Şiirden Kendimi Saçmalarken
Kabuk; özün içerisinde bulunduğu nesnellikle kurduğu, yaşamsal geçirgenlik ilişkisidir. Bence bu yaşamsal geçirgenlik; yaşama sevincinden nefesi tutulanların izleğinde olmayi içerir.
yüzleşirlik inşasıdır. Yaşamla yüzde yüz yüzleşirliğin tek yolu, düşünce takibinin üretim gücünden paylaşım zenginliği yaratmasıdır.
İçeriğin nesnellikle yaşamsal geçirgenliği ancak kabuğun kendisini
"biçemlendirmesi" ile olasıdır.
Öz ve biçim soyutlamasının doğru anlaşılması, nesnelliğide içeren bir
"kavrayış" olmadıkça, sadece, bir indirgemiciliktir. Öz ve biçim
indirgemesi nesnelliğide içeren bir yükselti olmadıkça sekterlikten
çürümeyi garantiler.
Öz ve biçimin nesnelliği dışlamadan ele alınışı; kavrama davranışıdır.
Anlama ve anlatmanın ötesine geçmek ancak İçeriğin (öz biçim ve
nesnellik bütünlüğü diyalektiği) kendisini "biçemle"( özün nesnellikle
olan ilişkisinden biçim kazanışı) açığa çıkarması ile olasıdır.
Öz sadakati öznelciliğinden ve biçimin indirgemeci sekterliğinden
kurtulamabilmek "anlama" ve "anlatmanın" ötesine geçen bir kavrayış
dilidir ki bence bu estetik yaratımın bir "biçem" olarak ele
alınmasını zorunlu kılmakta...
Şiir bir biçem sorunudur dersek; haddimizi zorlamış mı oluruz
bilmiyorum...
Her ne kadar toplumcu gerçekçilik adına sergilenen davranışlarda
ifadelenişler öz mü yoksa biçim mi önemlidire indirgensede, toplumcu
gerçekliğin ustalarının böyle bir sorunu olmadığının öğrenicisi
olmakta fayda var.
Bütün kabuklar yumuşak dokudur. Yaşamdan yana geçirgenliği, özün
nesnellikle olan ilişkisinde seçicilik inşasıdır. Aklın nesnellikten
yaşamsal seçiciliği; "görgü-gözü" olarak örgütlenmektir.
Görünenden "görgü-gözü" ile "seçicilik bileşeni" inşa etmek; "biçem"
yaratıcılığıdır. "Toplumcu gerçekçilikte" biçem; "başka bir dünya
mümkündür duruşunun" seçiciliğinden aklın bileşenini görgü gözünden
yaratmaktır.
Görünenin "göz köleliği" seçicilik yitimidir. Bizim yörede gençler
için "o gençtir, onun aklı; henüz göz aklı" derler. Kimimiz göz
aklından, kimimiz aklın gözünden şiire geliriz. Şiir bize bin göz
bakmayı öğretir.
Görmek, duruşunuzun emrediciliğinden devinir. Duruşunuz gördüğünüzle
olan ilişkinizde seçicilik; tercihinizdir. Duruş; biçemin
nesnelleşmesidir.
Necmi Otçu


















