En özgür aşklar daha yaşanacak
Günümüzde aşk ve sevgi ile ilgilenmeyen, ilişkilerine bu kavramlar doğrultusunda biçim vermeye çalışmayan yetişkin yoktur. Herkes bu kavramların içini doldurmaya çalışırken kapitalist sistemin içini boşaltarak kendi anlayışını topluma dayatması ve insanlara yön vermesi insanların doğru ilişkiler kuramayarak sonuçta mutsuz olmasına neden olmaktadır.
Biz konuyu bu yazıda tartışmak yerine şimdilik aşağıdaki birkaç alıntı yaparak okurun olayları ve ilişkileri yorumlarken onların bakış açılarına katkı sağlamayı umuyoruz.
Şirince Paylaşım
Lenin'in Clara Zetkin'e söyledikleri
(1920 Sonbaharı - Kremlin)
...İşçi kadınlarla okuma ve tartışma akşamlarınızda, özellikle cinsiyet ve
evlilik sorunlarıyla uğraştığınızı duydum. Bu konu kaygılarımızın, politik
eğitim ve öğretici eyleminizin merkezindeymiş. Kulaklarıma inanamadım. İlk
proleterya diktatörlüğü devleti dünyanın tüm karşı devrimcileriyle savaşıyor.
Almanya'nın kendi durumu, karşı devrimin gittikçe güçlü hücumlarını püskürtmek
için bütün proleter devrimci kuvvetlerin en büyük bağlılığını gerektiriyor. Oysa,
bu sırada, aktif komünistler cinsiyetler, evliliklerin geçmişteki, günümüzde ve
gelecekteki şekilleri sorununu tartışıyorlar. Birinci görevlerinin işçi
kadınları bu düşünce sırası içinde eğitmek olduğunu sanıyorlar.
...
Burjuva ahlakı önündeki bu gizli saygı, beni, cinsel sorunlar hakkındaki tutku
kadar iğrendiriyor. İstediği kadar yıkıcı ve devrimci şekillere bürünsün, bu
uğraş sonuçta salt bir burjuva uğraştır. Özellikle aydınlar ve toplumun onlara
yakın tabakaları kendilerini bu uğraşa kaptırırlar. Sınıf fikriyle bilinçli ve
mücadele eden proleterya arasında, parti içinde bu uğraşa yer yoktur.
...
Cinsiyet ve evlilik sorunlarının başlıca toplumsal sorunun bir kısmı olarak
anlaşılmasına değil de, tersine büyük toplumsal sorunun kendisinin cinsiyet
sorununun bir kısmıymış gibi gözükmesine (yarıyor bu). En önemli olan arka plana,
ikinci bir şeymiş gibi itilmiştir. Bu yalnız sorunun berraklığına zarar vermekle
kalmıyor, işçi kadınların sınıf bilincini, genel fikrini gölgelendiriyor.
...
Cinsel hayatı ilgilendiren sorunlar karşısındaki yeni tutumuyla gençlik, ilke
olarak teoriye başvurmaksızın edemiyor. Pek çoğu tutumlarını 'devrimci' veya 'komünist'
olarak nitelendiriyor. Bunu bana zorla kabul ettirebilmeleri için çok ihtiyarım.
...
Bu ilişkilerin değişimini, tüm ideolojinin bütünüyle olan ilginin dışında,
doğrudan doğruya toplumun ekonomik temeline indirgemek eğilimi marksizme özgü
değil rasyonalizme özgüdür. Muhakkak ki susuzluk giderilmelidir. Ama normal
koşullar altında normal bir kişi bir kirli su birikintisinden su içmek için
sokakta yüzüstü yere yatacak mıdır? Veya hatta kenarı birçok dudak tarafından
kirletilmiş bir bardaktan su içecek midir? Ama en önemli olan yön toplumsal
yöndür. Gerçekten su içmek bireysel bir eylemdir. Ama aşkta iki ilgili vardır ve
buna bir üçüncü, yeni bir varlık katılır. Toplum çıkarının gizlendiği, kamuya
karşı görevin doğduğu yer buradadır.
...
Gençliğe gerçekten gereken yaşama zevki ve canlılıktır.
...
Spor, jimnastik, yüzme, gezintiler, her çeşit bedensel hareket, değişik ruhi
uğraşlar, incelemeler, analizler, araştırmalar, bütün bunlar aynı zamanda
uygulanırsa, cinsel sorunlar ve kullanılan deyime göre 'hayattan zevk almak'
şekli hakkındaki tükenmez tartışma ve raporlardan çok daha fazlasını gençliğe
kazandırır.
...
Kişisel hikayelerinin politikayla içiçe girmiş olduğu kadınlar için, ne de
karşılarına çıkan ilk genç kadınla büyülenen ve her eteğin arkasında koşan
erkekler için mücadelede sağlamlık ve eminlik yönünden bir garanti veremeyeceğim.
Hayır, bu devrimle uyuşmuyor.
...
Cinsel hayatta aşırılıklar burjuva yozlaşmasının bir belirtisidir. Proleterya
yükselen bir sınıftır. Sarhoş edilmeye, sağırlaştırılmaya ve tahrik edilmeye
ihtiyacı yoktur. Ne cinsel aşırılıklarla ne de içkiyle sarhoş olmak istemiyor.
...
Öyleyse tekrarlıyorum, zayıflık yok, harcanmış veya yıkılmış güçler yok. Kendine
hükmedebilmek, davranışlarını disipline sokmak, bu kölelik değildir. Bu aşkta da
gereklidir.
...
Lenin'den Inessa Armand'a...
Emperyalist savaş sırasında Lenin gibi İsviçre'de kalan bolşevik bir kadın
yoldaş, Inessa Armand, 1915 başlarında, kadın işçilere, kadın-erkek ilişkileri
hakkında bir broşür yazmaya hazırlanıyordu. Bu broşürün planını Lenin'e sundu.
Lenin iki mektupla akrkadaşça ama sertçe, kendisinin 'aşkla proleter evliliği'ne
karşı çıkardığı 'serbest aşkı' proleterya hesabına istediğinden ona sitem
ediyordu.
(17 Ocak 1915)
Sevgili dost,
Broşürünüzün planını daha ayrıntılı hale getirmenizi rica ederim. Yoksa birçok
şey belirsiz kalıyor. Daha şimdiden bir nokta üstündeki fikrimi belirtmek
isterim. Üçüncü paragrafı silmenizi rica ederim. "(kadının) serbest aşk istemesi".
Bu proleter değil burjuva bir istektir. Bundan ne kastediyorsunuz? Bundan ne
kastedilebilir?
1- Böylece aşkta maddi (mali) hesaplardan kurtulma olayı.
2- Maddi dertlerden.
3- Dini önyargılardan.
4- Ataerkil yasaklardan.
5- 'Toplumun' önyargılarından.
6- Bayağı ortamdan. (Köylü, küçük burjuva, burjuva entelektüel ortamdan).
7- Kanunun, mahkemelerin, polisin engellerinden.
8- Aşkta ciddiyetten.
9- Çocuk doğumundan.
10- Eşe ihaneti müsade etmesinden.
Ve burada birçok nokta sıraladım (hepsini değil). Şüphesiz 8 ilâ 10. noktaları değil, 1 ilâ 7. noktalar veya 1 ilâ 7'ye yaklaşır şeyleri düşünüyorsunuz.
Ama 1 ilâ 7. noktalar için başka bir formül düşünmek gerekir. Zira 'serbest aşk' bu çeşitten uğraşlara tam olarak cevap veremiyor.
Halk, bu broşürün okuycusu, 'serbest aşktan' kaçınılmaz olarak 8-10 arası noktaların cinsinden bir şeyi, siz istemeseniz bile anlayacaktır.
Bugünkü toplumda en geveze ve gürültücü, en göze çarpan sınıflar 'serbest aşk'tan 8 ilâ 10. noktaları anladıkları için bu gereklilik proleter değil burjuva bir istektir.
Proleterya için önemli noktalar 1. ve 2., sonra 3 ilâ 7. noktalardır, ama bu
tam anlamıyla 'serbest aşk' değildir. Aslolan, bundan subjektif olarak 'anlamak
istediğiniz' değildir. Aslolan, aşkta sınıf ilişkilerinin objektif mantığıdır.
...
(24 Ocak 1915)
Sevgili dost,
...
Burjuva kadınları 'serbest aşk'tan 8 ilâ 10. noktaları anlıyorlar, işte benim
tezim.
...
Ve siz objektif ve sınıfsal görüşü tamamen terk ederek beni 'serbest aşkı' 8. ve
10. noktalarla 'özdeş kılmakla' suçlayıp bana karşı 'hücuma' geçiyorsunuz.
"Geçici tutku, geçici ilişki bile" kocayla karısı arasındaki alışılmış aşksız
temaslardan daha şairane ve daha saftır. Böyle yazıyorsunuz. Ve bunu
broşürünüzde yazmaya hazırlanıyorsunuz. Pek iyi.
Bu zıtlaştırma mantıki midir? Koca ile karısının alışkanlıkla yaptığı aşksız
temaslar hoş değildir. Tamam. Bunu neye karşı çıkarıyorsunuz? Aşk dolu bir
temasa mı? Hayır, bunları "geçici" (neden geçici?) "tutku"ya (neden aşk değil?)
karşı çıkarıyorsunuz. Bundan mantıki olarak, bu aşksız temasların (geçici
olduğuna göre) koca ile karısının yaptığı aşksız temaslara karşıt olduğu sonucu
çıkıyor...Tuhaf. Halk için yazılmış bir broşürde, aşksız adi ve kirli bir
evliliği aşklı bir proleter evliliğine karşı çıkarmak daha doğru olmaz mıydı? (muhakkak
istiyorsanız geçici tutku ilişkisinin kirli veya saf olacağını ekleyerek)? Sınıf
tiplerini değil, şüphesiz, olabilecek örnekleri birbirlerine karşı
çıkarıyorsunuz. Ama aslolan örnekler midir?
Evlilikteki saf olmayan temasların ve geçici bir ilişkideki saf temasların
bireysel örneğini konu olarak alırsak, bunu bir romanda eleştirebiliriz (çünkü
bir romanda aslolan, kişilerin tasviri, karakterlerin tahlili, verilmiş tiplerin
psikolojisidir). Ama bir broşürde?...
Bertolt Brecht'ten Sevgi Üstüne
Tensel zevkler değil benim sözünü ettiğim, bu konuda söylenecek çok şey olsa da, aşık olmaktan da söz etmiyorum, ki bu konuda söylenecek şey biraz daha azdır. Dünya bu iki görüntüyle yetinebilir, oysa sevgiyi özel olarak incelemek gerek. Çünkü o bir üretimdir ve seveni de sevileni de değiştirir, iyiye ya da kötüye doğru. Dıştan bir bakışla bile sevenler üretici gibi görünürler, hem de üst düzeydeki üreticiler gibi. Bir tutku bir engellenmezlik taşırlar üzerlerinde. Zayıf değil ama yumuşaktırlar; her zaman dostça davranışlar gösterme arayışı içindedirler. (Sonuçta yalnızca sevgiliye karşı değildir bu.) Bu gibileri sevgilerini inşa eder, tarihsel bir şeyler katarlar bu sevgiye, sanki bir gün tarihi yazılacakmış gibi. Onlar içini kusursuzlukla tek bir kusur arasındaki fark korkunçtur. Oysa dünya bu farkı rahatça gözardı edebilir. Sevgilerini olağandışı bir şey kılarlarsa, bunu yalnızca kendilerine borçlu olurlar; başaramazlarsa, kendilerini sevdiklerinin kusurlarıyla pek de mazur gösteremezler, tıpkı halk önderlerinin kendilerini halkın kusurlarıyla mazur gösteremeyecekleri gibi...Yüklendikleri sorumluluklar, kendilerine karşı olan sorumluluklarıdır. Bu sorumlulukların kılına zarar gelmemesi için gösterdikleri o büyük çabayı, başka hiç kimse gösteremez.
Öbür büyük üretimlerde görüldüğü gibi, başkalarının hafiflikle ele aldığı
birçok şeye sevenlerin önem vermesi, sevginin doğası gereğidir; en hafif
dokunuşlara en farkedilmez ara tonlarına...
Bunların en iyileri, sevgilerini diğer üretimlerle tam bir uyum içine sokmayı
başarırlar; o zaman dostlukları yaygınlaşır, yaratıcılıkları bir çok kişiye
yararlı hale gelir ve üretici olan her şeye omuz verirler.
Karl Marx'ın 1844 Elyazmaları'ndan
...
İnsanın insan olduğunu ve dünyayla ilişkisinin de insani bir ilişki olduğunu
düşünelim: O zaman sevgiyi ancak sevgiyle, güveni ancak güvenle vs. değişebilir
insan. Sanattan zevk almak istiyorsan eğer, sanat kültürü almış biri olmalısın;
başkalarını etkilemek istiyorsan eğer, onları cesaretlendiren ve harekete
geçiren biri olmalısın. İnsanla ve doğayla ilişkilerinin her biri, senin
iradenin, senin gerçek bireysel yaşamının nesnesine uyan şeyin kendi bir ifadesi
olmalıdır. Karşılığında sevgi uyandırmadan seviyorsan eğer, senin sevmen sevme
olarak karşılıklı bir sevgi doğurmuyorsa; seven bir kişi olarak dışavurumunla
kendini sevilen bir kişi durumuna getiremiyorsan, o zaman senin sevgin güçsüzdür,
bir talihsizliktir...
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sev
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0




















