Kadına Yönelik Şiddet
KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AYRIMCILIK ANCAK SOSYALİZMDE SON BULUR 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılığa Karşı Mücadele gününde; gerek günlük yaşamda ve gerekse de onun yansımaları olan yazılı ve görsel basında kadına yönelik değişen hiçbir şeyin olmadığı açık ve net bir biçimde ortaya çıkıyor.
Töre cinayetleri yanı sıra koca ya da babası, abisi, kardeşinden sürekli dayak yiyen kadın, işyerinde patronun cinsel tacizine maruz kalmaktan, sokakta sokak serserilerinin taciz ve tecavüzüne maruz kalmaya kadar bir sürü sorunla karşı karşıyadır. kaynağı elbette kadınlıktan kaynaklı değildir. Bu sorunu yaratan sınıflı toplumlardır.
Tarihin ilk sınıfsız toplumu olan anaerkil toplumda, kadın her şeyin merkezinde ve odağındaydı. Üretici- dağıtıcı -anaç- paylaştıran ve çekip çevirendi. Ne zaman ki, toprak egemenliği ve avcılık ile birlikte erkek öne çıkmaya başladı, sınıfsal mücadele tarihinde sömürü, baskı, egemenlik mücadelesi, şiddete yeni bir halka daha eklendi. O da kadının ikincil cins olarak sömürü, baskı ve zulme maruz kalmasıdır.
Sırasıyla köleci-feodal-kapitalist toplumda hem emeğiyle ve hem de kadınlığıyla sömürülen, zulme maruz kalan kadınların kapitalizmde daha vahşice sömürüldükleri açıktır. Bir cinsel meta olarak kadın bedeninin kullanılmasından, kadının namusu ve onurunu bacak arasında gören dinsel- kapitalist bakış açısının egemenliği; kadının bu çifte sömürü ve baskısını kat be kat arttırmaktadır. Kapitalizm, o modern görüntünün altında cilalanmış yüzüyle feodal toplumdan bile daha da gerilerdedir.
Her gün onlarca kadın sözde namus cinayetine kurban gitmektedir. Daha birkaç gün önce 15 yıl önce imam nikahıyla evlenmiş halasını gözünü kırpmadan öldüren gencin sözleri hala kulaklardadır: “Namusumuzu temizledim”. Erkekler evlenince, erkekler aldatınca vs namussuz olmuyor ama iş kadına gelince namussuz oluyor. Çarpık kapitalist- feodal kültür karışımı bu kafa yapısını besleyen erkek egemen kültür ile dinci-gerici kültürsüzlüktür.
Atölyelerde, işyerlerinde en ağır koşullarda çalışan kadına patron ya da ustabaşı ile mesai arkadaşlarının cinsel tacizleri her gün değişik olaylar biçiminde görmekteyiz.
Her gün çarşaf çarşaf magazin gazetelerinde ya da
televizyonlardaki magazin proğramlarında kadın bedeni bir mal gibi pazarlanıyor. Her gün milyonlarca insanın gözünde kadın ve kadınlık aşağılanıyor. Onun cinsel yönü öne çıkarılarak paraya çevrilebiliyor.
Kısacası kadın emeğiyle sömürüldüğü gibi, sistemde cinsel bir obje olmaya devam
etmektedir.
Kadına yönelik şiddeti, sınıf mücadelesinden ve düzenden ayrı tutmak olanaksızdır. Zira kadının ikincil cinsliğinin kaynağı, ataerkil
kapitalist-feodal toplumsal yapılardır. Düzene ve sınıflı topluma karşı yönelmeyen bir kadın mücadelesinin başarısız olacağı başından bellidir. Bu anlamda feminen bir örgütlenme ve bakış açısının çözüm olmadığını söyleyebiliriz.
Son tahlilde kadının özgürleşmesi, şiddet ve ikincil cins olmaktan kurtulmasının
son noktası, insanlık düzeni olan komünizmdedir. Komünizm, insanın kendine, emeğine, topluma yabancılaşmasının tamamen ortadan kalktığı, her türden ayrımın yerine tek ve gerçek insanın konulduğu, herkesten yeteneğine göre alınıp herkese ihtiyacına göre verildiği bir toplumsal düzen olarak; merkezinde ayrımsız insanın olduğu gerçek bir anaerkil düzenin de adıdır.
Sosyalizm yoluyla komünizm uğruna mücadele etmeden kadın her yerde ve her zaman ezilecektir.
Bu açıdan proleter ve emekçi kadınlar, sınıf mücadelesinin bir parçası olarak, özgürlük-devrim ve sosyalizm uğruna mücadelede en ön saflarda mücadele etmeleri gerekmektedir.
Kadınların yeri; evde, işyerinde, okulda, sokakta, sömürü, baskı, zulüm
ve şiddetin tek ve gerçek karşıtı olan örgütlü devrimci mücadeledir. Düzene karşı yönelmeyen bir kadın hareketinin özgürlük elde etmesi ve kendisine negatif olarak dönen olguların ortadan kaldırılması olanaksızdır. Kadın ile erkeklerin ayrımsız sınıf mücadelesinin, pozitif bir biçimde kadınlar lehine ele alınıp
büyütülmelidir. Bu anlamda kadının özgül sorunları nezdinde özel mücadele yolları da
yaratılmalıdır.
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü olarak her 25 Kasım’da,
gösterilerde kadınlar olarak ortak mücadele sloganlarını haykırmalı; diğer yandan kadına yönelik ikincil tüm baskıların ortadan kaldırılması şiarlarını haykırmalıdırlar.
KADINLAR ÖZGÜRLEŞMEDEN İNSANLIK ÖZGÜRLEŞEMEZ!
KADININ GERÇEK ÖZGÜRLÜĞÜ SOSYALİZM İLE KOMÜNİZMDEDİR!
19.11.2009
Mahmut Halil CAN ( Sendiren)
http://ateshirsizi.net
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sev
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0




















