MAVİYİ ÖZGÜRLÜKLE SÜSLEYEN İNSAN
Kapanış...(00.45) kayboluş- Çok mu şey istiyorum? ... Yaşamdaki bir elin parmaklarını geçmeyen nadideleri sayar mısınız? Çok mu şey isteniyor var oluştan? ... İstenirken, umulurken en kötü noktaya mı geliniyor çoğu kez?
İçimizdeki dünyanın devridaimi kendi güvenilir kanıtlarımızı da bizle birlikte bir karmaşanın ortasına sürüklemiyor mu? Yoksa biz mi kendi kendimizi sürüklüyoruz bu kaosa!
Hiç bir kanıtımız yokken cevapları da kolay değil elbette...
Cevap olmasın...
Düşün olsun... Düşünün, düşünün ey insanlığım... Artık farklı düşünün.
Sıyrılın gerçekte siz olmayan varlığınızdan...
Koşun...
Gerçek kendinize koşun...!
Sesli ifade etmeseniz de olur,
Kendinizle paylaşsanız yeterli...
Kendi devrimime karar verdim.
Bu benim ilk adımım...
Farkındalık... Çaba... Ve ardından yoğun bir mücadele...
İstersin olmaz... Olmasın da zaten aynı zamanda yok etmesin de... Yaşamdan almasın... Yaşama katsın... Almasın... Aldı... Fazlasıyla aldı... Emin ol ki çok fazlasıyla da kattı... Mutluyum... Bu yüzden fazlasıyla alındığı gibi fazlasıyla da memnunum...
Kararım belli çünkü... Tek yolum devrim... Devrimim... Devrimime sıkı sıkıya bağlanmalıyım lanet olası bu umutsuzluğu başımdan savarak elbette ki...
Devrim hiç umutsuzluk dinler mi?
Tık Tık Tık! ...Orada mısın Bay X? ...Üzgün müsün? Artık çok geç değil mi? Verilen cevaplar ne olmalı ki Bay X? ... Doğru mu olmalı illa...
Yoksa saçma sapan yalan yanlış mı?
Çok doğru mu çok yanlış mı? Uçlarda mı? Az mı doğru? Çok mu doğru? Çok mu iyi çok mu kötü? Bunlar mı belli eder, bu kriterler mi cevap verir senin sorularına? Yoksa bunlar yalnızca laf kalabalığı mı?
Sonsuzlukta mı ki senin cevabın Bay X?
Ne arıyorsun ki, ne?
Çok az mı şey arıyorsun aslında? Fazlasıyla basit ama bulunması güç... Kolaylığın taşıdığı sihirle mi kaplı bu aradığın... Bu yüzden mi bu yaşadıkların...
Sorularıma cevaplar ver artık Bay X... Bıktım usandım cevapsız konuşmalardan, cevapsız arayışlardan!
Bıktımmm... Usandım... Gerçekten...
Ben artık cevaplar da istiyorum!
Evet...
Cevapsızlığın, kuşkunun yoğunluğuyla adım adım büyümek güzel şey...
Ama bu süresiz mi olmalı? Niye süresiz olsun ki?
Artık cevaplarımı da kazanmak istiyorum ben...
Çok mu şey istiyorum?? ...
Kendinle paylaşmak... Bir elin parmaklarını geçmeyen o değerliyi sadece ve sadece kendinle paylaşmak... İçinde çoğalmak fark ettirmeden... Güzellik paylaştıkça güzelleşir mi? kopup kendinden, görünmez insanlık tasmanı atıp bir kenara-baskılarını zulümlerini felaketlerini insanlığın-yapmak isteyip de yapamaması özgürsüzlüğünün özgürlükten yana yanılsaması, tutsakları bizler... !
İnsanlık...
Sen ben o...o...o gerçekten tutsak mı?
Bence o dünyanın tek özgürsüzlük bakterisi. Özgürlüğün gerçek taşıyıcısı-
... O, ya üretici ya tüketici...
Her ikisi de niye olmasın? Her ikisi de...
Ya o ya bu olmak tercihi mi bizi biz yapan...
Önemsiz bir ayrıntı mıdır ''işte bu gerçek benim'' olmak? Her birimiz gerçek BEN’lermiyiz...
Tabi ki de değiliz... Sahteliğin kuklaları bizler... Ne için saçma sapanlığı anlamlandırmak için sonsuz bir uğraşı sergileriz? ! ... Gerçekten yapmak istediğini yap, gerisini düşünme---! ! Anlamlandırmasan da olur...
Bağır * çağır * dans et * haykır * öp * itiraf et * ağla * bitir * öl * diril * başla * yaşa * düş gör * şarkı söyle * zıpla * yere kapaklan * kalk * yine devam et * sarıl * hep istediğini izle...
Kendi gerçeğinin peşine düş... Başkalarının değil... Koş!
Koş
Koş
Kokla hislerini
Onları çek içine
İsyan et sonra,
Neden diye sor
Durmadan koş...
Ama neden e ‘bana’ ekleme
"Neden bana’ ‘Neden ben ki’ diye sorma?
Sorarsan düşünme artık...
Tek düşüncen bencillik olmuşsa ne düşüneceksin ki zaten?
Sen de tükeneceksin ne de olsa...
Beynindeki her türlüsünden kendi ağlarını temizlemeden niçin diye soramazsın
Ancak ve ancak soracağın şu olur
"Acılarımı yok etmeli ama nasıl?"
Ne o,ne bu,ne şu var kalbinde o an...Bencilsen eğer? Zihninde saklarsın onu bunu şunu...görmek istemediğinden unutur gidersin..unuttum olur..masum kedileri oynarsın sinsice aldırmadan.
Acılarımı sevmeli...
Büyümeli acılarla... Acılarım sizlersiniz, acılarım o...umudumun kaynağı acılarım.
Acılarımsız mutluluğumun değerini nereden bileyim nasıl hissedeyim? ...
Acılarımsız mutluluklarım, kişileri oyulmuş bir fotoğraf karesi sanki...
Demeli insan...
Diyebilmeli hiç olmazsa da...
Bulunuş-> oluş-> geçiş-> uzanış-> kaybediş-> ama yakalayış-> tutunamamanın tutunmuşluk yanılgısı-> yinede mutluluk->
İşte yaşam sevinci->
Damlacıklı ağlayış->yine de yine de mutluluk->
Tebessüm... Öyle ya da böyle nefes alış...
Hey!
Ayrıntı harikası insan--!!!
Açılış(1.18)
GÖKÇE PİRİNÇ
----------------
(Şirince'den Not: Bu deneme “Şirince Damar” Şiir, Öykü ve Deneme Yarışması'nda 2. olmuştur.)


















