Şirince Ana Sayfa - Şirince Haber - Şirince Kart - İletişim

Açılış sayfanız yapın Sık kullanılanlara Ekle Bize Yazın Sitede Aratınız Sirince_TV İçimizi Acıtan 19 Gerçek! http://arsiv.sirince.net/images/on/10.png  Dayanışma için yıldıza tıklayınız. Devrimci Siteler i ziyaret et
Diğer şiirler için sitemizin şiirlerimiz bölümüne bakınız. 
Home Ana Sayfa Downloads Dosya İndir Downloads Forum Forums Radyo - Sohbet Sohbet Your Account Hesabm
Ana Menü
 Şirince Menü
 Tanışalım
 Şirince'den
 Oda TV'den 
 Şirince Damar
 Seçmeler
 Şirince Arşivi
 Devrimci Basın
 Bağlantılar
 Konuk Defteri
 Şirince'ye Yaz
 Hosting  
 Şirince Hosting
 Şiir
 Şiirler Anasayfa
 Şiir Ekle
 Bütün Şiirler
 Şair Listesi
 Şair Ekle
 Açıklamalar
 Yazarlar
 Alev Kutluözen
 Ali Solmaz
 Ayhan Tırıç
 Bülent Tekin
 Esen Yel
 İlhan Büyükcebeci
 İsmail Karayılan
 Mahmut Halil Can
 Mürüvvet Yılmaz
 Necmi Otçu
 Nurettin Kurtuluş
 Onur Çağlar
 Sibel Özbudun
 Tamer Uysal
 Temel Demirer
 Turgay Delibalta
 Turgay Usanmaz
 Yavuz Kalkan
 Okuyalım  
 Aşk / Sevgi
 Devrim Tarihi
 Eleştiriler
 Genel Kültür
 Efsaneler
 Sağlık
 Gülelim
 Kadın
 Haberler
 Kitap Tanıtımı
 Şirince'den
 Aşuremiz
 Ansiklopedi
 Eğlence
 Resim, Fotoğraf, E-Kart
 Ayrıntılı E-Kart Sitemiz
 Oyunlar
 Üyeler
 Hesabım
 Mesajlarım
 Üye Listesi
 Şirince Grup
 Paylaşalım
 Tavsiye Et
 MİNİ SOHBET
 İstatistikler
 En iyi 10
 Anketler
 Genel İst.

Şiirlerimizden
· yani sevdan hayata gülümsemek (9475)
· YÜREK ÇAĞRISI (6704)
· Bekle Beni (5683)
· Hasretinden Prangalar Eskittim (5437)
· UNUTMAK YOK (5409)
· Mezopotamya (4888)
· SİTEM (4868)
· Veda (4451)
· YÜREĞİN ÜŞÜDÜĞÜ GÜN (4437)
· HAYAT (4419)
· Beş Satırla (4326)
· AŞKLA SANA (4192)
· Şair İşçidir (4017)
· Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var (3871)
· DUVAR (3700)

Sitemizde toplam şiir:1632

Son eklenen ya da
son değişen şiirler
· Paramparça (26)
· MAHUR İZMİR (36)
· Öğretmenim (365)
· Biraz Şiir (493)
· Benim Sevdam (1154)
· Olsa(m) (934)
· SİZ AŞKTAN N'ANLARSINIZ BAYIM? (1251)
· Bazen (988)
· Sokak Çocuğu (984)
· Sen Gidersen (1237)
· Denizim (1113)
· onlar yarattı cehennemi (1200)
· kuş sesleri sevdanın habercisidir (1828)
· Cemal Süreya (1685)
· Çocuk ve Masal (1416)

Siteye toplam hit
Şu ana kadar
14012238
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Mart 2001

Müzik Dinle



Bağlantılar
Toplam Site: 196
Toplam Kategori:7
Toplam Ziyaret:96840

 İsmail Beşikçi..
 www.AhmetKayaFan.n..
 Kızıl Can Yıldız..
 Sol Yayınlar Onlin..
 Turkish Language L..
 Oyunlarla İngilizc..
 Türkçe Dersleri..
 Serkan Engin'e ait..
 Gnoxis..
 Toplum Düşmanı..
 TSİP..
 Evrim Teorisi..
 olhayat..
 Paylaşım Radyo..
 Ortak Paylaşım..

 usanmazlar.....
 'Yasak Site'..
 Kızıl Bayrak..
 --Ozan Rap--..
 ÖzgürOkul.Org..
 yeni özgür haber..
 Yürüyüş..
 Milliyet..
 Fanatik..
 Eski Şirince..
 Halkın Sesi TV..
 Alevi Forumu..
 Anarsi.org..
 Evrensel..
 Kürdistan Devrimci..

IP bilginiz
Merhaba, Misafir
ip: 54.227.104.40
ispniz: amazonaws.com
Server: compute-1

Site Analiz
Top-Ten Countries visiting Şirince Paylaşım

1 COM COM
2 unknown unknown
3 NET NET
4 Turkey Turkey
5 Russian Federation Russian Federation
6 Germany Germany
7 Netherlands Netherlands
8 ORG ORG
9 Switzerland Switzerland
10 Belgium Belgium

View MS-Analysis

Hava Tahmini
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum

Şirince Paylaşım :: Başlığı Görüntüle - fikralardan bir demet
SSS
SSS
Arama
Arama
Üye Listesi
Üye Listesi
Kullanıcı Grupları
Kullanıcı Grupları
Profil
Profil
Giriş
Giriş
Özel mesaj kontrol?
Özel mesaj kontrol?
Ana Sayfa » Mizah

Yeni Başlık Gönder   Yanıt Gönder
fikralardan bir demet
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Paylas |
Yazar Mesaj
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 18 Jan 2005, 5:12 am    Mesaj konusu: fikralardan bir demet Alıntıyla Yanıt Ver

Köylü, karısı ile, yetiştirdiği sebzeleri arabasına yüklemiş satmaya götürüyordu. Yola çıkmışlar. Çok geçmeden kadın :

- Aliiiii. Hele bi yol öpsene beni.?

Adam, arabayı durdurmuş öpmüş karısını ve tekrar yola devam etmişler.

Az sonra kadın :

- Aliiiii. Birde su yanağımdan öp gayri.

Araba yine durmuş, yine öpücük ve yola devam.

Derken yine kadın :

-Aliiiiii. Birazda su bacağımı okşasan ya....?

Adam “ya sabir” çekerek bir daha durdurmuş arabayı. Bacağını okşamış karısının ve araba tekrar giderken kadın:

- Aliiiii. Öteki bacağımı da, deyince kocası gürlemiş:

-Kalk len patlıcanların üzerinden. Kalkta domateslerin olduğu yere otur

===============

HER İHTİMALE KARŞI

Temel Cemal'e anlatıyormuş.

- Pi herif baga “cok sempatiksinuz” dedi.

- O ne demektur?

- Pen de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni.

===============

Temel bir iş müracatında bulunur ve işe kabul edilir ama bazı belgeler isterler. Temel kara kara düşünerek Dursun'un yanına gelir. Dursun sorar;
-Ne uşağım ne düşüneysun?
-Bir işe gireceğum ve bazı belgeler istediler. Hepsinu anladum fakat 8 tane vesikaluk fotoğraf istiyorlar. Ben vesikalık fotoğraf nedir bilmeyrum.
Dursun hemen atılır,
-Ben bileyrum, normal fotoğrafın omuzdan yukarı olanıdır.
-Peki nasıl yapacaz?
Dursun biraz düşünür ve;
-Tamam!!!! Şimdi sen buraya omuzlarına gelecek kadar çukur kazacaksın içine gireceksin bende çekeceğim. Ben fotoğraf makinasını alıp geleyrum.
der ve gider. İki saat sonra geri döner ve ne görsün. Temel kan ter içinde 8 tane çukur kazmış bekliyor.
-Ula oğlum ne yaptun? Ne gerek vardı 8 tane çukura. Ben 8 tane fotoğraf makinası getirmiştim zaten.

===============

Kocam !

Kadının iki gözü mosmor, annesinin evine gelmiş.
Annesi kimin yaptığını sorunca,
-Kocam.
-Peki o yurt dışında değil miydi?
-Ben de öyle sanıyordum.

===============

Sıra Tarlanın Sürülmesine Geldi...

Siyasal haritada artık yeri olmayan bir ülkenin gizli servis karargahındaki telefon çaldı:
"Alo, size bir ihbarda bulunmak istiyorum... Komşum Salomon bir devlet düşmanı... Odunluğunda, deklare edilmemiş elmaslar saklıyor."
Gizli servis karargahından, sert sesli bir yanıt geldi:
"İhbarınız not edilmiştir, merak etmeyin... Teşekkürler."
Gizli servis elemanları ertesi gün Salomon'un evini bastılar, odunluğuna girdiler ve tüm odunları kırarak tek tek tümünün içlerine baktılar, elmasları aradılar. Tek elmas bile bulamayınca da, içlerinden Salamon'a küfürler savurarak çıktılar, karargaha döndüler.
Akşamüstü Salomon'un evinin telefonu çaldı:
"Alo, ben Moşe" dedi bir ses. "Gizli servis elemanları geldiler mi?"
Salomon, gülmesini saklamaya gerek duymadan "Geldiler" dedi.
Moşe de gülmesini saklamaya gerek duymadan sordu:
"Odunluğundaki kışlık odunların tümünü kırdılar mı?.."
Ve beklediği "Evet" yanıtını aldıktan sonra, "O zaman telefon etme sırası sende" dedi. "Tarlamın ekim için çapalanması gerek..."

===============

Savaş yılları

Yaşlı İtalyan, kasabanın papazına günah çıkarmaya gitmişti.
İhtiyar adam itiraflarına başladı:
"İkinci Dünya savaşının ilk günlerinde bir güzel kız kapımı çalıp kendisini Almanlardan saklamamı istedi. Onu bodruma sakladım. Onu asla bulamadılar.
"Bu harika birşey" dedi, papaz..
"Devamı var" dedi ihtiyar.. "Ben zayıf karakterli bir adamım. Bir gün ondan, kendisini saklamamın bedelini seksüel arzularımı gidererek ödemesini istedim."
Papaz bir süre düşündü, sonra..
"Hımmm.. Savaş yılları. Zor günler.. O koşullarda böyle bir zaaf affedilebilir. Çok büyük bir riski göze almışsınız.. Kaldı ki, kız Almanların eline düşse, başına çok daha kötü şeyler gelirdi. Allah anlayışlı, hoş görülü ve affedicidir. Yaptığınız iyilik ve kötülükleri tartar, sizi şefkatle yargılar.."
"Teşekkür ederim peder" dedi, yaşlı adam.. "Şimdi içim rahatlamışken, bir soru daha sorabilir miyim?."
"Tabii sorabilirsin oğlum" dedi, papaz..
"Ona savaşın bittiğini söylemem gerekiyor mu?.."

===============

UÇAK

Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.. Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler.. Yolcular fena halde şaşırmışlar.. Nasıl şaşırmasınlar.. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.. Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması.. Tasmanın ucunda bir köpek.. Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa.. Günlerden bir nisan değil ama, Saka herhalde; demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış.. Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.. Uçak iyice hızlanmış.. Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. Uçak son hiza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığı gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.. Tam o anda da kaptan pilot levyeyisonuna kadar çekmiş.. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış. Derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş: Biliyor musun? demiş, Bir gün çığlık atmayacaklar ve hepimiz öleceğiz!..

===============

Rotanızı Değiştirin... Hemen, Şimdi!

(Amerika Deniz Kuvvetleri'ne ait savaş gemisi Missouri'nin görevlileriyle, Newfoundland'de görevli Kanadalı yetkililer arasında 1955 yılında yapılan ve tümüyle gerçek olan bu telsiz görüşmesi, Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından aynı yıl açıklanmıştır.)

Amerikan gemisi : Çarpışmayı önlemek için lütfen rotanızı 15 derece kuzeye çevirin. Tamam.

Kanadalı yetkililerin yanıtı : Çarpışmayı önlemek için biz sizin rotanızı 15 derece güneye çevirmenizi öneririz. Tamam.

Amerikan gemisi : Amerikan Deniz Kuvvetleri gemisinin kaptanı konuşuyor. Tekrar ediyorum : Rotanızı değiştirin. Tamam.

Kanadalı yetkililerin yanıtı : Hayır, biz rotamızı değiştiremeyiz. Tekrar ediyorum : Siz rotanızı değiştirin. Tamam.

Amerikan gemisi : Burası Amerikan uçak gemisi Missouri. Adımızı duymamış olanlara anımsatıyoruz : Amerikan Deniz Kuvvetleri'nin büyük savaş gemisi Missouri'yiz. Lütfen şakanızdan yada inadınızdan vazgeçin, derhal rotanızı değiştirin. Hem de hemen şimdi. Tamam.

Kanadalı yetkililerin yanıtı : Biz de size kendimizi tanıtalım, SS/Missouri. Burası deniz feneri. Tamam!!

===============

Aptal ve Güzel

Bir gün Temel'e sormuşlar:
-Ula Temel aptal mı yoksa güzel mi olmak istersin?
Temel :
-Aptal olmak isterim.
-Niye?
Temel:
-Ula demiş güzellik geçicidir...

===============

BEKTAŞİ VE ATLI

Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı:

-Baba, dedi, bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?

Bektaşi yanıt verdi:

- Elimden gelen bir şeyse, hay hay, oğlum.

- Sunu öğrenmek istiyorum: Su anda Allah ne yapıyor?

Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş:

- Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim.

- Neden?

- Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş.

Adam:

- Hadi, demis söyle bakalım. Allah simdi ne yapıyor?

Bektaşi:

- Ne yapacak, demiş, atı senin gibi budalanın elinden alıp, benim gibi akıllıya veriyor

===============

BEKTAŞİNİN RÜYASI

Mevlevi, Bektaşi ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi baklava icin rüyaya yatarlar. En hayırlı düşü gören baklavayı alacak. Öneri kabul edilir. Yatar, uyurlar.
Sabah olunca Sofu:
"Ne düş gördünüz anlatın bakalım?" der.
Mevlevi sikkesini başına geçirerek:
"Hayırdır inşallah göklere çıktım" der.
Hoca da:
"Ben ise düşümde cennete gittim," der.
Bektaşi:
"Erenler, ben de gece birinizin göklere uçtuğunu, diğerinizin de cennette gezdiğini görünce, 'Artık bunlar fani dünyaya dönmezler' diyerek kalkıp baklavayı temizledim!" der.

===============

DENEDİK
Seksenlik ihtiyar tutmuş yirmi beş yaşlarında bir taze ile evlenmiş. Vakit geçirmeden bir çocuk yapmaya niyetlenmişler. Tabii ki önce bir doktora danışmakta yarar var... Tavsiye üzerine bu alanda uzman bir doktorun yolunu tutmuşlar.
Doktor kısa bir muayeneden sonra bir sperm testini uygun görmüş. Dedenin eline bir kavanoz tutuşturmuş:
-Şu kapalı bölmeye geçin, demiş, orada bu kavanozun içine bir miktar sperm bırakıp kavanozu bana getirin... ihtiyar adam denileni yapmış. Biraz sonra bölmeden sıkıntılı sesler, ahlamalar, uflamalar duyulmuş... Doktor ile genç gelin içerde ne olup bittiğini merak ederken dede başını dışarı uzatmış:
- Doktor bey acaba karim da buraya gelebilir mi?
- Elbette, demiş doktor...
Genç kadın da bölmenin arkasına geçmiş. Bu defa sesler ikileşmiş... Yine ahlamalar.. Uflamalar... Yeni evli çift neden sonra yorgun bir biçimde bölmenin arkasından çıkmış. Yaşlı adam kavanozu umutsuz bir şekilde hekime uzatmış. Hekim kavanoza bakmış:
- Ama bu kavanoz bos...
- Evet, demiş yaşlı adam, olmadı...
- Neden olmadı?
- Olmadı işte... Sağ elimle denedim olmadı... Sol elimle denedim olmadı.. iki elimle denedim olmadı... Karım içeri gelip her iki eliyle denedi yine olmadı. Bir ara dişleriyle denedi o da fayda vermedi. Sonuçta kavanozu açamadık iste doktor bey...

==============

Ticaret

Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini...
Görkemli bir dinsel tören.. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi.. Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım.. Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor...ikisinin de boynunda kocaman birer levha
asili..
Birinde "Ben koyu bir Hıristiyan’ım, lütfen bana yardim ediniz " yazılı.
Ötekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudi'yim " yazıyor.
Tabii ki kiliseden çıkanlar Hıristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar.
Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok.
Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri "Yahudi'yim " yazısı taşıyana sokuluyor. " Bana bak kardeş " diyor , "..dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce Hıristiyan kiliseden çıkarken , senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence çıkar o yazıyı boynundan , sen de su Hıristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudi'yim" yazılı adam "Hristiyan'im" yazılı olana donup sesleniyor:
- Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmiş bize ticaret öğretiyor..

===============

Ölmüş Adamın Karısı

Adamın biri yeni ulaştığı otele kayını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış adrese gönderir. Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca yığılıp kalır. Odaya giren oğlu yerde yatan annesini ve ekrandaki mesajı görür.

Kime: Sevgili Karıma

Konu: Yeni Ulaştım

Tarih: 13.10.2004

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not: Burası çok sıcak.

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Tebessum
Paylaşımcı
Paylaşımcı


Kayıt: Oct 02, 2003
Mesajlar: 95
Nereden: Istanbul

MesajTarih: 20 Jan 2005, 11:54 pm    Mesaj konusu: Mutlu Bayramlar.. Alıntıyla Yanıt Ver

1) Yer Ankara, hava çok sıcak.. Arkadan kokana
teyzem bağırıyor,

"Şöfer bey! Klimayı açar mısınız, hava çok sıcak
oldu!"... Pala bıyıklı şöför, dikiz aynasından şöyle bir bakıyor ve....
otomatik kapıyı açıp açıp kapıyor..

2) Yolcunun kafası belli ki karışık, "Şöför bey,
mükemmel (müsait demek istiyor herhal) bir yerde inebilir miyim?",
dolmuşcu, sağa çekiyor,

"Buyrun, size layık değil ama..."

3) Yine inecek yolcu ama bu kez dil sürçmesi,
"Şöfür bey, müsait bir yerde iner misiniz?", şöförün yanıtı kısa, "niye sen mi kullanacan?"...

4) Otobüs durağa yanaşıyor, yolcunun belli ki acelesi
var, "Kaptan!

Orta kapıyı rica edebilir miyim?", şöför olaya hakim,

"Buyur götür, senden kıymetli mi?"...

5) Bayanın biri, marketin reyonunda çalışanlara
aldırmadan, bütün meyvelerden tek tek alarak tadıyor..
Görevli en sonunda dayanamıyor, kadının yanına yaklaşıp,
"Abla, kapruz da keselim mi?"...

6) Banka kredi kartı başvuru formlarından birisi...
Kadın, Erkek hanelerinin yanına ''kız'' eklenip yanına çarpı
konmuş.. Ama, teyzem 45
yaşında... Yazııııkkkkk...

7) Bandırma''da bir restoran camı, "23 saat
açığız"...

8) Uluslararası bir firmadan, Hindistan''ın koyu
müslüman bölgesindeki
temsilciğe telefon ediliyor..
- "How are you"
-"Fine, elhamdüllillah!"
Sonra istenen işler iletiliyor ve karşı taraftan
son ses, "okey inşaallah!"...

9) Trabzon Farabi Hastahanesi''nin önünde üç araba
sert bir şekilde dip dibe duruyor. Arabaların kapıları açılıyor,
panik halinde herkes bağırıyor, "Doktor nerede,
sedye getirin!..."

Bu bağırtıyı yapanlar bir yandan da diğer arabadakilerden hastayı dışarı
çıkarmasını sesleniyor.

Sonuç, hasta Rize''de.. Her araba hasta diğerinde
diye son sürat hastahaneye yetişmişler... !!!! (Bu gerçekten, gerçek..)

10) Dolmuş seyrü sefer halinde, gün sevgililer
günü... Radyodaki DJ güzellik olsun diye, "Bu gün sevgililer günü.
Hadi yanınızdaki o güzel insanın elini tutup, gözlerinin içine bakarak seni
seviyorum deyin", deyince dolmuştaki çiftler DJ''nin isteğine uydular.
Bu arada ön koltukta tek başına oturan adam, şöyle çevreyi kolaçan ederken, gözü şöföre takıldı.. Şöförden tepki, "Sakın aklından bile
geçirme..."

11) Okul kantininde bir kız, çayına beş-altı şeker
koydu, aklı kesmemiş olacak ki, bir-iki tane de yanına aldı..

Kantinci ağzı gevşek sırıtarak, "bir kaç tane daha al ağda yaparsın!"..

13) Ve günün bombası... Arkadaş evde bangır bangır
müzik dinlerken, evin annesi de elektrik süpürgesi ile ortalığı
süpürüyormuş. Kızıl kıyamet ortam... Bir süre sonra oğlan müziğin sesini kısınca şu durum ortaya çıkmış... Süpürge çalışmıyor ve anne, yarım saattir boşu boşuna dönüp duruyor...

:)))))

-----

Aksarayda bir lastikçinin vitrininden :
"Vindovslu aletle rot balansi yapiyoruz..."

Gebze de bir eczanenin camindan...
"SSK gözlügü yazilir. Tansiyona sekere bakilir. Kurban kesilir..."

"Dostum bana bi tane Yüzüklerin Efendisinin çocuk versiyonundan verir
misin?" Yanimdaki adam korsan VCD ciden Harry Potter i isterken...

"Kartus ve kolonya doldurulur."
Eskisehirde bir dükkanin camindan...

"Burada adam olana, edebiyle konusana hizmet verilir..." Eminönünde bir
bakkalin camindan...

Izmir deki enterasan bir kuaförün devasa afisindeki gaz verici cümle :
"Bir fön neyi degistirmez ki !..."

Bir kirtasiyenin camindan :
"Patlayan top geldi !..."

Kocaeli Hereke de Y.Y.B.F. karsisinda kendi halinde bir bakkalin camindan:
"Penguen Yemi bulunur !"

Kadiköyde bir duvar :
"Resat, lütfen buraya park yapma !..."

Kas ta Dogan görünümlü bir Sahin in arka camindan :
"The Anatolian child does not eat these feet !..."(Anadolu cocugu bu ayaklari yemez:)))

Ise gelmek için bindigim dolmusun söförü, son duraga geldigimizde
siritarak...
"Geçmis olsun, buraya kadar frensiz geldik !..."

Yasli teyze : "Evladim sagda mübarek bir yerde indirir misin ?" Minibus
söförü : "Az ilerde Camii var, seni orada birakayim teyze..."

Adana da belediye otobüsünde ön ve arka kapida görevli 2 muavin arasinda
geçen diyalogdan: Muavin 1 : "Durakta inecek var mi ?" ( yolculardan ses
çikmaz ) Muavin 2 : "Olumsuz !"

Otobüs Söförü : "Paso lütfen !" ( ben pasoyu almak için cüzdanima
davrandigimda... ) Ayni Söför : "Varsa gösterme !"

-----

İzmir de, İzmir ve Nürnberg Emniyet Güçleri arasındaki dostluk maçı 3 - 0 devam ediyordu. Ancak Emniyet Müdürü Halil Tataş, Dostluk maçı berabere bitmeli diyerek takıma yenilme talimatı verdi. Bu da olmayınca kaleciye Gol ye! diye bağırdı. Maç 3-3 bitti. 5 EKİM (Sabah)

:))))))))

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 06 Feb 2005, 5:18 pm    Mesaj konusu: mektuplar Alıntıyla Yanıt Ver

sevgili hakkuş,

mektubunu aldım. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarım o denli üzücüydü... demek askere gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana yapmadığı kalmamış. "suçum olsa yanmam" diyorsun. sana inanıyorum dostum. olur
olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif asker ocağına yakışmayan sadistin teki... sen sivilken ağzına kötü söz almazdın.adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre gerçekten çok
sinirlenmişsin. ama haklısın.ben de olsam ondan nefret ederdim.oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız.neden ayırım yapıp en ağır işleri sana yaptırıyor ki???..senin gibi aklı başında, sorumluluklarının bilincinde olan insana
böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.zaten "adinin teki" demişsin. neyse hakkuş, vatan borcu bu... herşeye,insanlıktan uzak olan çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin. sen yine elinden
geldiğince iyi asker olmaya çalış. beni de mektupsuz bırakma. mektupları dışardan yollamakla iyi ediyordun. çavuş iti okursa bir de mektuplar için
dayak yersin sonra.

özlemle gözlerinden öperim.
........................
__dostun recai__

--------------------------------------

ulan recai iti,

ben sana ne zaman mektup yazdım da o allahın belası mektubu gönderdin?? mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için bu adiliği yaptın di mi köpek?? senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana yapmadığı kalmadı. tonla
dayak... bir hafta da hapis cezası yedim çavuş beni bölüğün önüne çıkarıp "KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR." dedi.ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık mektubunun da o eşşek şakalarından biri olduğuna inandıramadım. bir daha mektup falan yazma... zaten, ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim. birkaç yıl eline kalem alamayacaksın. en kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim
......................................
__hakan__

--------------------------------------

merhaba hakkuş,

yanında olamadığım,sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için kahroluyorum. mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor. manyak çavuş iyice azdı ha...vay sadist vay...bir de adam bilip çavuş yapmışlar. böylelerinin
eline hiç yetki vermemeli...sonra ne oldum delisi oluyorlar."sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun. ama haklısın hakkuş. sinirlerine hakim ol..askerlikte üste saygısızlık olmaz. adama askerliği bitirtmezler
vallahi... uyma o hayvana dostum.zor ama sayılı günler gelir geçer.buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz.en güzel günler seninle olsun............
__kardeşin recai__



recai denen hayvan,

lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oğlum sen çıldırdın mı? çavuş fıttırdı... adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı. "yazmadım konutanım." diyorum, yemin billah ediyorum dinlediği yok. ah ulan
eşşoğlueşşek yaktın beni...askerliğim şimdiden bir ay uzadı.her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor.yeter artık recai!... şakanın
çıkacak suyu muyu kalmadı. cımcılık oldu.bu gidişle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. tüm kemiklerini kıracağım.

allah belanı versin..........................
__hakan__

--------------------------------------

hakkuş'cuğum,
yooo, yazdıklarına inanamıyorum. bu kadarı da olmaz ama... artık o şerefsiz çavuşun sana yaptıklatını insan yapmaz. nedir bu eşşoğlueşşeğin sana çektirdiği? yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha
merhametli davranır. bak hakkuş, sakın benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? eninde sonunda ikiniz de bu vatanın evladısınız.böyle yapması için ya kafadan sakat ya daa soysuz olmalı..ne diyeyim hakkuş? sabredeceksin. allah sevdiği kuluna çektirirmiş. seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına bela diye salmış

__candostun recai__

--------------------------------------

recai soysuzu stop!
sayende askerliğim bitmeyecek stop!.. firar ettim stop!.. seni parçalamaya geliyorum stop!..

(anonim)

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Tebessum
Paylaşımcı
Paylaşımcı


Kayıt: Oct 02, 2003
Mesajlar: 95
Nereden: Istanbul

MesajTarih: 09 Feb 2005, 6:29 pm    Mesaj konusu: SÜPER BABAANNE:)) Alıntıyla Yanıt Ver

Babaannem nişanlısından hamile kaldığını anlayana kadar karnındaki bebek dört aylık olmuş. Kilo almasına rağmen böyle bir şey hiç aklına gelmemiş çünkü "evlenmeden" hamile kalınmaz sanıyormuş.
___________________________
Babaannem tam bir laz kadınıdır. Her zaman elleri ve ayakları
kınalıdır. "Bir kadın öldüğü zaman ellerinde nişan yoksa
(tırnaklardaki kınayı kastediyor) zebaniler ellerini rendeleyecek"
der. Babaanne vallahi Stephen King halt etmiş yani yanında.
__________________________
Babaannem namazında niyazında bir kadındır. Ziyaretine gittiğimizde ev
kalabalık da olsa hep televizyonlu odada namaz kılar. Alışmış olsa
gerek, sesten falan hiç rahatsız olmaz. Bir gün o namaza durmuşken biz
televizyon izliyorduk. Kanalları gezerken birden babaannemin ahenkli
sesi dua ile karışık bir şekilde bizi dumurlara yelken
açtırdı: "Velem yuleeedd....Kanalı değiştirmeeee... Velem yekun lehu... Ajans başlayacaaak...Kufuven ahad!"
__________________________
Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar modern olsa
da gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey zorlanıyor. Buna en güzel
örnek evimi aradığında telesekretere bıraktığı not : "Babaannesi aradı
dersiniz."
___________________________
Brezilya-Almanya final maçını izliyorduk. Brezilya'nın önemli bir
atağını yavaş çekim gösteriyorlardı. Babaannemin söylediklerini
aynen yazıyorum:
"Bu oğlanlar da amma yavaş oynuyorlar. Bizim yavrularımız aslan
gibiydi. Yine de elendiler."
Canım babaannem seni çok seviyorum ama teknoloji işte, çocuklar ne
yapsın.
____________________________
İlkokuldayken Commodore 64 bilgisayarımla sık sık "Ghost'n Goblins"
oyununu oynardım. Bu oyunda amaç, mezarlıkta dolaşırken dirilen
ölüleri yeniden öldürmekti. Babaannem de ben oynarken izler, arkamda
sürekli Fatiha suresini okurdu. "Babaanne onlar gavur, anlamazlar"
deyince de sinirlenip terlikle kovalardı. Tonton babaannemi çok
özlüyorum.
__________________________
Babaannem 58 milyon vererek aldığım gözaltı kremimi ellerine sürüp
bitirmiş
___________________________
İzmir'deyken televizyonda Ajda Pekkan'ı seyreden, birkaç gün sonra
Ankara'ya döndüğünde televizyonda yine Ajda Pekkan'a rastlayan
babaannemin yorumu:
Buraya da mı geldi bu hatun?! Nereye gitsem peşimde "

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 31 Jul 2009, 8:15 pm    Mesaj konusu: DOLAPTA Alıntıyla Yanıt Ver

DOLAPTA

Kadının biri evindeki dolaptan şikayetçiymiş. Çünkü yoldan otobus geçince ses çıkartıyormuş. Dolabını yaptırmak için kocasına söylemeden bir tamirci çağırmış. Tamirci eve gelmiş ve dolabın neresinden ses çıktığını anlamak için dolabin icine girmiş ve otobüsün geçmesini beklemiş. Tamirci dolaptayken eve kadının kocası girmiş ve dolaptan bir şey almak icin dolabı acmış. Bakmış içerde bir adam.
"Burada ne işin var?" diye sorunca adam yanıtlamış:
"Valla abi otobus bekliyorum desem inanmazsın...."

TANRI NEREDE?

Bir kasabada, son derece haylaz iki çocuk varmış. Evlerin pencere camlarını kırmak, arabaların lastiğini patlatmak, çizmek özetle akla gelebilecek her türlü yaramazlığı yaparlarmış. Komşular da sık sık gelip, babalarına şikayet edermiş.

Baba bir gün dayanamamış, çocukları kasabanın rahibine götürüp, yardımını istemiş. O da "Sen git ben onlarla konuşurum" demiş. Ardından, dışarıda bekleyen çocuklardan büyük olanı yanına çağırıp, sormuş "Söyle bakalım, Tanrı nerede?" ses yok. Bir daha sormuş, yine ses yok. Rahip dayanamamış ve kızgın bir şekilde "Evladım, sana soruyorum. Tanrı nerede?" diye bağırmış.

Çocuk, korkmuş ve ani bir hareketle açık kapıdan fırlamış. Dışarıda bekleyen kardeşini de yanına alarak, koşa koşa eve gelmişler. Odalarına çıkıp, kapıyı da arkadan kilitlediğinde, kardeşi sormuş; "Ne oldu?"Abisi, nefes nefese yanıt vermiş; "Sorma, bu kez olay ciddi. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!.."

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 23 Aug 2009, 2:10 am    Mesaj konusu: polis oluyor... Alıntıyla Yanıt Ver

polis oluyor...

polisin biri bir gün kumsalda gezerken kumla garip şekillar yapan çocuk görmüş. yanına gitmiş, çocuğa:

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-polis yapıyorum
-nasıl yapıosun?
-kum katıyorum, su katıyorum, b.. katıyorum polis oluyor
-ne bok katıyosun haaa! al sana

çocuğu güzel bi dövmüş. ertesi gün gelmiş çocuk gene orda

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-polis yapıyorum
-nasıl yapıosun?
-kum katıyorum, su katıyorum, b.. katıyorum polis oluyor
-ne bok katıyosun haaa! al sana

ertesi gün gelmiş bakmış çocuk gene orda

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-asker yapıyorum
-nasıl yapıyosun?
-kum katıyorum, su katıyorum asker oluyo
-b.. katmıyomusun?
-yoooo! b.. katınca polis oluyo!!!

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 27 Dec 2009, 6:03 am    Mesaj konusu: Erzurum’dan çıktım yola Alıntıyla Yanıt Ver

Erzurum’dan çıktım yola

Zamanın birinde, bir grup insan Erzurum’dan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van’a gelmişler.
Van’ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.
O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum’dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.
Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler.
Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama.
Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.
Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya:

- Erzurum’dan çıktım yola Van’da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber…

Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında:

- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı yanlış kıldırıyor? Bunu gidip müftüye soralım.

Sayın müftü meşhur Of’lu...
Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek:

- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.
Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır.
Tabi ki sayın müftü de camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.

Birinci rekat:

- Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber… der hoca.

Arkadan “öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.
İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar:

- Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana… Allahuekber…

Namaz bitince köylü Müftüye dönerek “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı:

- Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti..
--------------


Program düzgün çalışmiir

Erzurum’un bilgisayarla yeni tanıştığı günlerde bir işyeri bilgisayar ve stok programı satın almıştır. Servis elemanı işyerine bilgisayarı kurduktan sonra stok programının nasıl kullanılacağını anlatarak ayrılır.

Aradan birkaç saat geçer, işyerinden telefon gelir:
- Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.

Teknik servis elemanı sorar:
- Nasıl yapıyorsunuz?
- Senin anlattıgın kimi.
- Peki hata ne?
- Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir.
- Nasıl yaptığınızı adım adım anlatır mısınız?.
- Tamam der ve anlatmaya başlar…
- Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:

Kaydetmek ister misiniz? E / H

yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee…

-------------

DAYAMİŞLAR MATEMATİĞU, AYUPTURR!!!

Trabzonlu Temel Ağa’nın sevgili torunu Eda’ya verilen ödevle başı derttedir…
Eskişehir’e göç eden arkadaşı Niyazi’ye başına gelenleri yazar:
Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep baga açar.

Dedi ki;
- “Ha bunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek.”

Dedum ki;
“Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni çözeruk.”

Ne mümkün Niyazi kardaşum:
Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Oğraştum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki, ” damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralım, belki o bilebilur. Yahut da sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur.”

Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki… Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum’dan Sivas’a gittiydum.

Neysa kardaşum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gösteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.

Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacaği saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa otobosun ineceği zamani..

Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef dersun? Uşacuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamişlar matamatiğu. Ayuptur…

-------------------

Bana bir viski, buna da bir tas su

Oldukça yakışıklı ve cüsseli kısaca her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri girer.

Yanında da bir devekuşu vardır. Birlikte bara yaklaşırlar. Kadınlar adama hayran kalırlar.

Adam barmene seslenir;
- Bana bir viski. Devekuşunu gösterek
- Buna da bir tas su. Der ve içtikce içerler. Sonra adam:
- Hesap der.
Barmen :
- 26$ 48 cent der.
Adam elini cebine atar. Cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır çıkar.
Barmen sayar, tamı tamına 26$ 48 cent.
Adam ve devekuşu ikinci gün yine gelirler içerler.
- Hesap! der.
Barmen
- 32$ 28 cent der.
Adam elini cebine atar butün parayı bırakır çıkarlar.
Barmen sayar 32$ 28cent tamamdır.
Barmen şaşkın olayın sırrını çözmeye çalışır ama nafile.

Üçüncü gün, dördüncü gün adam ve devekuşu geliyor gece geç saatlere kadar içiyorlar hesap ne kadar olursa olsun adam elini cebine atıp, bütün parayı bırakıyor, barmen sayıyor hesap tamam. Ne 1 cent eksik ne fazla. Barmen kafayı yemek üzere dayanamaz ve adama bu işin sırrını sorar.

Adam anlatır;
- Bir gün yolda Alaaddin’in Sihirli Lambası’nı buldum. Oğuşturdum, içinden cin çıktı ve bana üç dilek dilememi söyledi. Ben de diledim…
- 1 Çok yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun.
- 2 Her yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun elimi cebime attığımda o kadar para hazır olsun.

Barmen paranın sırrını öğrenip rahatlamıştır. Sonra devekuşunu göstererek sorar;
- Peki bu nedir bu?
Adam cevap verir,
- Haaa o mu?
- Üçüncü dileğimdir o der..
- Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç istemiştim, şerefsiz cin yanlış anladı…
---------------------------

Senin ne işin var tımarhanede?

Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum…
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir….
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil…!
-----------------

Ayna
Tarihte ilk kez Erzurum’a ayna gitmiş.
Adamın biri aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
Adam:
- “Ey gidi gardaşımm. Seni bi daha görmek nasipte varmış!”
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine. Karısı bakmış adam bi şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın.
“Allah belanızı vireee, bu karı da kim. Bi boka da benzese” diyerek feryat figan evden çıkar, kadı efendiye gider.
Kadın:
- “Kadı efendi adam beni bu çirkin karıyla aldattı.”
Kadı aynaya bakar ve şöyle der:
- “Yav bu karıdan çok kavata benziir”
-------------------

Mafya Babası
Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu.

Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.

Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti:
- Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş.
Baba 38′liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- Şimdi sor bakalım, para nerede.
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.
- Ne söyledi? dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek içinde de biraz g..t istermiş.
--------------

Saatler Geri Alınacak
Temel saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki tüm saatleri toplayıp saatçiye gider.

- La uşşuğum, saatler geri alunacağmuş.
Biz de saatleri senden satin alduğumuza göre sana getirduk.
Ha şimdi punlari geri alacaksun
Uyanık saatçi kendinden emin:
- Dediğunu pen da duydum.
Ancak, sadece 1 saat geri alinacakmuş.
Bir tanesini alirum, gerisine karişmam.
---------------

Kizum bakar musun?
Trabzon’dan İstanbul’a gelen yaşlı Fadime nine belediye otobüsüne binmiş. Erkeklerin saçlarını uzatıp bir de kulaklarına küpe taktığını bilmediğinden, yanında dikilen kulağı küpeli, uzun saçlı delikanlıya:
-Kizum bakar musun, Bostancıya geldik mu? diye sormuş.
Bu duruma hem bozulan hem de kızan delikanlı:
-Kız, mız değilim ben. diye cevap vermiş.
Fadime nine de üzüntülü bir ifadeyle cevap vermiş:
-Vah yavruuum; genç yaşta dul mi kaldun?
---------------

Temel, Ay ve Güneş

Temel’e sormuşlar
“Ay mı daha faydalıdır insanlık için yoksa güneş mi?”
Temel, tabi ki ay demiş çünkü…
Güneş gündüz çıkıyor ay ise geceleyin çıkıp hiç olmazsa biraz aydınlık veriyor.
--------------

Cennet – Cehennem Ligi

Bir devrin tüm en klas futbolculari cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleği de futbola çok meraklıymış.
Şeytanı çağırtmış ve:
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş ve:
-Ama bütün hakemler de bizde.

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
uygarozan
Şirince
Şirince


Kayıt: Jan 12, 2003
Mesajlar: 427


MesajTarih: 28 May 2011, 3:35 am    Mesaj konusu: AYAĞIMI SIKIYOR Alıntıyla Yanıt Ver

AYAĞIMI SIKIYOR

Eski Roma'nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış.
Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla benzeri güç bulunur bir "şahane kadın". Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyor.

Yakın arkadaşları bir cesaret konuyu açmışlar:
... - Eşin Roma'nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını, diye
başlamışlar; lafı birbirinin ağzından alarak dakikalarca övdükten sonra, sözü şu suale getirmişler. Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin?

General bacağını uzatarak:
- Çizmemi beğendiniz mi önce onu söyleyin bana, demiş.
- Çok güzel!
- Tay derisinden yapılmıştır. Sicilya'nın en marifetli çizmecisi
tarafından, kendi eliyle,benim için yapılmıştır. Bir benzerini bütün Roma'da bulamazsınız.
- Belli, demiş arkadaşları. Benzersiz derken de haklısın. Ama bunun, bizim sualimizle ne alakası var?

Arkadaşlarının merakını iki kelimeyle gidermiş general:
- Ayağımı sıkıyor;....

İnsanda güzel olan yüzdür, yüzde güzel olan gözdür ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür..

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Yanıt Gönder    Ana Sayfa » Mizah Tüm saatler GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara yanıt veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

phpBB Tema: iOptional, nukemods.com

Bu resmi görmeniz için 'flash player' iniz olmalş...
© w w w . s i r i n c e . n e t 1999-2008 Bütün hakları saklı Degildir!


Sitemiz katılımcıların düşüncelerini düşünce özgürlüğü ortamında paylaştığı bir sitedir.
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki her türlü materyal kullanılabilir. Lütfen sitemizi kaynak gösteriniz.
Web site engine's code is from PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.14 Saniye