Hilmi Yavuz ve Akdeniz Edebiyat Festivali

Sitemiz Şirince Paylaşım’ın da duyurusunu yaptığı Hollanda’da gerçekleşen Akdeniz Edebiyat Festivali’ne dün katıldım. Eşimle deyim yerindeyse “bir taşla iki kuş vuracaktık.” Hem dostları görecek hem de festivale katılacaktık. Festivalin iki önemli öğesi vardı bizim için:

19.12.2005 - 21:00
2.8k
1-Çeşitli ülkelerden tanınmış şairler festivale katılıyorlardı. Kendi dillerinde şiirlerini okuyacaklardı. Bu güzeldi, çünkü şiir yazan birisinin yüreğinde evrensel insan sevgisi taşıması şiire de taşar, şiiri yazanı da şiiri de güzelleştirir. Bu tür festivaller de bunun bir çeşit pratiğe yansımasına olanak verirler. Çeşitli kültürler arasında barışın ve dostlukların oluşmasına edebiyatın katkısını bu tür festivallerde canlı olarak görebilirsiniz.

2-Festivale Türkiye’den tanınmış bir şair olan Hilmi Yavuz katılacaktı. Onun şiirlerini kendisinden dinlemek, olabilirse kendisiyle de tanışmak istiyordum.

Festivale katılacağımız kesinleşince bir gün önceden bu ikinci öğeyi biraz irdeleme gereği duydum. Bu, Hilmi Yavuz’u daha fazla tanıma ihtiyacından kaynaklandı. Hilmi Yavuz’u çeşitli antolojilerden, "Bedreddin Şiirleri"nden ve bazı internet sitelerinden tanıyordum. Ama bu yetmezdi. Çünkü tanışmak istediğiniz insan hakkında ne kadar fazla bilginiz varsa sohbetiniz ya da bilgi alışverişiniz o kadar verimli olur.

Onun hakkında araştırma yapmam gerektiğini düşünürken bir arkadaşım telefon etti. Konuşurken bir ara ben festival haberini verdim ve Hilmi Yavuz’un da etkinliğe katılacağını söyledim. O da hemen “ O dönek mi?” dedi, “Sadece onun için etkinliğe katılacaksan, değmez...” dedi. Birilerinin bana başkaları hakkında ne dediği beni fazla etkilemez, hatta ön yargı bile oluşturmaz. Bende önyargılar gözlemlerimden ya da bazı deneyimlerden sonra oluşur. Yargı, daha çok deneyim ya da araştırma, okuma sonrası gerçekleşir. Bu yüzden araştırmayı uygun buldum. Araştırma sonucunda ilginç verilerle karşılaştım. Eskiden “Bedreddin Şiirleri” yazmış olan Sayın Yavuz uzun süreden beri Zaman Gazetesi’nde yazılar yazıyormuş. Bazı yazılarına göz attım. Biraz daha araştırmaya devam edince Sayın Emre Kongar’ın “Hilmi Yavuz Hilmi Yavuz’a Karşı” adlı makalesiyle karşılaştım. Makalede Hilmi Yavuz’un değiştiği ama bu değişimimin –en azından- ideolojik değil ama seviye alçalması olduğu söyleniyor, bir zamanlar “demokrat” olan bu “şair”in değişimle dinci bir gazetede yazmasını yadırgıyordu. Devamla örnekler veriyordu. 1980 darbesinde cuntacıların “sakallarınızı keseceksiniz” gibi baskıcı anlayışa boyun eğmeyerek üniversiteden atılan örnekler varken, O “kuzu kuzu” sakalını keserek üniversitedeki yerini koruyordu. Okuduklarım, gördüklerim beni şaşırtmıştı ama yargı oluşturmadan önce ille de kendisi ile görüşmeli, bunları kendisine özetlemeli, tepkisini dinlemeliydim.

Etkinlik iyi organize edilmişti. Başlangıçta ve arada bir bağlama Türk Halk Müziği’nden güzel bazı parçalar havayı yumuşattı, edebiyata uygun bir ortam oluşturdu. Standart lisanlar İngilizce ve Hollandacaydı.
Sunucu sırasıyla şairleri mikrofona çağırdı ve her şair kendi dilinde şiirlerini dinleyicilere sundu.

Sırasıyla Halil Dzananovic (Bosna), Roula Kaklamanaki (Yunanistan), Cladio Pozzani (İtalya), Hester Knibbe (Hollanda), Hilmi Yavuz (Türkiye), Zahra Zraoui (Fas), Libero Ubeya (İspanya) şiirlerini okudu.

Şiirler kendi dilinde şairleri tarafından okunurken slayt gösterisi aynı şiirlerin Hollandacasını beyaz perdeye yansıttı. Sunucu her şairle olabildiğince seçilen konu “iyimserlik” (optimizm) ve şiir ilişkisi hakkında konuştu.

Hilmi Yavuz birkaç şiirini okuduktan sonra konu ile ilgili soruya yanıtı oldukça ilginçti. Özetle “Ben doğuştan kötümserim. Yaşam benim için azaptır!” dedi. Söylediklerinden onun “şiirin genel anlamda umut vermesi, ileriye bakması, insanları gerektiğinde aydınlatması gerektiği” gibi bir derdi olmadığı sonucunu çıkardım. Çünkü “doğuştan kötümser” olan “yaşamı azap” olarak gören bir insan bir başkasına ne verebilir? Bu anlayış olsa olsa kötümserliği taşır, bu da insanı aydınlığa çıkartmaz, aksine karanlığa gömer. Yaşamın “azap” olduğu düşüncesini ise bana aşırı dinci, sadece “öbür dünya”yı düşünen bağnaz düşünce akımlarını çağrıştırdı. Bunun Zaman Gazetesi’nde yazmayla bir ilişkisi olup olmadığını merak ettim. Çünkü Zaman Gazetesi ve çevresinin dünya görüşü; kapitalist sınırlar içerisinde sözde alternatif arayan, insanları uyutan son çözümlemede düzenci (yine kapitalist tarzda kişisel) çıkarcı bir çizgi izlemekteydi.

Festival bitiminde duyduklarımı, okuduklarımı olduğu gibi Hilmi Yavuz'a özetledim. Onun sinirlendiğini, sorularımın hoşuna gitmediğini tavır ve davranışlarından sezinledim. Bana özetle Zaman Gazetesi hakkında “nerede yazdığının değil ne yazdığının önemli olduğunu, ayrıca diğer bazı demokrat –örneğin Cumhuriyet- gazetelerin bu olanağı vermediği için orda yazdığını” belirtti. Kendisi hakkında yazılan olumsuz şeylere biraz “verip veriştirdi” ve “kendisinin esasen değişmediğini, eski Hilmi Yavuz" olduğunu söyledi.

İkna olmamıştım. İkna olmamıştım çünkü gazeteler esneklikleri olsa da genel olarak siyasal düşünceleri doğrultusunda yazmayan yazarları bünyelerinde barındırmazlar. Bu bir yana, bana göre bir aydının (bu durumda bir bilim adamının) toplumsal gelişmelerdeki tavrı çok önemlidir. Aydınlar, toplumun insanları ileriye taşıyan bir çeşit sıçrama tahtalarıdır. Dürüstlük, haklının ve ezilenin yanında olmak, erdem ve onur taşıyor olmak gibi özellikler aydınların “olmazsa olmaz” özelliklerindendir ve böyle olmalıdır. Bu açıdan da bakıldığında yaşamı “azap” olarak algılayan bir anlayışın da, şiirinin de topluma yarar sağlamayacağını düşünüyorum.

Yine de Akdeniz Edebiyat Festivali’ni olumlu değerlendiriyorum. Festivalin sonunda Festival organizatörlerinden sevgili dostum Murat Tuncel’de bir şiirini okudu. Daha sonra kendisinin birkaç kitabını satın alarak oradan ayrıldık.

Festivale emeği geçen herkese buradan teşekkür etmeyi borç biliyorum.

Turgay Usanmaz
Hollanda, 19-12-2005

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sev Sev 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0