Güvercinler Düşmesin…

Bundan tam bir yıl önce Agos gazetesinin önünde yüreği gökyüzüne sevdalı bir güvercinin düştü. Yüreği özgürlüklere sevdalı güvercin öyle vakitsiz düşer miydi yere hiç? Düşmezdi ama korktular güvercinden. Sevdasından, fikirlerinden, yaşama, kardeşliğe, "kendi rengimle ben de varım" deyişinden korktular. Hele hele yıllardır üstünü örtmeye çalıştıkları gerçeklerden daha da korktular

21.01.2008 - 19:02
1.1k
Güvercini fiziken ortadan kaldırırsak kurtuluruz sandılar. Ama güvercinin hala yaşadığını, yaşayabileceğini düşünemediler. 19 Ocak 13.00 sevgili Hrant başta İstanbul, İzmir, Ankara olmak üzere yurt içi ve yurt dışında görkemli törenlerle anıldı. Agos Gazetesi'nin önüne, Şişli Halaskargazi caddesine Taksim ve Şişli tarafından gelen, yürekleri güvercinin sevdası ile birlikte olan binler toplandı. Onbinler Dink'in cinayetini protesto ederken TCK'daki 301.maddenin kaldırılmasını istediler. "Ji bo Hrant ji bo dadê", "Hepimiz Hrant’ız" "Hrant için, Adalet için" yazan dövizlerin taşındığı gösteride onbinler beraberlerinde getirdikleri karanfilleri ve Hrant'ın fotoğraflarını Agos Gazetesi'nin önüne bıraktı. Üç dakikalık saygı duruşundan sonra anma gazeteci Oral Çalışlar’ın konuşmasıyla devam etti. Dink “Akla vicdana seslenen bir devrimciydi. Kurulu düzeni yerinden oynatacak kadar yürekli ve haklı bir sesti” sözleri ile tanımlayan Çalışlar, Dink’in Rum, Ermeni, Kürt, Yahudi ve daha birçok ırk ve mezhepten insanları temsil ettiğini dile getirdi. Dink’in herkesin ortak özlemlerini dünyaya duyurduğunu ifade eden Çalışlar, “Onsuz bir yıldır çok yalnızız; hüzünlüyüz” diye konuştu. Dink’in, ortaklaşa hazırlanan bir cinayet ile öldürüldüğüne dikkat çeken Çalışlar, “Devlet içindeki katillerden örgütlenmelerden, hesap soracak bir cesarete gerek var. Hrant’ın cesaretine ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

Yaşamak için cesaret ve umut gerek...
Dink in eşi Rakel konuşmasında adalet için toplandıklarını dile getirdi. Eşinin öldürülmesinin ardından ihmal ve kasta değinen Rakel hiçbir gelişmenin yaşanmamasını eleştirdi. Devlet görevlilerinin ihmalinin çok açık olduğunu söyledi. Konuşmasında kanın sesinin ancak adaletle susacağını ifade eden Rakel "Gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım. Bırakın anlaşmayı yoklayın yüreklerinizi. Bir yıl sonra onu yaşamak için yine buradayız. Burada, onun kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım bu şekilde temizlenebilir mi? Kardeşlerim. Kanın sesi ancak adaletle susar. Sizler bugün adalet için bugün buradasınız, sessizliğinizde adalet çığlığı yükseliyor. Katilin eline bayrak verip poster çektirenlere adalet ne yaptı? Sadece görüntüleri basına verenlere dava açtı. Stadyumlarda hepimiz Ogün'üz diye bağıranlara ne yaptı ülkemin adaleti? Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti? Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısına ne yaptı ülkemin adaleti? Diyorlar ki, "301'den kim hapse girdi?" Ben de diyorum ki, Hrant Dink'i yaşatsalardı da keşke hapse girseydi. Çünkü yaşasaydı, bugün hapiste üç aydır yatıyor olacaktı. Bizi acılarla akraba ettiler. Kardeşlik bugün cesaret istiyor, yaşamak da..."

Anma boyunca Ermenice ve Türkçe söylene sarı gelin türküsü eşliğinde onbinler taksime doğru yürüdüler.

Rakel in dediği noktadan "Neden 301 kaldırılmıyor, neden mahkeme bir türlü hızlı gitmiyor?" sorularına devlet adına bakan Şahin şöyle yanıt veriyor.

Bu tür davaların hemen sonuçlanamayacağını ve sabredilmesi gerektiğini bildirdi.

Bakan Şahin, "Sanık yakalanmış. Nüfus kayıtlarına göre, yaşı küçük olduğu için çocuk statüsünde yargılanıyordu. Adli tıp, suçu işlediği tarihte yaşının 18'den büyük olduğu şeklinde bir rapor verdi. Şimdi büyük olarak yargılanıyor. Yani bu süre içinde hiçbir şey yapılmadı derseniz yanlış olur. Tabii ki Türkiye'de ceza usul yasası var. Böylesine önemli bir davada yargıçlarımız, savcılarımız kılı kırk yarıyorlar" dedi.

"Önümüzdeki ayın başında zannediyorum üçüncü duruşması yapılacak" diyen Bakan Şahin, "Ceza kanunlarımız çerçevesinde sanık, ceza kanunlarında öngörülen cezayla tecziye (cezalandırma) edilecektir büyük bir ihtimalle...

Bakanın açıklamalarından anlaşılan üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Olayı değişik gerekçelerle uzatarak gündemden düşürmek, geçiştirmek büyük bir ihtimalle. Yani suçlunun alması gereken cezayı almama ihtimali de var. Demek ki Yüksekova'da Umut Kitabevi'ne saldıranlar ülkenin yetkili ağızları tarafından iyi çocuklar olarak nitelendirilmedi. Uğur Kaymaz ve babasının mahkemesi sırf daha rahat hasıraltı edilsin diye Eskişehir'e taşınmadı mı? Musa Anter, Ferhat Tepe, Nazım Baba oğlu daha niceleri. Hiçbirinin failleri gerçek anlamda bulunup adalet sağlanmadı. Olayların nasıl geliştiğini kimlerin arkadan kararlarını verdiğini ise sistemin gözden çıkardığı itirafçılardan öğrendik. Daha da böyle öğreneceğiz.

Bu çarkın böyle devam edeceğine dair ibareleri T.C.K nın 301. maddesinin değiştirilmesine yönelik çalışmaların seyrinden de görebiliriz. Olması gereken 301.maddenin kaldırılması ve yerine geçecek her hangi bir isimde başka bir maddenin konmamasıdır. Ama kaldırmak şöyle dursun Adalet Bakanı Şahin'in ifadesine bakılırsa değiştirmeyi düşünüyorlar ama meclis gündeminin yoğunluğundan dolayı olası değişikliklerde görüşülememiş.

Hukuki değil siyasi
Hrant in mahkemesine yaklaşım hukuki değil siyasidir. Hukuki olmuş olsaydı deliller karartılmaz, mahkeme uzatılmazdı. Ayrıca tetiği çektirenlerin de peşine düşülürdü. Oysa bu gün mahkemeyi uzatmak ve 301 kaldırmamak için oyalama taktiği uygulanmakta. Bu şekilde hem "düşüncen hoşuma gitmediğinde elimde 301 var" diyerek devrimcilere, aydınlara, entellektüelleregöz dağı vermektedir. Çünkü 301 de,
Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

"Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır." denmektedir. Buradaki aşağılama kime göredir. Ölçütü nedir belli değildir. Sınırları gücü yönetimi elinde tutanların bakış açılarına değerlendirmelerine göre çizilmiştir. Dolayısıyla Ermenilerden, Kürtlerden, emekten, kardeşlikten, adaletten yaşanan ve üstü örtülmeye çalışılan adaletsizliklerden, soy kırımlardan sömürüden bahsetmeyeceksiniz. Hele devletin bekasına hiç dokunmaya kalkmayacaksınız. Dokunursanız Hrant, Musa Anter ve daha niceleri gibi olursunuz, demektedir.

Hem de, derin devlet geleneğini sürdürmekte biat eden toplumsal yapıyı derinleştirmektedir. Nereye yönlendirilirse oraya giden bir kültür. Böylece halka gözdağı vermekte. Yanı başındaki komşunu hadi dediğinde linç edecek bir şekillenmeyi inşa etmektedir.

Yargı ise bu çarkın en önemli ayaklarındandır. Politik dengelere göre hareket eder. Özellikle gizlenmesi gerekenleri gizleyerek zamana yayılması gerekenleri zamana yayarak, kararları erkin o zaman ki çıkarına göre vererek yasaları egemenlerin çıkarına göre yorumlayarak siyasallığını göstermektedir.

O zaman Hrantlar, Musa Anterler, Mehmet Sincarlar, bir daha yaşanmasın diye hukuki mücadele ve taleplerin yanında siyasi mücadeleyi örelim. Yürüyüşten yürüyüşe acılarımızı kardeş eylemeyelim.

Mürüvvet Yılmaz

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sev Sev 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0