Facebook, Kaynağı Belirsiz Yazılar ve Dennıs Deniz
İnternet üzerinden sosyal medya paylaşımları son yıllarda birçoğumuzun vazgeçilmez davranış kalıpları haline geldi. Bu paylaşımları genellikle Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal ağlar üzerinden yapıyoruz. Günlük yaşantımızda olduğu gibi internette de çeşitli siyasal akımlardan insanlara, çeşitli tipte insanlara rastlıyoruz. Burada üzerinde durmak istediğim konu internetteki davranışlarımızda olması gereken birkaç nokta. Bunu da daha dün bizzat yaşadığım bir olay üzerinden anlatmanın daha uygun olacağı kanısındayım.
Facebook’un en güzel özelliklerinden birisi, kendi arkadaş grubunuzu kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Örneğin size hakaret eden bir kişiyi bloke edip arkadaş listenizden silebiliyorsunuz. Buraya kadar her şey güzel, internet bize belli özgürlükler sunuyor.
Fakat bu sınırsız gibi gözüken özgürlüklerin içinde kafamıza esen her türlü davranışı sergileyebilir miyiz?
Bu özgürlükler bize başkalarına hakaret etme özgürlüğü de verir mi?
Ahlaklı, başkalarına saygılı uygar bir davranış, nerede başlar nerede biter?
Eleştiri kadar özeleştiri de internetteki ilişkilerimizde önemli midir?
Aklıma ilk gelen sorular bunlar.
Birkaç hafta önce yaptığı paylaşımların içeriği dolayısıyla Dennıs Deniz’le Facebook üzerinden “arkadaş” olduk. Facebook arkadaşlığı yani. Dennis Hanım duvarında konu ile ilgili bir fotoğrafla birlikte içeriği çok güzel yazılar paylaşıyordu. Okurken zevk alıyor insan. Yalnız bir nokta dikkatimi çekti: Paylaşım yazıları belli ki bir yerden “kopyala-yapıştır” yapılıyor ama yazının sonuna kaynağın neresi olduğu yazılmıyordu. Kaynak bir yana, yazının alıntı olduğunu belirten bir (alıntı) gibi bir açıklama da bulunmuyordu.
Bu konuda önce ben düşüncelerimi belirteyim. Başka bir sitede yayınlanmış bir yazı ya da şiirin kopyalanarak başka bir yerde kaynak göstermeksizin yayınlanması bir çeşit hırsızlıktır. Örneğin başkasının bir şiirini ya da yazısını kendi Facebook duvarında altına yazarını ya da şairini yazmadan, kaynak göstermeden yanınlarsanız bu “bunu ben yazdım” anlamını taşır. Bu yazıyı ya da şiiri “anonimleştirerek” çalmak anlamını taşır. Yazı ya da şiirin aldığınız yerde “anonim” olması sizin yaptığınız işi aklamaz, sizi suçsuz hale getirmez. Çünkü yazılar ve şiirler kişisel ürünlerdir. Kısacası, siz yazmamışsanız, paylaşımınızın altına kaynağını, ya da yazarını / şairini yazmalısınız. Bu olması gereken ahlaklı, dürüst bir davranıştır.
Peki paylaşımlarımızda buna dikkat ediyor muyuz? Bu noktada internette, özellikle Facebook’ta İki tip paylaşımcı mevcut:
1- Bilerek kaynak göstermeyenler. Bilerek yazının ya da şiirin yazarını silerek ilgili yazıyı kendisininmiş gibi paylaşanlar.
Bunlar tam hırsız. Aynı zamanda aşağılık kompleksi olan tipler. Başkasının güzel bir şiirini ya da yazısını kendisininmiş gibi paylaşarak çevresindan beğeni ve alkış toplamak önemli bunlar için. Ne yazık ki bu şekilde davranan internette birçok hırsız paylaşımcı bulmak mümkün.
2- Farkında olmadan, bilinçsizce “anonim” yazı ya da şiirleri paylaşanlar.
Bu kesime direk “hırsız” demek yanlış olur ama bu kesimin bilinçlendirilmesi lazım. Karşılaştığınız yazarı ya da şairi belli olmayan yazıları şiirleri Google’den araştırıp sormak lazım. Teknik olarak bu zor ise paylaşım esnasında yazının altına kaynak (nereden alındığı) ya da “alıntı”, “yazarı yok” ,“isimsiz” “anonim” gibi notlar yazılmalıdır.
Bu gibi paylaşımlara uyarı geldiğinde “bu yazı falan kişinindir” şeklinde, ilgili paylaşımın altına yazarın ya da şairin adı yazılmalıdır. Dürüstlük bunu gerektirir.
Herhangi bir yerden yazı ya da şiiri paylaş sonra da “bravo”, “çok güzel”, “teşekkür ederim” gibi genel beğeni sözcüklerini ego tatmini için kullanın sonra da o payalaşımı beğenenlerin en azından yarısı da o yazıyı ya da şiiri şizin yazdığınızı düşünsün. Bu yanlıştır, bilerek ya da bilmeyerek yapılmış bir sahtekarlıktır.
İşte bu nedenle Dennis Hanım’ın bir paylaşımının altına paylaşımı için teşekkür ederek, “kaynağının belirtilmesinin iyi olacağı” şeklinde bir yorum yaptım. Dennıs Hanım’dan bu yorumuma yanıt gelmedi. Ertesi gün Dennis Hanım’ın kendi yazdığı bir paylaşımla karşılaştım. (Yazıyı kendisinin yazdığı yazının acemiliğinden, akışından, yazılışından, noktalama işaretlerini bozuk bir şekilde kullanılmasından belliydi.) Dennıs Hanım paylaşımında kaba bir dil kullanıyor ve aşağı-yukarı şunları söylüyordu:
“Benim sayfamda beni beğenmeyenler, kardeşim size söylüyorum. Ben buraya kimseyi davet etmedim, zorla çağırmadım. Kimseyi burada zorla da tutmuyorum. Beni beğenmeyen sorun çıkartmasın, çeksin gitsin.”
Kullanılan dil kabaydı, hoş değildi. Paylaşımın hemen altında bir kadın hemen söyle tepki göstermişti: “Paylaştığınız yazıları beğeniyorum ama bu yaklaşımınız hoş değil. Ben ayrılıyorum.”
Dennis Hanım hemen altına yanıtı yapıştırmıştı: “Güle güle!”
Bu gelişmeler hoş değildi ve Dennis Hanım hem bu paylaşımıyla hem de bir takipçisine kaba davranmıştı.
Ben ise “acaba” diye düşündüm. Bu paylaşımı benim eleştirim dolayısı ile mi yapmıştı? Bu paylaşımın altına aynen düşüncelerimi yazdım. Beni eleştiriyorsa eğer bunu benim yorumumun altına yazması gerektiğini söyledim. Ayrıca eleştirimi uygun bir dille tekrarladım. “Yazıların kaynağının belirtilmesi uygun olur” dedim. “Ya da en azından yazarının adı, o da yoksa “anonim” gibi bir ekleme yapmasının doğru olacağını” söyledim. "Ayrıca yukarıdaki paylaşımın kaba olduğunu, birilerinin de senin yüzüne hasret değilim diyebileceğini" ekledim.
Dennıs Hanım’dan “ya amca sana ne oluyor?” diye başlayan bir yanıt aldım. Devamla birilerinin kendisine hakaret, hatta küfür ettiğini falan söylüyordu. Bu yüzden böyle bir paylaşımı yapmışmış. O iletinin benimle ilişkisi yokmuş. Benim eleştirime ise birlerinin kendisinin yazısını çaldığını başka yerlerde altına kendi adlarını yazarak yayınladığını söylüyordu.
Hemen söyleyelim, başkalarının ahlaksız davranışları onları ilgilendirir. Bizim burada bahsettiğimiz Dennıs Hanım’ın paylaşımlarıydı. Bu söylediklerinden (başkalarının ahlaksız davranışını öne sürerek) kendi paylaşım davranışlarını savunuyor olduğu sonucunu çıkardım.
Karşılık olarak önce küçük bir mesaj yazdım. “Tamam Dennıs teyze.” dedim ve gönderdim. Bu mesaj duvarda görüldü. Bu “teyze” sözcüğü “amca”ya karşılıktı. Hepsi bu. Daha sonra “küfürcü, hakaret eden kişileri teşhir etmesinin iyi olacağını, bu olmazsa bloke edebileceğini, böyle genel bir kaba yazıya gerek olmadığını” belirten ikinci bir mesaj yazdım ve bunu göndermek isterken şok oldum. Dennıs Hanım beni bloke etmiş. Sanırım sebebi “kaynağı belirsiz yazılar” eleştirisi idi. Çünkü bloke için bir sebep yoktu.
Sanırım eleştirimi beğenmedi. Böyle bir eleştiri karşısında özeleştiri yaparak yazı paylaşımlarını düzelteceği yerde beni bloke etmeyi tercih etti.
Bu durum bir çeşit yargısız infazdı. Dennıs Hanım’a benim hiç bir yerde ve hiçbir şekilde hakaretim olmadı. Kötü bir şey söylemedim. Yaptığım şey “kaynağı belli olmayan yazıları” paylaşması hakkındaki eleştirimdi. Bunu da olumlu, uygun bir dille kendisine ilettim.
Hoş bir davranış değil elbette. Bu durum da beni bu yazıyı yazmaya yöneltti ve olanları olduğu gibi şimdi burada anlatıyorum. İnternet özgürlüğümüz “ben canımın istediğini yaparım, istediğimi atarım” olmamalı. Eğer bir konuda haklı zemindeyseniz onu kitlelerin önünde tartışmaktan çekinmemelisiniz. Haklıysanız, doğruları savunuyorsanız, bunu yapacak cesaretiniz de olmaldır.
Dennıs Hanım kendisini eleştiren birisini bloke etmekle, arkadaş grubundan atmakla susturacağını, yaratmak istediği dikensiz gül bahçesinin kolayca akıp gideceğini düşündü sanırım. Böylece kafasına göre kopyala-yapıştır paylaşımlarıyla başkalarının yazılarını Facebook’ta duvarında paylaşmaya devam edecek. Böylece kendisi “güzel yazılar yazan” havalarında insanlardan beğeni toplamaya devam edecek.
Kimbilir, birileri de Dennıs Hanım’ı araştırır ve bu yazımı okurlar, gerçeği, o yazıları kopyala-yapıştır olarak paylaştığını görürler.
Dennis Hanım’ın hangi düzeyde makale yazabildiğini bir-iki yazısından okuyarak gördüm. Kendisi bir iletisinde “birkaç yıl kitaplara gömüldüğünü” söylerken yaptığı kopyala-yapıştır paylaşımlarının bu yazıların “kendisininmiş gibi gözükeceğine” destek olacağını düşünüyor muydu bilmem.
Ama bildiğim bir şey şudur. Biraz daha fazla “kitaplara gömülürse”, kendisi de güzel yazılar yazabilir, alçakgönüllüğü, eleştiri ve özeleştiriyi, insan ilişkilerinde hoşgörüyü öğrenebilir.
Turgay Usanmaz
18-04-2019


















