemini konu alan 'Yorgun Savaşçı'yı da katmamız gerekir."(ÇAVDAR, Tevfik, Türkiye'nin Yüzyılına Romanın Tanıklığı, Yazılama)

Örnekleri çoğaltmak olanaklı. Dünya ve Türkiye edebiyatı, sanatı barış için olmazsa olmaz eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam savaşının her iki tarafndan yana örnekler açısından zengindir. Mithat Cemal Kuntay'ın, Oğlak Klasikleri'nde yayınlanan, Üç İstanbul'u da, 2.Abdülhamit, Meşrutiyet ve Ateşkes (Mütareke) dönemlerinin İstanbul'unu aydınlatır. Tarihe not düşer. Önemlidir. Kuntay, ilk ve tek romanıyla bir yandan bir döneme tanıklık ederken, öte yandan yeni anlatım teknikleriyle, kahramanları aracılığıyla yaptığı psikolojik çözümlemelerle Cumhuriyet yazınına yeni açılımlar getirir.

Kemal Özer, Temmuz İçin Yaralı Semah'da, Sıvas'da ateşe verilen barışı anlatır dizelerinde: "Yalnız onları değil bu tutuşturan ateş/ aynı yoldan geçip geliyorsak bizi de/ Umudu ayağa kaldıran türkülerden/ biz de öksüz kalıyorsak yalnız onları değil/ Canevlerine sığmayan uyandırıyorsa bizim de bakışımızı/ öfkemize yön veriyorsa onlarsız kalan dünya/ Direncimiz gün ışığıyla bileniyorsa her sabah/ bizim de derimizde dolaştıracaktır çatal dilini/ Soluğumuzu yolcu edecektir acının adresine/ küllerin her savruluşunda bu alevler."

Bilsen Başaran, Maraş'tan Bir Haber Geldi adını verdiği yapıtıyla, İnsanı Tek Hücreli Kılan İktidar ve "tek hücreli" ilkel canlılara dönüştürdüğü insanın 1978 tarihli eseri, Maraş Katliamı'nı, tarihe kaydeder. "(...)Müslümandılar hem de/ din adına saklayıp bacılarını karılarını perde ardına/ yaralı gelinlere, ölü bedenlere tecavüz edendiler/ kurşun tahra değnek gölgesinde salavat çektirip/ Kur'an okutup Rabb için/ Rabbin ululuğunu kirletendiler(...)". Dilsiz değildir tanıklığı. Haykırır. Her dizesi bir tokat! Yananı da yakanı da sarsan.

Franfurt Okulu'nun en etkili yayını olmakla övündüğü Aydınlanmanın Diyalektiği'nin yazarı Theodor W.Adorno- Max Horkheirmer ikilisi. İkinci Emperyalist Savaş sırasında gizlice yazılır, el altında Avrupa çoğaltılır, dağıtılır. Nihayet 1947'de Hollanda'da yayınlanarak gün yüzüne çıkar. Bu ikilinin temsil ettiği Frankfurt Okulu'na göre, 2.Emperyalist Savaş'ın kaynağı, emperyalist paylaşım değil, düşman oldukları "aydınlanmanın sınırlarını belirleyen semitizmdir". "Yani, Nasyonel Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Herkheirmer'a göre, Batı aklının bu özyıkımı toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. 'Mit zaten Aydınlanmadır' ve 'Aydınlanma mitolojiye geri dönmektedir.' Bu paradoks, Aydınlanmanın Diyalektiği'nin temel tezidir."

New York Üniversitesi'nde fizik profesörü Alan Sokal, 1996'da, Social Text isimli postmodern bir dergiye, kendi deyimiyle, "saçma" bir makale gönderir. 2008 ve 2011'de Alfa Kitapevi tarafından postmodernizmin bilimsel, felsefi ve kültürel eleştirisi "Şakanın Ardından" ve Bricmont ile birlikte yayınladığı "Son Moda Saçmalar", Trükçe'ye kazandırılır. Bu yapıtlar, postmodernizme, bilim düşmalığına, emperyalizmin gerici ideolojisine cepheden ilk darbedir. Emperyalizmin sadece ekonomik olanla sınırlı olmayan bilim ve sanat alanına uzanan hegemonyasını sarsar. Yayınlandıktan sonra, "Şaka" olarak açıklamaya girişeceği "Saçma Makale" nin ardından, 2008 tarihli Önsöz'ünde, sözü evirip çevirmeden, hedefinde; "(...), solun postmodernistleri, sağın köktencileri ya da politik ve apolitik her tür ahmak" olduğunu ilan eder. "Kanıta (özellikle sakıncalı bulunan ve istenmeyen kanıta, önyargılarımıza meydan okuyan kanıta) duyulan saygıyla birleştirilmiş açık bir şekilde mantıklı düşünme, yirmi birinci yüzyılda insan ırkının hayatta kalması için(...)" yazmaktadır.

Oysa, Dünya ve Türkiye yazınına çok geçmeden, emperyalizm hayranı Oxford'dan diplomalı Tarihçi Harari'nin Sapiens ve Homo Deus'u, "bestseller" olarak girecekti! Alan Sokal'ın hedefindeki aynı "solun postmodernistleri, sağın köktencileri ya da politik ve apolitik her türlü ahmak" mal bulmuş mağribi gibi, Dawkins'i çöpe atacak, Harari'nin Sapiens'ine sahip çıkacaktı. Hiç şüphesiz, emperyalist efendileri tarihçi olarak yetiştirdikleri Harari'yi yalnız bırakmayacak, şüphesiz, büyük telif ücretleriyle, büyük puntolarla, reklam panoları, ropörtajlarla yüzlerce sayfa postmodern, bilim düşmanı safsatayı okurun üzerine, toplumsal algıya boca edecekti. Bestseller okurlar, bilim ve sanat tarihini yeniden öğrenecekler, sınıflar mücadelesinde tek seçenek olarak emperyalizmi kutsayacaklardı. Harari'ye göre; "Dünyanın dört birt yanındaki insanlar Fransız Devrimi'nden bu yana eşitlik ve bireysel özgürlüğü temel değerler olarak görmeye başladılar, ki bu iki değer bile aslında birbiriyle çelişir. Eşitlik ancak, iyi durumdakilerin özgürlüklerinin kısıtlanması ile sağlanabilir..."; "Kapitalizm, zamanla ekonomik bir doktrin olmaktan öteye geçerek, belli bir etik, yani insanların nasıl davranacağına, çocuklarını nasıl eğiteceğine, hatta nasıl üşüneceğine dair bir öğreti haline geldi. En iyisinin ekonomik büyüme olduğu veya en azından en iyinin büyümeye bağlı olduğu, zira adalet, özgürlük hatta mutluluğun bile ekonomik büyümeye bağlı olduğu, kapitalizmin temel öğretisidir"; "Homo Sapiens bu sınırları aşıyor ve Doğal Seçilim yasalarını kaldırarak yerine kendi akıllı tasarımını koyuyor."

İşte, emperyalizmin yeni ideoloğu Harari'nin dünyada ve Türkiye coğrafyasında egemen sınıf adına, ve yararına ideolojik girdilerini, postmodern saçmalıklar yaftasıyla yargılamak yetmezdi. Dünya ve Türkiye işçi sınıfı cephesinden, emekçi sınıflar adına, kapitalizmin eşitsiz koşullarında "eşitlik, özgürlük ve barıştan" söz edilemeyeceğini yazmak göreviyle karşı karşıya buldum kendimi. "(...) özgürlük isteyenin sırf istediği için değil, aşılması gereken bir zorunluluk aşıldığı ölçüde gerçekleşen bir olgu, bir durum" olup, "verili olan nesnelliği aşma çabası" olarak yazılmalıydı. "Yabanıllık çağında ateşi bulan insan, doğaya karşı özgürleşirken, üretim aletleri geliştiği ölçüde özgürleşmeye devam edecekti", "Eşitlik ve özgürlük birbirini dışlamıyordu. Tersine birinin olmadığı yerde diğeri gerçekleşmiyordu... Sınıflı toplum olarak kapitalizmin eşitsiz koşullarında köleleşen üretici sınıflar da, Sosyalizmin yarattığı nesnelliğin eşit koşullarında özgürleşecekti". Ekin Sanat tarafından yayınlanan Harari'nin Sapiens'ine Bir Eleştiri Denemesi, böyle bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıktı. Yayın Kurulu'ndan olumsuz karar çıktığı için yayınlayamadıkları Eleştiri için, Harari'nin Türkiye'deki yayıncısı Kolektif Kitap'ın yayın editörü Eda Çaça'nın, açık yürekli, samimi tespiti dikkate değer. "Biz hep bir Harari eleştirisi çıksa da okusak diyorduk(...)" Evet yazılmalıydı. Zira, "insanın bilgisine sahip olduğu 'Doğal Seçilim yasası' dahil, doğa yasalarına hükmetmesi ile 'bunları kaldırarakyerine kendi akıllı tasarımını koyması' bir ve aynı şey değildir. İstese de bunu yapamaz. Doağa yaşam bir bütün olarak varolduğu sürece doğal seçilim yasası diğer doğa yasalarıyla bilikte işleyecektir. Aksi halde, yaşam sürdürülemez, sürmez. İnsanın genetik yapısına müdahale ederek, yaşam makinaları üzerinde yapmaya çalıştığı şey sadece iyileştirme ve zararlı olanı ayıklamaktır. Yalnızca idealistler, diğer deyişel yaratılışçılar, doğadaki canlı yaşamın yanı sıra, 'güneş, ay gibi astronomik cisimlerin hareketlerindeki düzenliliğin (de, A.K) Tanrıların veya şeytanların heves ya da kaprislerine göre değil, sabit yasalara göre yönetildiği'*ne itiraz eder**".

Kapitalist üretim ilişkilerinin eşitsiz koşullarında, emekçi sınıfların Barış içinde bir arada yaşamak için gereksindiği, eşitlik, özgürlük ve barış kavgası, gerçekleşeceği yeni bir dünya kuruluncaya değin devam edecektir. Eşitlik, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşama kavgasında sanat da tarafsız kalamayacaktır.

Arzu KIR(1 Eylül 2021)
hukukarzu@gmail.com



* HAWKİNG-MLADİNOV, Büyük Tasarım, Çev.Selma Öğünç, Doğan Kitap, 2017
** KIR, Arzu, 21.Yüzyılın Feuerbach ya da Dühring'i Harari'nin Sapiens'ine Bir Eleştiri Denemesi, Ekin Sanat, Şubat 2021

Facebook'tan Yorumlar:

"
Tarih: 02.09.2021 Saat: 13:33

 
İlgili Bağlantılar
· Diğer yazılar: Yazar: Arzu Kır

En çok okunan yazı: Yazar: Arzu Kır:
Bin Pınarlı Kaz Dağları Ve Troya Savaşları


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

İsterseniz bu habere / yazıya puan verebilirsiniz. Kasıtlı olarak çok iyi ya da çok kötü puan vermek dürüst olmayan bir davranıştır, ilgili kişilere hatırlatırız:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Tavsiye Et Tavsiye Et

 Bu yazıyı paylaşBu yazıyı paylaş

facebook ta paylas

twitter de paylas

"Giriş" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yazılar ve yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Bu resmi görmeniz için 'flash player' iniz olmalş...
© w w w . s i r i n c e . n e t 1999-2008 Bütün hakları saklı Degildir!


Sitemiz katılımcıların düşüncelerini düşünce özgürlüğü ortamında paylaştığı bir sitedir.
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki her türlü materyal kullanılabilir. Lütfen sitemizi kaynak gösteriniz.
Web site engine's code is from PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.14 Saniye