ANAMDAN İNCİLER

Cezaevlerindeki yemeğin nasıl yapıldığını ve hangi lezzetle olabileceğini herkes bilmektedir. Yapılan yemekleri yeniden terbiye yapmak, neredeyse bir kural gibidir ve buradaki yaşam, ayrı bir gezegendeki yaşam gibidir.

12.08.2011 - 14:40
889
Dışarıdan bir mektubun gelmesi, açık ya da kapalı ziyaretlerin olması, içerideki tıpkı bezelye taneleri gibi birbirine benzeyen günleri ayrıştırıyordu ve ona bir anlam, renklilik kazandırıyordu.

Koğuşta bir hareketlilik ve bir telaş vardı. Nedeni açık görüşe çıkacak olmamızdı. Akşamdan yatak altına ütülü olsun diye bıraktıklarımız pantolonlarımızı giymiş, traşımızı olmuş, isimlerimizin anons edilmesini bekliyorduk. Bursa E Tipi yine olağanüstü günlerinden birini yaşayacaktı. İsimlerimiz okununca, yaptığımız elişlerini yanımıza alarak kapı altına, oradan da açık görüş yapılacak avluya çıktık. Bir uğultu, bir sevinç dalgası sarmıştı her yanını avlunun. Anamı gördüm; yüzü gülüyordu, yeğenimin elinden tutmuştu. Yeğenim ağlıyordu ama elindeki ekmeği de bırakmıyordu. İkisine birden koştum; sarıldık, öpüştük... Özlemlerimizle, sevinçlerimizle çöktük sıralara. Yeğenim anamdan kopup yanıma geldi, kucağıma oturdu. Elindeki ekmeği bana verdi.

"Amca bu senin." dedi.

Anlayamamıştım. "Sen yemelisin." dedim. " Büyümelisin."

" Amca ben her zaman yiyorum. Sen ye."

Ekmeği aldım...Ekmek kokuyordu. Arasında köfte vardı ve köfte mis gibi kokuyordu.

"Peki sen neden ağlıyorsun?" diye sordum yeğenime.

Gözyaşlarını silerek güldü: "Ağlamıyorum ki" dedi.

"Peki nedir bu gözyaşların?"

Gülümseyerek "Nedenini bana değil babaanneme sormalısın." dedi.

Nedenini anlıyordum şimdi. Anam, yeğenim ile iş birliği yaparak elindeki köfte ekmeği bana ulaştırmak için bir plan yapmışlar ve başarmışlardı da. İçeriye yiyecek sokmak yasaktı. Anam yeğenimin eline çeyrek ekmek köfteyi tutuşturup, "Bunu amcana yetiştirmeliyiz." demiş. "Gardiyan elinden almaya kalkarsa, kendini yerlere at, avazın çıktığı kadar bağır, susma ve en önemlisi elindeki köfteyi kaptırma!"

Başarmışlardı.

Açık görüş bittikten sonra ziyaretçilerim gitti. Çeyrek ekmeği ve köfteleri aramızda paylaştık koğuş arkadaşlarımla. Köftesini koklayan, dalıp dalıp uzaklara bakan, köftesini kitap sayfaları arasında kurutmaya kalkanlar bile olmuştu!

Anamın ince zekasına bir kez daha hayran kalmıştık.

---------

Anam iyi turşu kurardı. Kurduğu turşu suyuna doyum olmazdı, bir içen bir daha isterdi.. Ama turşuyu mevsimine göre kurmak zordu ve emek isterdi...

Bir aksam üstü yer sofrası kurulmuştu, kurufasulyeden çıkan mis gibi koku etrafa yayılıyordu. Yanında beni de yiyin diyen tereyağlı pilav vardı.
Biz yemeğimizi afiyetle yerken kapı çalındı. Davetsiz gelen bir arkadaşımdı; yanında hamile karısı da vardı... Teklifsiz oturdular sofraya. "Hala başka turşu yok mu?" diye sordu hamile eşi. Anam ona yanıt vermeksizin; başıyla bacıma "getir" gibilerden bir işaret etti...

Bacımın getirdiği turşuyu bitirdi ve suyunu da bir dikişte içti... " Biraz daha yok mu Hala?" dedi Anam duymazlıktan geldi. Gelin sorusunu yenileyince;" Anam" dedi "Sen hamilesin... Ye tatlıyı çıkar Hakkı´yı… Ye ekşiyi çıkar Ayşe´yi.  Ayşeyi istemiyorsan eğer bol bol tatlı ye."
Arkadaş karısından önce atıldi; "Ne edem Ayşe´yi hala?" dedi. "Tatlı yok mu tatlı?"

Turşusunu kurtarmıştı Anam... Biz de kaşığı bırakmış gülmeye başlamıştık….

---------

Hastaneden çıktık, otobüs durağına yürüdük. Hemen önümüzde bir kaç genç aralarında tartışıyorlardı. Güzel giyimli kısa etekli bir genç kız ise takım elbiseli bir genci zorla kolundan çekeliyor, 'Boş ver aşkım '' diyordu 'karışma bu serserilere, gidelim buradan.''

Takım elbiseli genç duymazdan geliyordu yanındakini, ''Bunlara gereken dersi vermeliyim!'' diye yineleyip duruyordu. Karşısındaki üç genç ise onu iyice tahrik edip, 'sıkıysa gel.' diyordu.'' gel de kim kimin dersini verir birlikte görelim.''

Anam olanları izliyordu, acısı yüzünden okunuyordu ayrıca. Dayanamadı yanına gitti takım elbiseli gencin. Usulca koluna girdi, kulağına bir şeyler fısıldadı onun. Genç, anamın elini öptükten sonra, bir şey olmamış gibi sevgilisini koluna takıp, durdurttuğu ilk taksiye hızla binip uzaklaştı oradan. Uzaklaşırken taksinin arka camında el sallıyorlardı.

Anama 'sihirli sözcüğü' sordum. Acıyla gülümsedi. 'Gence boş ver şimdi sen bunlarla uğraşmayı...'' dedim ''Senin yapılacak önemli işlerin olmalı!''

Necmettin Yalçınkaya

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sev Sev 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızgın Kızgın 0