Şirince'den Şikayetçiyim!!!! (2)
Değerli site sakinleri, saygı deger büyüklerimiz ve sevgili küçükler... Evet; Bu azmin zaferidir! Uzun uğraşlardan sonra ben de siteye girmeyi başardım!
Neyse felsefeye dalıp konuyu saptırmayalım. Diyeceğim site yönetiminin de sayesinde sitenin kapısından içeri adım attım. Attım atmasına da kardaş o ne öyle! Her tarafta bir lehva koymuşlar! Sözde benim gibi cahillere yol göstersin diye. Yok şuraya git, yok buraya git.. Şurda şu var, burda bu var gibilerden... Kendimi bir anda İstanbul caddelerinde gezinen Anadolu delikanlısına benzettim. Hani Anadolu’nun bağrından kopup gelen bizim meşhur Türk film kahramanlarımız var ya. Aynen öyle abicim... Ağzımız bir karış açık, sağa sola bakıyoruz ki kendimize bir yol bulalım...
Haddim olmayarak bir kapıdan içeri girmek istiyorum hemen ‘‘hop dur’’ diyorlar. Burası senin bildiğin yerlerden değil. Öyle elini kolunu sallayarak her yere giremezsin kardeş... Önce şu meşhur parolaları bilmem lazım ve bunları bir çırpıda sayman lazım. Hapı yuttuk gene bu parola işi. Ulan askerlikte bile bu kadar parola işi yoktur be. Siz ne güdüm şeyler çeviriyorsunuz burada bakıyım. Kardaş benim şarzda bir problem varda kolay kolay algılayamayor böyle şeyleri. Biraz da eskidi hemen ezberlese de kısa sürede silini veriyor anladın mı? Galiba acem işi taklit aceleye gelmiş. Bizim çocuklar bu işin uzmanı –yani fason üretim de. Baksana Avrupalı bile baş edemiyor ama benimkin de bir terslik var.
Hani ne zamandan beri yeni bir şarza talibim ama almak için epey bir sıra beklemek gerekiyormuş. Üstüne üstelikte birde onun parasını bulmak için öyle ondört-onbeş saat çalışmak yetmiyor. Mutlaka bir yerden para bulmak gerekiyor. Bizim Kasım Paşalıdan isteyim diyorum oda olmuyor. Adamcağız para bulmak için Avrupalılara ve meşhur muhterem büyüğümüz Puşt babaya atmadığı takla, yapmadığı hokkabazlık bırakmıyor.
Ama kararlıyım bu sefer gidip isteyeceğim. Adam delikanlı ve harbici. Bende öyle. Çıkacağım makamına çakacağım bir Kasımpaşalı selamı ve oturup kahvelerimizi höpürdetirken gireceğim konuya. Ne de olsa aynı semtin uşağıyız... Muhterem büyüğümüz, sevgili kralım; yap bu uşağına bir iyilik ve şu banka soyguncularına geçtiğin torpilden bizi de faydalandır. Gerçi bizim pervaneli uçan kuşumuz yok seni gezdirmek için ama sayende alabiliriz belki. Ya da ben de ciddi ciddi düşünüyorum banka soymayı. Bunun yolunu da sen öğretirsin bana. Bu konuda uzmanları tanıyorsun nasıl olsa diyeceğim! Neyse konuyu gene karıştırdık ben en iyisi şunun yenisini isteyim nede olsa teknoloji gelişti. Bakarsın site yönetimi yardımcı olur. Onlar bu konu da uzman galiba.
Sitede gezinmeye devam ediyorum. Neler yok ki! Derken kapısında sohbet odası yazan yeri gördüm. Bir bakayım ne sohbetiymiş bu diye. Çaldım kapıyı girmek için olmadı. Ya bir işin acemisi olmak ne kadar zormuş! Nereye girmek istesem karşıma bir engel çıkıyor. Hani bana site yönetimi artık bir sorun olmaz demişti. Danışmaya bir soruyum dedim hani bizim çocuklar belki yardımcı olurlar diye. Onlarda elime kalın bir dosya tutuşturdular. Ulan ben bu kadar yazıyı okuyacak olsam hani bizim memlekete çoktan reisicumhur olurdum be. Bunlar benim tipime bakıp da entel birisi zannetmesinler sakın.
Dosyalar koltuğumun altında ilerlerken gençler yolumu kesiyor. Daha ne oluyor demeden yapıştırıveriyorlar soruyu Askerlikle ilgili ne düşünüyorsunuz? Askere gitmeme vizcan özgürlüğü müdür, insan hakları vb. vb. sorular. Allah allah nereden çıktı şimdi bu. Hem ne ilgisi var bu işle askerliğin. Bunlar kesin ortalığı karıştırmak isteyen bölücü güçlerden. Yoksa şu anarşist dedikleri bunlar mı? Baksana zaten tiplerini de sevmedim! Ne öyle hippi kılıklılar. Saç sakal bir birine karışmış. Jilet alacak paranda mı yok kardeşim senin. Hem ne o yani askerlik yapmama gibi düşünceler. Bizim rojonumuza uymaz abicim. Bizler en büyük asker bizim askerlerle uğurlamadık mı kahramancıkları. Sonrada cenazeleri gelmiş olsa da vatan sağolsun demedik mi? Ama komşunun oğlu bastı parayı bir ay tatilini yaptı geldi ve hala anlatmıyor mu kahvede şöyle askerlik yaptım, böyle yaptım diye. Komutanlarla şöyle eğlendik, buraya gittik iştik diye bizim gazilere. Onlarda ayaklarının nasıl koptuğunu, kurşunun göğsünü nasıl delip kendisini felç ettiğini anlatamıyorlar bir türlü. Çünkü mütayitin oğlu hep komutanlarla düşüp kalkarken bizim amele Osman’la inşaat işçisi Hüseyin dağlarda kutsal vatanı böldürmemek için tanımadığı bilmediği insanlara karşı savaşmadılar mı? Sonuç malum birisine bağlanan sözde gazi maaşı, dahası sigara parası, öbürüsü ise araştırılıyormuş. Hani bizim amele Osman bizim mahallede kızların peşinden koşarken bastı ya mayına. Ulan sen nasıl olurda mayına basarsın? Kime sordun basarken oğlum? Şimdi bekleyeceksin bakalım sen misin şuçlu. Bizim dedelerimiz yıllarca bu vatanın topraklarını savunmak için taaa Arabistan çöllerinde savaşmamışlar mı? Ya bunlar daha şimdiden askere gitmemeyi düşünüyorlar. Alim allah bir savaş çıkmış olsa bunların hiç birisi töbe gelmez askere...
Yok yok bunları iyi niyetli görmüyorum bizi askersiz bırakıp düşmana teslim edecekler vatanı. Kesin bunlar para karşılığı yapıyorlar bu işi. Ve arkalarında da karanlık güçler var.
Derken bir uyarı alıyoruz. Kapılar kapanmak üzereymiş. Galiba sadece misafirleri kasdediyor. Anlaşılan tekrar gelmem gerekecek. Önemli değil, ben siteyi ille de çözeceğim. Taktım bir kere...
Tekrar görüşmek üzere...
(Bendeniz yeri yurdu henüz belli olmayan bir garip yolcu Sinan Savaş)


















