Aşka Veda ve Can Dündar
Yaşamımızda ilginç olayların yeri az değildir. Geçen günlerde tespit ettiğim bir durumu okurlarla paylaşmayı uygun buldum. Aşağıda geçenlerde Can Dündar’a gönderdiğim e-postayı bulacaksınız. ------------ (E- Postanın Başlangıcı) -------- Gönderilen Mesaj -------- Konu: Kitabiniz "aska veda" hakkinda Tarih: Sali, 03 Mar 2015 23:40:16 Kimden: Turgay Yahoo Kime: Can………@gmail.com Sayın Dündar,
Şaşırdım çünkü "Aşka Veda" 2002 yılında yayınlanmış olan ikinci şiir kitabımın adıdır. Bu şaşkınlıkla internette arama motorunda yaptığım araştırmada; sizden önce (ama benden sonra) daha iki kişinin bu adı kendi kitaplarında kullanmış olduğunu hayretle tespit ettim.
Oysa şiir kitabım "Aşka Veda", yayınlandığı 2002 yılından itibaren internette bazen kitap olarak bazen de içindeki şiirlerle yer almış ve okurlarla buluşmuştu. Arama motorlarında "Aşka Veda" sözcükleri aratıldığında sonuçlar kitabıma ve şiirlerime gidiyordu. Son yıllarda bunu kontrol etme ihtiyacı bile duymamıştım.
Şimdi durum böyle olunca diğerleri ve sizin için ilk aklıma gelen ilk soru şuydu:
"Kitabınıza isim koyarken 'acaba bu isimde daha önce yayınlanmış bir kitap var mı?' diyerek araştırma yapmadınız mı?" Vereceğiniz yanıtın doğuracağı başka soruların da ortaya çıkması mümkün.
Yanıtınızı merakla bekliyorum.
Dostça selamlar,
Turgay Usanmaz
http://arsiv.sirince.net/modules.php?name=Content&pa=list_pages_categories&cid=14
http://arsiv.sirince.net/modules.php?name=Turgay
------------ (E- Postanın Sonu)
Ne yazık ki aradan birkaç hafta geçmesine rağmen bir yanıt alamadım. Twitter üzerinden e-postamı alıp almadığı sorum da yanıtsız kaldı.
Can Bey birkaç cümleyle yanıt verse, konu kapanacak. Öyle hayati bir mesele değil. Ama bu çabalarımdan yanıt alamayınca bendeki merak rahatsızlığa dönüştü. Bu nedenle Bursa’daki kitap fuarında Can Bey’le karşılaşmaya ve yukarıdaki e-postamı kitabımla birlikte Can Bey’e vermeye karar verdim. Öyle ya, kendisi sadece mailimi okumakla kalmayacak benden üstüne üstlük bir hediye kitap alacaktı. Eh karşılığında ben ondan bir şey istemiyordum, sadece e-mailimde sorduğum soruya yanıt.
Bursa Kitap Fuarı’nda Can Dündar’ın bulunduğu gün ben de fuara gittim. E-postamı yazıcıdan çıkartmış kitabın içine koydum. Deniz Gezmiş’le ilgili söyleşinin yapıldığı salonda kitabımı ona verebilme şansım olmadı. Kendisi kitaplarını imzalamaya başlayınca yanına yaklaşamadım bile. Okurlar uzun bir kuyruk oluşturmuştu. Diğer yandan da yayınevinden birkaç görevli koruma gibi davranıyor, kimseyi onun yanına yaklaştırmıyordu.
Ben sadece e-postamı alıp almadığını soracak, sonra da e-postamın içinde olduğu kitabımı verecektim. Bir dakika bile fazla bu iş için. “Korumalar” “olmaz!” dediler. “Ben de hiç olmazsa kitabımı masasının üstüne koyayım” dedim ve sonunda bunu kabul ettirebildim.
Ve kitabımı o kitap imzalarken masasının üzerine koydum. Tepkisini gözlemlemek için en az 15-20 dakika bekledim. Kitabımın üstündeki bir sineğin dansını izledim. Kitabımı orada görmemesi imkansızdı. Kim bilir ya gördü o anda yoğunluğu dolayısıyla ilgilen(e)medi ya da görmezden gelmeyi tercih etti. Orada duran “koruma” kendisinin aynı arabayla Ankara’ya Can Bey’le birlikte döneceğini, kitabı bizzat ona vereceği sözünü vermesi üzerine oradan ayrıldım.

Şu anda bu olay üzerinden bir ayı aşkın süre geçmesine karşın hala Can Dündar’dan hala yanıt almış değilim. Gelişmeler bende ihtimallerden biri olan “onun bana özellikle yanıt vermemeyi seçtiği” düşüncesini güçlendirdi. Bu düşünce güçlendiği için de bu olayı anlatan bu yazıyı yazmaya ve internette yayınlamaya karar verdim.
Bu yazının yayınlandığı sitelerin linklerini Sayın Can Dündar’a e-postayla ve Twitter’den ileteceğim. Konunun bu noktaya gelmiş olmasının nedeni Can Dündar’ın kendisidir. Umarım bu sefer bir yanıt gelir.
Her durumda ben bir süre sonra bu yazıya ek olarak düşüncelerimi belirteceğim.
Okurların da düşüncelerini ve yorumlarını görebileceğimizi umuyorum.
Turgay Usanmaz
Alanya, 20-05-2015


















