Devlet Tiyatrosu “eşittir” memur zihniyeti

O benim arkadaşım, hatta canım dostum Gökçe'nin tiyatrodan arkadaşı onun vasıtasıyla bizde arkadaş olduk. Murat Deniz harika bir adam, mutlu ve inançlı. 15 yaşında lenf kanseri oluyor anne ve ablasıyla birlikte hayattan kopmadan müthiş bir mücadeleye başlıyor ve kanseri yeniyor, sonra kanser yetmezmiş gibi birde kendisine kamyon çarpıyor fakat yine bir şey yokmuş gibi hayatına devam ediyor.

18.05.2015 - 04:33
421
Ondan öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kendisi Reha Erdem'in Kosmos Filminde oynadı şimdi yeni çekeceği filmde de oynayacak. Murat'la tiyatrodan, hayata hatta kanseri nasıl yendiğine kadar ne var ne yoksa konuştuk. Uzun bir röportaj olduğu için iki part halinde sunacağım. Haydi şimdi Murat Deniz'i tanıma zamanı.

-Kimdir Murat Deniz?
Murat Deniz: 30 yaşında bir oyuncu ve mutlu bir adam diyebilirim sana.

-Mutluluğunun sırrı nedir peki?
M. D: Şuan mutluyum anda kalmak ve o anı yaşamak bana iyi geliyor.

- Bu konuda senden öğreneceğim çok şey olmalı. Haydi biraz mesleğinden bahsedelim, ne zaman başladın oyunculuğa
M. D: Yedi yıl bitti, sekizinci yılımın içindeyim işte. Lisede okurken Nevin Hocam vardı, bir gün geldi "Okul tiyatrosu yapılacak kimler görev almak ister" dedi. Bende derslerden kaytarabileceğimi düşündüm ve lise yıllarında tiyatroya başladım.

Mühendis ya da Doktor olamayacağım belliydi. Ben de tiyatro seçtim.

MD: Bir gün uyuyordum arkadaşım aradı "Oyun yapacağız gelir misin?" dedi gittim oynadım başroldü, sonra karar verdim. Ben tiyatro yapacağım diye, benden doktor ya da mühendis olmayacağı belliydi zaten. Sevgili abim, akrabam, oyuncu Zafer Altun. O aklımıza geldi ailece onun yanına gittik, Ekim Sanat Tiyatrosunda kursa başladım sonra Müjdat Gezeni kazandım öyle yani.

- Türkiye ve Tiyatro desek ne dersin? ya da birkaç soruyu bir arada sorayım, tiyatro seyircisi gerçek anlamda var mı ve devletin sanata etkisi nasıl?
M. D: Seyircimiz var, yok denmesin ama güçlü olmak zorundasın özel tiyatro yapıyorsan şayet. Sponsorun olması lazım ki sende seyircilere ulaşabilesin, oyunu duyurman gerek, sahneleme aşamasında sıkıntımız var. Bizim büyük bir sahnemiz yok, çoğu özel tiyatronun öyle büyük sahnesi yoktur. Ayrıca Ekim Sanat Atölyesi olarak Nilüfer Belediyesine çok teşekkür etmek istiyorum, Bursa'da bize ve birkaç özel tiyatroya daha kapılarını açıyor seyircimizle buluşmamızı sağlıyor. Devlete gelince ödenekli tiyatrolar, şehir tiyatroları var ama bugünkü siyasi iktidar , kapatmaktan bahsediyor tiyatroları, doğrudur yanlıştır tartışacağım konu değil, ama insanlar çok küçük paralara güzel oyunlar izleyebiliyorlar. Çünkü şunu biliyorum Devlet Tiyatrolarında da üç-beş yıl hiçbir iş yapmayıp para kazanan adamlarda var. Yani sezonda oyun oynamamış ama işini yapmadan maaş almaya devam ediyor. Bununda tabi düzeltilmesi lazım ama bu kapatarak olmaz.

- Sanatçı dediğin üreten, var eden her daim hareket halinde olan ve yeniliklere açık kişilerdir, tabi bu benim kendi fikrim. Ama devlet tiyatrolarına baktığımız zaman orada memur hayatı gibi işleyen bir sistem mi görüyoruz. Devlet sanatçısı, devletin maaşlı memuru mu demek?
M. D: Ben devlet tiyatrolarında hiç çalışmadım ama hocalarım, ağabeylerim hala çalışan, idarecilik yapan tanıdıklarım var. Gözlemime dayanarak söylersem eğer bir memur kafası zihniyeti var, dediğimde buydu düzenlenmesi gerekende bu aslında.

- "Bankamatik Sanatçılığı" demiştin biraz önce, nasıl bir şey o?
M. D: Bir yerden duymuştum, bankamatik sanatçılığı diye. Yani sadece maaşını alan tipler var benim duyduğum şekilde yani maaşını almaya gidiyor, devlet tiyatrosuyla ilişkisi o. Eğer bu durum düzeltilirse tekrar söylüyorum devlet tiyatroları devam etmeli. Aynı zamanda Devlet, özel tiyatrolara desteğini de esirgememeli.

- Ya sansür!. . Şu anki sistemde tiyatroya ve sinemaya sansür uygulanıyor mu?
M. D: Kesinlikle uygulanıyor. Hangi festival olduğunu unuttum ama bir festivalde, bir sinema filminin tabi bu kısmı tırnak içinde söylüyorum "yasa dışı örgüt propagandası" yaptığına dair izlenim olduğu için film sansürlendi. Hatta sinemacılarda bu durumu eleştirmişlerdi, evet sansür var. Mesela eskiden çalıştığım ödenekli tiyatroda da çok bariz olmasa da ufak sansürlerle, engellemelerle örneğin; "Burası öyle olmaz yanlış anlaşılır. " Diyen sanatçı değil idarecilerle, belediye idarecileri ile kendim karşılaştım. Bir yapı olarak sansür var. İnsanlar bireysel olarak da müdahale ediyorlar sanata bu sistematik halde de söz konusu. Türkiye'de bu sansür olayının aşılacağını da sanmıyorum.

Reha Erdem ile çalışmak benim için büyük bir şans

Haydi biraz senden bahsedelim, Reha Erdem'in Kosmos filminde oynamıştın, teklif sana nasıl geldi?
M. D: Ali Düşenkalkar geldi Bursa'ya Şehir Tiyatrosunda Deli İbrahim'i yaptı, bizim genel sanat yönetmenimiz Ömer Naci Topçu'da bağlantıya girdi, "Fareler ve İnsanlar" yapalım dendi. Bende Ali Düşenkalkar'ın rejisörlüğünde Fareler ve İnsanlarda görev aldım. Fareler ve İnsanlar'da oynarken bir haber geldi; Reha Erdem'in çekeceği film için bizim tiyatroya cast direktörü gelecek ve çekim yapacaklar. Bu bağlantıyı yapanda Ali Düşenkalkar. Cast Direktörü bizim tiyatroya geliyor çekim yapılıyor işte. Tabi hiçbir umudum yoktu aradan birkaç gün geçti telefonum çaldı Reha Erdem'in filmi Kosmos için arıyoruz görüşmeye İstanbul'a gelir misiniz, hemen gittim. Yardımcı Yönetmenimiz Umut Aral vardı bir deneme çekimi aldık. Reha Bey'in oynadığım rol için beni düşündüğünü söyledi. Beni arayacaklarmış tabi üç hafta boyunca telefon falan gelmedi sonra bir gece telefon çaldı "Yarın sabah 10'da Kars'ta olacağız İstanbul'a gel" diye, tabi ben apar-topar hazırlandım, öyle başladı işte.

- Bilmeyenler içinde söyleyelim, Kosmos Filminde hangi rolde oynamıştın?
M. D: Filminde dört ya da beş ayrı duruma değiniyor. Değindiği durumlardan bir tanesi de bendim. Filmde dört köylü kardeştik ben en küçükleriydim. Hatta bizim hikayemizde Karamazov Kardeşler hikayesi de vardır.

-Şimdi Reha Erdem'in yeni filminde oynayacaksın, oynayacağın rol nedir ya da bize filmle alakalı ipucu vermen mümkün mü?
M. D: Tabi filmle ilgili bir bilgi veremem ama eylül ya da ekim ayında çekimlerine başlanacağını biliyorum. Kesin bir şey söyleyemem ama benim rolümde bir motor tamircisi olabilir. Ama hangi rol olursa olsun önemli değil benim için çünkü işin başında Reha Erdem var.

- Reha Erdem Sinemasını oldum olası sevmişimdir, Korkuyorum Anne, Beş Vakit ve Kosmos benim favorilerim arasında.
M. D: Gerçekten Türk Sinemamızda önemli bir yönetmen iyi filmler yapıyor, Kosmos'da çok başarılı filmlerinden bir tanesi ama ben Kaç Para Kaç'ı izlediğim vakit filmin son sahnesinde resmen tokat yemiştim. İnanılmaz filmleri var Hayat Var'da başarılı filmlerinden bir tanesi.

- Biraz metafiziksel olacak ama tüm tekliflerin ve hayatındaki dönüm noktaların sen uyurken olmuş herhalde.
M. D: Galiba benim hayatımda uyumak çok önemli çünkü hayatımın dönüm noktaları hep uyuduğum anlarda geldi, tiyatroya başlamam, Gaziantep'e gitmem, Reha Erdem'in filminde oynamam. Hep uyduğum zamanlarda aldığım telefonlar ile hayatım değişti.

-Yoksa sende bir Kosmos musun?
M. D: Yoo Kosmos falan değilim ama mutlu bir adamım, çekim yasasından falan bahsetmeyeceğim. Hayatım boyunca zorluklar yaşamış bir adamım ama hep mutlu olmaya çalıştım belki bundandır.

Hafta içi röportajın ikinci kısmı ile yeniden karşınızda olacağım. Murat'ın kanseri yenme serüvenini anlatacağız ve Ekim Sanat Atölyesinin Bursa'da yaptığı Olay Var isimli doğaçlama tiyatro hakkında konuşacağız.

17-05-2015

Büşra Ak

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sev Sev 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0