ANAMDAN iNCiLER 2
Dernekte panel vardı. Kalabalık bir kitle katılmıştı panele. Ateşli bir tartışma hüküm sürüyordu... Ama bu tartışma uzun ömürlü olamadı ne yazık ki, anamın sayesinde.
Kalabaliktan biri; "Ya ana ayıptır!" dedi." Bir teneke için dernek basılır mı? Hem de halkımızın derneğini!"
"Öyle mi?" dedi anam dudağını büzerek." Benim inşaatta sizin malınız değil mi? Alaylı alaylı baktı kalabalığa. ''Ola'' dedi. ''Siz daha devrim yapmadan halkın malına göz diktiniz. Olmaya ki devrim yaparsanız vay halimize bizim..." Kolundaki kalın burma bileziği göstererek "A ha bu kefen parama da el koyarsınız!" dedikten sonra kapıyı yüzümüze çarptı adeta.
Ardından söylene söylene çekip gitti yoluna...
--------
Mahallede ilk çamaşır makinasını annem satın aldı. Hem de tam otomatik çamaşır makinesiydi bu. Keyfine diyecek yok gibiydi anamın. Kapının önüne oturmuş yoldan geçenleri durduruyor, onları koridora zorla sokup yeni aldığı çamaşır makinesini gururla karışık bir heyecanla gösteriyordu onlara...
Ben ve kardeşim okuldan dönüyorduk eve. Bahçeden geçerken gördüğümüz manzara karşısında hayrete düştük, donduk adeta: Çamaşır telinde bizim çamaşırlarımız sallanıyordu ve tüm çamaşırların ve okul üniformalarımızın renkleri birbirine karışmıştı.
Anamın üzerine yürüdük adeta. "Ana bu ne?" diye sorduk bağırarak.
" Yıkadım! "
" Bu nasıl yıkama?"
Sinirlendi. "Ero sıpalar!" diye seslendi bize. "Bana ne bağırıyorsunuz sanki? Gidin bu makineyi satanlara sorun. Bir de mühendislerine..."
Sustuk. Küçük kardeşim atıldı. " Niye onlara soracakmışız ki?'' diye diklendi. ' Onlar mı gelip yıkadı çamaşırları?"
Annem "Hani bu makina tam otomatikti? Kendisi niye ayırmıyor o zaman çamaşırı? Madem ben ayıracaktım bunun adı neden tam otomatik makine? Renklileri, beyazları, narinleri makine kendisi ayırsa ya..." demez mi! Konuştu da konuştu... Sonunda pes ettik sustuk.
Ertesi gün okul dönüşü elimizden tutarak bizi bir mağazaya soktu. Yeni okul üniformaları satın aldı. Satıcıya parasını uzatırken," Senden almazdım ama sen git "tam otomatiğe şükret" dedi.
Satıcı paranın üstünü uzatırken, kendi kendine "Bu işten bir şey anlamadım ama neyse.." diye mırıldanmaya başladı...
----------
Dayım uzun zorlu geçen yılların ardından, ülkeye izine gelmişti. Adı batasıca gurbet dayımı sevdiklerinden ayırmıştı. Sevdiklerini de ondan. Herkes birbirine hasret uzaklarda ağlamıştı. Kim bilir kaç mendil ıslanmıştı. Anama sıkıca sarılmış bir halde ağlıyordu. Anamın gözpınarları çoktan kurumuştu.
Anama birilerini soruyor, ''Rahmetli oldu, öldü, göçtü, kurtuldu.'' diyordu anam..
Dayım,
''O da mi öldü bacı! '' diyor, ardından gözyaşı döküyordu ölenlere. Aslında yıllarca içinde biriktirdiği özlemi, hasreti dışa vuruyordu.
'Yeter ağlama artık.'' dedi Anam.'' Olan oldu, ölen oldu, yaşam devam ediyor yine de... ''
Dayım ağlamayı, sızlanmayı kesti birden. Anam politik takıldı birden. 'Bir de olaya farklı bir pencereden bak Milo'' dedi.'' Gitmeseydin burada kalsaydın belki sen de ölmüş olacaktın... Bak sen Almanya`ya gidince ölüm sıranı savdın...
fena mı oldu!"
Anamın bu sözü dayımın hoşuna gitmiş olmalı ki ağlamayı tamamen bıraktı başladı gülmeye...
Necmettin Yalçınkaya
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sev
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızgın
0




















