*, Ezilenlerin Öfkesi Anadilinde Şiirdir
*, *Yüreği kabaran insanın küfrü kadar anadildendir şiir. Ezilenlerin şiiri tepesi atan insana benzer. Tepesi atan insan ki ne derse der, anasının dilinden der. Ezilenlerin öfkesini bozmak isterseniz, dilini anadilinden koparın. Bu ise ezilenleri şiirden koparmak anlamını içerir. Şiir bu günlerde anasının dilinden koparılmış bir sünepe gibi ise; ezilenlerin coşkusunu içermediği içindir.
Egemenlerin kendi iç çelişkilerinin çatışkılarına göre şekillenmekte olan, yaşadığımız sürecin, bütün çelişkilerini, Ezilenler ve Ezenler çelişkisinin odak noktasından bakarak, tutum belirlemek sanıldığınca kolay olmasa gerek. Geleneksel gericilik ve küresel sömürünün uzlaşı noktalarından kendini üreten örtüşmüşlük, dilde de kendisini inşa etmektedir. Şiirde iki karakterde yabancılaşma, hızla yol alış içerisindeyken, kimden yana olduğumuzun sorgulanması kaçınılmazdır.
* Ana dile en yakın dil, alın terinin değdiği dildir.
Günlük yaşamın deviniminin olanakları ile açığa çıkan dilin, üstünden atlama girişimleri;. şiirden ezilenlere yapılan bir saldırı tarzıdır. Şiiri ezilenlerin elinden almanın temel yolu ezilenleri şiire yabancılaştırmaktır. Egemenlerin en iyi yapacağı iş şiiri divana çekmektir. Şiiri ezilenlere yabancılaştıran bu tutumu egemenlerin iktidar çatışkılarının gölgesinden tanımlama olanağı yoktur. Yeni dünya düzeni Eskidünya özlemi ve Ara renklerinin cirit attığı verili koşullarda Şiirin ezilenlerden yana olma karakterini açığa çıkarmak; bir yanı ile dili sentetik bir noktaya taşıyanlara olduğu kadar, saltanat şakşakçılığı yapanlara da karşı olmayı içerir.
*Ezilenlere yaşatılan zulmün fesmi- şapkamı taktığından çok yabancılaştırmanın içeriğine yönelik bir tutum almak esastır. Çünkü ezenler; kendi iç çelişkilerinin bileşenini ezilenlerden daha hızlı üretmektedir.. Bir yanıyla sentetik bir dil, diğer yanı ile ile Arapça Farsça ile ezilenlerin dışına çekilen şiirin, esas olarak ezilenlerin düşünce biçimi olduğunu unutmamak-unutturmamak gerekir.Kendi aralarında anlamlı kılmaya çalıştıkları kavga ise tam bir yutturmacadır. Yaşanmakta olan bütün çelişkilerde, bu oyun, sürece damgasını basan belirleyicilik olmuştur.Kavganın aslını biz yanan keremden bilmek zorundayız.
*Ezilenler dünyayı akıllarında iki biçimde taşır birincisi küfür ikincisi şiir..Uzun uzun vakitleri yoktur onların ya bir çok kızgınlığı tek bir küfür, veya birçok düşünceyi tek bir imgeyle taşırlar akıllarında. Bizim şiirimiz yeniçeri ağalarının kazan kaldırmasından çok yoksul işçilerin eşlerinin elindeki tencerelere benzer. Padişahların yeni çerilerle olagelen bir egemenlik uzlaşmasıdır kalkan kazanlar. Onlar için tek tehlike uzlaşmaz bir tenceredir.
*Sorun tencerelerin henüz sesi duyulmuyor olmasıdır. Kazanlar, kepçeler, padişahlar, fesler, şapkalar, yeni- eski sömürü tarzları arasında süren bağrışlar ,. Hala cambaza bakan yanımızla bir bütünlük içerisinde yuvarlanıp gittiğimiz şu günlerde. Herkesin kendi iç haklılığının
şiire haksızlık olması kaçınılmazdır. Egemenlerin atışık- danışıklığında taraf olarak yeşillenmeyi marifet saymanın belirleyiciliğinde kaybedecek bir şeyleri olmayanların densizliği henüz açığa çıkamadı .
*Yüreği kabaran insanın küfrü kadar anadildendir şiir. Ezilenlerin şiiri tepesi atan insana benzer, tepesi atan insan ki ne derse der, anasının dilinden der. Ezilenlerin öfkesini bozmak isterseniz dilini anadilinden koparın. Bu ise ezilenleri şiirden koparın anlamını içerir. Şiir bu günlerde anasının dilinden koparılmış bir sünepe gibi ise; ezilenlerin coşkusunu içermediği içindir.Eğer şiir bir yerlerde birikiyorsa bu ne cumhuriyet balolarında nede padişah divanındadır. Anadolu halkalarının anadil özgürlüklerinin böylesine iğdiş edildiği günlerde iyi gelir kimine çekilmek divan gölgesine.
*,
KARASİNEKLER
tarih bitti diyenler
umudu kesince insan geleceğinden
bir dünya kurarlar alın teri değmeyen sözlerden
artık karasineklerdir yoldaşları
beslenirler tarihin tersinden.
Necmi Otçu


















