Devlet Tiyatrosu “eşittir” memur zihniyeti
O benim arkadaşım, hatta canım dostum Gökçe'nin tiyatrodan arkadaşı onun vasıtasıyla bizde arkadaş olduk. Murat Deniz harika bir adam, mutlu ve inançlı. 15 yaşında lenf kanseri oluyor anne ve ablasıyla birlikte hayattan kopmadan müthiş bir mücadeleye başlıyor ve kanseri yeniyor, sonra kanser yetmezmiş gibi birde kendisine kamyon çarpıyor fakat yine bir şey yokmuş gibi hayatına devam ediyor.
-Kimdir Murat Deniz?
Murat Deniz: 30 yaşında bir oyuncu ve mutlu bir adam diyebilirim sana.
-Mutluluğunun sırrı nedir peki?
M. D: Şuan mutluyum anda kalmak ve o anı yaşamak bana iyi geliyor.
- Bu konuda senden öğreneceğim çok şey olmalı. Haydi biraz mesleğinden
bahsedelim, ne zaman başladın oyunculuğa
M. D: Yedi yıl bitti, sekizinci yılımın içindeyim işte. Lisede okurken Nevin
Hocam vardı, bir gün geldi "Okul tiyatrosu yapılacak kimler görev almak ister"
dedi. Bende derslerden kaytarabileceğimi düşündüm ve lise yıllarında tiyatroya
başladım.
Mühendis ya da Doktor olamayacağım belliydi. Ben de tiyatro seçtim.
MD: Bir gün uyuyordum arkadaşım aradı "Oyun yapacağız gelir misin?" dedi gittim
oynadım başroldü, sonra karar verdim. Ben tiyatro yapacağım diye, benden doktor
ya da mühendis olmayacağı belliydi zaten. Sevgili abim, akrabam, oyuncu Zafer
Altun. O aklımıza geldi ailece onun yanına gittik, Ekim Sanat Tiyatrosunda kursa
başladım sonra Müjdat Gezeni kazandım öyle yani.
- Türkiye ve Tiyatro desek ne dersin? ya da birkaç soruyu bir arada sorayım,
tiyatro seyircisi gerçek anlamda var mı ve devletin sanata etkisi nasıl?
M. D: Seyircimiz var, yok denmesin ama güçlü olmak zorundasın özel tiyatro
yapıyorsan şayet. Sponsorun olması lazım ki sende seyircilere ulaşabilesin,
oyunu duyurman gerek, sahneleme aşamasında sıkıntımız var. Bizim büyük bir
sahnemiz yok, çoğu özel tiyatronun öyle büyük sahnesi yoktur. Ayrıca Ekim Sanat
Atölyesi olarak Nilüfer Belediyesine çok teşekkür etmek istiyorum, Bursa'da bize
ve birkaç özel tiyatroya daha kapılarını açıyor seyircimizle buluşmamızı
sağlıyor. Devlete gelince ödenekli tiyatrolar, şehir tiyatroları var ama bugünkü
siyasi iktidar , kapatmaktan bahsediyor tiyatroları, doğrudur yanlıştır
tartışacağım konu değil, ama insanlar çok küçük paralara güzel oyunlar
izleyebiliyorlar. Çünkü şunu biliyorum Devlet Tiyatrolarında da üç-beş yıl
hiçbir iş yapmayıp para kazanan adamlarda var. Yani sezonda oyun oynamamış ama
işini yapmadan maaş almaya devam ediyor. Bununda tabi düzeltilmesi lazım ama bu
kapatarak olmaz.
- Sanatçı dediğin üreten, var eden her daim hareket halinde olan ve yeniliklere
açık kişilerdir, tabi bu benim kendi fikrim. Ama devlet tiyatrolarına baktığımız
zaman orada memur hayatı gibi işleyen bir sistem mi görüyoruz. Devlet sanatçısı,
devletin maaşlı memuru mu demek?
M. D: Ben devlet tiyatrolarında hiç çalışmadım ama hocalarım, ağabeylerim hala
çalışan, idarecilik yapan tanıdıklarım var. Gözlemime dayanarak söylersem eğer
bir memur kafası zihniyeti var, dediğimde buydu düzenlenmesi gerekende bu
aslında.
- "Bankamatik Sanatçılığı" demiştin biraz önce, nasıl bir şey o?
M. D: Bir yerden duymuştum, bankamatik sanatçılığı diye. Yani sadece maaşını
alan tipler var benim duyduğum şekilde yani maaşını almaya gidiyor, devlet
tiyatrosuyla ilişkisi o. Eğer bu durum düzeltilirse tekrar söylüyorum devlet
tiyatroları devam etmeli. Aynı zamanda Devlet, özel tiyatrolara desteğini de
esirgememeli.
- Ya sansür!. . Şu anki sistemde tiyatroya ve sinemaya sansür uygulanıyor mu?
M. D: Kesinlikle uygulanıyor. Hangi festival olduğunu unuttum ama bir festivalde,
bir sinema filminin tabi bu kısmı tırnak içinde söylüyorum "yasa dışı örgüt
propagandası" yaptığına dair izlenim olduğu için film sansürlendi. Hatta
sinemacılarda bu durumu eleştirmişlerdi, evet sansür var. Mesela eskiden
çalıştığım ödenekli tiyatroda da çok bariz olmasa da ufak sansürlerle,
engellemelerle örneğin; "Burası öyle olmaz yanlış anlaşılır. " Diyen sanatçı
değil idarecilerle, belediye idarecileri ile kendim karşılaştım. Bir yapı olarak
sansür var. İnsanlar bireysel olarak da müdahale ediyorlar sanata bu sistematik
halde de söz konusu. Türkiye'de bu sansür olayının aşılacağını da sanmıyorum.
Reha Erdem ile çalışmak benim için büyük bir şans
Haydi biraz senden bahsedelim, Reha Erdem'in Kosmos filminde oynamıştın, teklif
sana nasıl geldi?
M. D: Ali Düşenkalkar geldi Bursa'ya Şehir Tiyatrosunda Deli İbrahim'i yaptı,
bizim genel sanat yönetmenimiz Ömer Naci Topçu'da bağlantıya girdi, "Fareler ve
İnsanlar" yapalım dendi. Bende Ali Düşenkalkar'ın rejisörlüğünde Fareler ve
İnsanlarda görev aldım. Fareler ve İnsanlar'da oynarken bir haber geldi; Reha
Erdem'in çekeceği film için bizim tiyatroya cast direktörü gelecek ve çekim
yapacaklar. Bu bağlantıyı yapanda Ali Düşenkalkar. Cast Direktörü bizim
tiyatroya geliyor çekim yapılıyor işte. Tabi hiçbir umudum yoktu aradan birkaç
gün geçti telefonum çaldı Reha Erdem'in filmi Kosmos için arıyoruz görüşmeye
İstanbul'a gelir misiniz, hemen gittim. Yardımcı Yönetmenimiz Umut Aral vardı
bir deneme çekimi aldık. Reha Bey'in oynadığım rol için beni düşündüğünü söyledi.
Beni arayacaklarmış tabi üç hafta boyunca telefon falan gelmedi sonra bir gece
telefon çaldı "Yarın sabah 10'da Kars'ta olacağız İstanbul'a gel" diye, tabi ben
apar-topar hazırlandım, öyle başladı işte.
- Bilmeyenler içinde söyleyelim, Kosmos Filminde hangi rolde oynamıştın?
M. D: Filminde dört ya da beş ayrı duruma değiniyor. Değindiği durumlardan bir
tanesi de bendim. Filmde dört köylü kardeştik ben en küçükleriydim. Hatta bizim
hikayemizde Karamazov Kardeşler hikayesi de vardır.
-Şimdi Reha Erdem'in yeni filminde oynayacaksın, oynayacağın rol nedir ya da
bize filmle alakalı ipucu vermen mümkün mü?
M. D: Tabi filmle ilgili bir bilgi veremem ama eylül ya da ekim ayında
çekimlerine başlanacağını biliyorum. Kesin bir şey söyleyemem ama benim rolümde
bir motor tamircisi olabilir. Ama hangi rol olursa olsun önemli değil benim için
çünkü işin başında Reha Erdem var.
- Reha Erdem Sinemasını oldum olası sevmişimdir, Korkuyorum Anne, Beş Vakit ve
Kosmos benim favorilerim arasında.
M. D: Gerçekten Türk Sinemamızda önemli bir yönetmen iyi filmler yapıyor,
Kosmos'da çok başarılı filmlerinden bir tanesi ama ben Kaç Para Kaç'ı izlediğim
vakit filmin son sahnesinde resmen tokat yemiştim. İnanılmaz filmleri var Hayat
Var'da başarılı filmlerinden bir tanesi.
- Biraz metafiziksel olacak ama tüm tekliflerin ve hayatındaki dönüm noktaların
sen uyurken olmuş herhalde.
M. D: Galiba benim hayatımda uyumak çok önemli çünkü hayatımın dönüm noktaları
hep uyuduğum anlarda geldi, tiyatroya başlamam, Gaziantep'e gitmem, Reha
Erdem'in filminde oynamam. Hep uyduğum zamanlarda aldığım telefonlar ile hayatım
değişti.
-Yoksa sende bir Kosmos musun?
M. D: Yoo Kosmos falan değilim ama mutlu bir adamım, çekim yasasından falan
bahsetmeyeceğim. Hayatım boyunca zorluklar yaşamış bir adamım ama hep mutlu
olmaya çalıştım belki bundandır.
Hafta içi röportajın ikinci kısmı ile yeniden karşınızda olacağım. Murat'ın
kanseri yenme serüvenini anlatacağız ve Ekim Sanat Atölyesinin Bursa'da yaptığı
Olay Var isimli doğaçlama tiyatro hakkında konuşacağız.
17-05-2015
Büşra Ak
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sev
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0




















