Faşizmin Açıkta Örgütlenme Çabası

İnternette rastladığım bir adresteki logo beni şaşırttı. Çünkü faşistler genellikle düşünceleriyle, örgütleriyle piyasada oldukları halde kendilerine gerçek isimlerini koymaktan kaçınırlardı. Ama gördüğüm logo bunun tersi, site adresi de yeni bir site kurulacağının haberi olan Türkiye Faşist Partisi ile ilgiliydi.

Ağustos 16, 2005 - 21:39
 3k
Beni şaşırttı çünkü faşizm o kadar lanetli ve kötü bir şeydi ki, bunu açıktan birilerinin savunuyor olması normal bir şey değildi. II. Paylaşım Savaşı’nı çıkartarak dünyayı yeniden paylaşmak isteyen Alman burjuvazisinin kendi halkına uyguladığı zulüm ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan bu sitem kim tarafından savunulabilir ki?

Savunuluyormuş demek ki. Hitler’in çizgisinde Mussoloni İtalya’yı, Franko İspanya’yı kana buladılar. Bizler de tarihten faşizmin ırkçılığın şiddete dayanan son noktası olduğunu öğrenmiş olduk. Bu, yani ulusları eşit görmemek, kendi ulusunu diğerlerinden üstün görmek anlamına geliyordu. Kendi ulusunu üstün görme düşüncesi son tahlilde kendisinin efendi, diğer ulusların köle olması gerektiği düşüncesine kadar uzanıyor.

Bu da, bu düşünce doğrultusunda diğer ulusları köle yapana kadar uğraşmak demek, aşağılamak demek, kavga demek, savaşmak demek, kısacası insan olmaktan çıkıp hayvanlaşmak demek. Kendi çıkarı ve rahatı uğruna diğer ulusları sömürmek demek, zorbalık demek.

Bu açıdan bugün dünyamızda birçok kapitalist ülke burjuvazisi faşizmi adını koymasalar bile açık ya da kapalı savunuyor. ABD emperyalizmi uluslararası planda diğer uluslara karşı açık faşizm uyguluyor. Bazı ülkelerin burjuvazisi de kendi ülkelerinde bu sitemi uyguluyor, kendi ülkelerindeki diğer uluslardan insanlara “ikinci sınıf” insanları gibi davranıyor, polisine işkence yaptırtıyor, halkları ulusal temelde bölüp birbirlerine düşman yapan politikaları gündemden hiç eksik etmiyorlar. Halkları bu açıdan aldatabilmenin düşünsel temeline de “milliyetçilik” kavramını yerleştiriyorlar.

Oysa milliyetçilik kendi ulusunu egemen, sömürücü uluslara karşı kurtarma, eşitliği savunma, o ulusun kültürel değerlerini savunma anlamında birinci basamak, bir çıkış noktası olarak iyi bir şeydir. Ama milliyetçilik ırkçılığı körüklemek olarak kullanılırsa onun adı milliyetçilikten çıkar ve ırkçılık olur.

“Benim ulusum seninkinden üstündür!” diyen başka bir ulustan bir insana siz de “Hayır, benimki seninkinden üstündür!” derseniz; siz de onun gibi ırkçı olursunuz.

Ayrıca “Ama falan ulus ırkçı, biz de dünyanın bu koşullarında ırkçı olmalıyız” gibi saçma bir gerekçe de olamaz. İyi insanlar dünyamızdaki savaşları, acıları yok ederek, insanları ve ulusları eşit yapacak sistemlerin hayallerini kurarlar, öyle sistemlerin yaratılıp yaratılamayacağını sosyal bilimsel olarak araştırırlar.

İnsanları ve ulusları eşit görerek, toplumun zenginliğini insanlara eşit dağıtan sistemlerin var olabileceğini tarih kanıtladı. Bu nedenle tarih, geleceğe aynamız olmalıdır. İnsanlığı karanlıklara sürükleyen, ülkeleri kan gölüne çeviren faşizmi savunmak; aklı başında olan, kendisine “insanım” diyenlerin işi değildir. İşte bu yüzden http://www.turanproje.cjb.net/ adresindeki logoya ve parti ismine şaşırdım.

Sayfayı hazırlayan kişi üstelik kendisini saklamamış da:

“Sitemiz en kısa zamanda yeni şekli ile karşınızda olacaktır. O zamana kadar salih28@hotmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz! Salih Reşit Sıriş” demiş.

Canavarlığı, kötülüğü, eşitsizliği savunarak 29 Mayıs 1993’de Almanya’nın Solingen kentinde sırf Türk oldukları için Genç Ailesinin evini ateşe vererek yakan ve beş kişinin ölümüne neden olan dazlak faşistler de “Saf Alman olma” düşünceleri altında diğer ulusları “ikinci sınıf” görmekteydiler. Onlar gibi olanlar büyük bir "Alman İmparatorluğu" hayal etmektedirler.

Bu nedenle onlar Almanya’da diğer uluslardan insanları istememekte, zaman zaman onlara örgütlü olarak saldırıyorlar.

Ordaki dazlağın birinin düşüncelerini alın; içinden “Alman” sözcüklerini çıkarın ve yerine “Türk” sözcüklerini yerleştirin. Sonra o düşünceleri dazlağın kafasına geri yerleştirin. Alın size işte dazlak bir Türk faşisti. Yani bir kişinin Türk olması faşist düşüncenin kötülüğünü, insandışılığını yok edemez.

Şimdi bazıları şunu düşünebilir: “Ne yani, bu kadar komünist partisi, sitesi var. Faşist parti neden olmasın ki?”

Duruma böyle basit, düz mantıklı bakılamaz. Hatta faşist parti konusu “düşünce özgürlüğü” kapsamına bile girmez. Yani “komünizm” ve “faşizm” değerlendirme açısından bile aynı kefeye konulamazlar.

Çünkü komünist düşünce; eşitlik temelinde sınıfsız ve sömürüsüz bir barış dünyası düşlemenin uç noktasıdır.

Faşist düşünce ise; sınıflı sistemin devamından yana eşitsizliğin, haksızlıkların ve savaşların dünyasının zorla sürdürülmesinin uç noktasıdır.

Daha düne kadar faşist MHP’yi (Milliyetçi Hareket Partisi) savunan birçok iyi niyetli insan bilinçsizce “biz faşist değiliz” diyorlardı. Hatta MHP’de kitleler üzerindeki etkisinin kaybetmemek için faşist düşünceyi savunduğu halde açıktan faşist parti olduklarını reddediyordu.

Ama öyle görünüyor ki MHP’nin asil işlevi bundan sonra baba partiye, yani TFP’ye (Türkiye Faşist Partisi) adam yetiştirmek olacak. Milliyetçilik çıkış noktasından ırkçı düşüncelerle yoğrulan beyinler kendilerini TFP’de bulacaklar. Sonra da mafya ve çetelerimiz çoğalarak önce Türkiye’de iktidarı, sonra Türk dünyasını fethedecekler.

Tabii emekçiler, devrimciler, dürüst insanlar buna izin verirse...

Nasıl ki insanlık dışı her türlü düşünce toplum tarafından kabul edilemez ve insanlık dışı düşünceleri savunanlar yasalar karşısında bir parti kuramazlar ve yasalar bu tür girişimleri yasaklarsa;
“Benim ulusum diğer uluslardan üstündür ve diğer ulusları köle yapmak için zorbalık yapar, bu düşünce uğruna kan dökerim” gibi bir faşist düşünce de toplum tarafından dışlanmalı; yasalar bu düşünceye ve bu düşünce doğrultusunda parti kurma girişimine yasak koymalıdır.

İnsanlık faşizme alternatif üretmeli, faşizmle bilinçli mücadele ederek faşist düşüncelerden kendini tümüyle arıtmaldır. İşte ancak ve ancak bu bu yolla insanlık kendi güzel dünyasını kurabilir.

Turgay Usanmaz